Bir Fransız Klasiği: Şişkolar ve Sıskalar

İsimleri Göbekistan ve Kemikistan olan birbirinden farklı iki ülke. Aralarındaki sınırda kalan bir adaya verdikleri isim yüzünden yıllardır birbirlerinden hazzetmeyen hatta birbirleriyle savaşan iki tuhaf ülke. Göbekistan halkı o adaya Şişka adası diyor, Kemikistan halkı ise Sısko demekte ısrar ediyor. Bu isim konusunda o kadar ciddiler ki vatandaşlarını bu konuda eğitiyor, bu uğurda nesiller yetiştiriyorlar.”Koskoca iki ülke bir adanın ismi yüzünden tartışır mı canım”, demeyin! Büyüklerin savaş kararları, bundan çok daha fazla önemli olmamıştır zaten.

Andre Maurois’in ironik bir dille yazdığı Şişkolarla Sıskalar savaşın trajedisini çocuklara semboller üzerinden anlatmayı hedefleyen bir kitap. Yer altına inen iki çocuğun zaman ve mekan boyutlarını aşan ilginç bir tecrübesini anlatıyor. Zayıf olan İlkay’ın Kemikistan gemisine, şişman Ünal’ın da Göbekistan gemisine binmesiyle başlayan hikaye ilginç bir fantastik serüven değil, bir politik  metin olarak okunabilir. Çünkü bu iki çocuk daha önce hiç görmedikleri tiplerle tanışırlar. Bir adanın ismi yüzünden yüzyıllardır düşman olan bu iki ülkedeki garip uygulamalara bakarlar. Uluslararası ilişkilerin hangi değerler üzerinden belirlendiğini gösteren bu ironik kitap, mübalağalı bir anlatıya sahip.

Hayat felsefelerini aşırı yemek yemek, sürekli uyumak ve hiçbir şey yapmamak üzere kuran Göbekistan halkı yani Şişkolar, zevk için değil yaşamak için yemek düsturuna sahip, hiç durmadan çalışan ve asla yorulmak bilmeyen Kemikistan halkının yani Sıskaların ülkelerine saldırması sonucu savaşı kaybederler. Göbekistan halkı yemeğe ve rahatlığa o kadar düşkündür ki savaşmak için gereken çabayı bile gösteremez. Taktik değiştirerek savaşı kazanan Kemikistan halkı birşeyi unutmuştur. Sıcak savaşı kazanınca iş bitmez, kültürel savaş diye birşey var. Peki ne oldu dersiniz?

Sıcak savaşın sona erip de Sıskaların Göbekistan’a yerleşmesi zamanla iki farklı halk arasındaki zorunlu iletişimi başlattı. Şişkoların tüm alışkanlıkları zamanla sıskalara geçti. Kim şişko kim sıska karışır oldu. Adı için savaşıp durdukları adaya da ortak bir kararla şeftali tomurcukları adası ismini verdiler. Onca savaş boşunaydı anlayacağınız. Ortak bir isim vermek, ortak bir noktaya gelmek sanıldığı kadar zor değildi.

Savaşın ardından gelen barış da bir imtihandır. Sıskalar Göbekistan halkı şişkolar hakkında bir karar vermeliler. Yurttaş mı olacaklar yoksa buyruk altında yaşayan bir azınlık mı? Genel idare seçimlerinde şişkolar da sıskalarla birlikte oy kullanacaktır. Bakan Boştabak’ın seçim öncesi konuşması ilginçtir:

“Şişkolarla sıskalar birleşmelidir. İnsanların kilolarına göre ayrıldıkları nerede görülmüştür. Gerçeğin gerçek sayılabilmesi için elli kilodan az mı gelmesi gerekir? Şişkolar insan değil midir? Siz böyle düşünebilirsiniz belki. Ama ben böyle düşünmüyorum. Yeryüzünde yaşayanlara bakın. Sıskaların çoğunlukta olduğu ülkeleri hep şişkolar yönetir. Biz de onlar gibi olalım. Güçlü yenilmez bir devlet kuralım: Yeraltı Birleşik Devletleri.”

Herkes Boştabak gibi düşünmez. Bu birleşmeden tereddüdü olanlar da vardır.

Sonuçta kimsenin tartılmadan özgürce yaşadığı bir ülke ortamı oluştu. Yemek ve yaşamak şişkolar için çok önemli olduğundan ülkede ekonomik bir canlılık bile yaşandı. Açılan dükkanlar, cafeler vs eko-sosyal bir değişim gittikçe arttı. Şişkoların yaşam alışkanlıkları zamanla sıskaları da etkiledi ve sıskalar şişkolar gibi oldular.

Yazar Maurois’in şişkolara nazaran sıskaların yanında olduklarını düşündürten kitap, sonlara doğru bu yargıyı kırıyor. Sonunda şişman kültürünün galip gelmesiyle sıskaları değiştirmesi ya yazarın tercihi ya da kaçınılmaz bir realite olarak karşımızda duruyor.

Soralım o zaman; madem iş bu noktaya varacaktı? O halde savaş niçindi?

 

Şişkolarla Sıskalar
Andre Maurois
Can yayınları – 12.baskı 2012

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir