Dedemin Bakkalı kitabına eleştiriler

Erciş İyilik Atölyesi okuma grubu Şermin Çarkacı’nın “Dedemin Bakkalı” kitabına yönelik eleştirilerini paylaşmış:

Erciş’te İyilik Atölyesi Okuma Grubu olarak çok sayıda satın alarak okuduğumuz kitaptan beklentimiz yüksekti. Bazı açılardan bu beklentimizi karşıladığını da gönül rahatlığıyla ifade edebilirim. Ancak kitaptaki çocuk karakterin bazı davranışları çocuklar için olumsuz bir model çiziyor.

1- Yalan söyleyen bir karakterin, bu yalanları iyi amaçlarla söylemiş olmasını anlayabilir ve normal görebilirdik ancak bu yalanlar neredeyse her birkaç sayfada bir tekrarlanınca elbette ki olumsuz bir model oluyor.

2- Bir çocuğun bütün yaşam felsefesini daha fazla ticaret, daha fazla para olarak göstermek de oldukça yanlış. Para vurgusu kitapta sevgi, saygı, paylaşmak, iyilik, hoşgörü gibi değerlerle karşılaştırılamayacak kadar ön planda. Şermin Çarkacı’nın çocukluğu böyle geçmiş olsa da kitapta tamamen böyle aktarması gerekmezdi.

“İlk iki kitabı sattım. İki katı fiyatına… Normalde ikinci el kitabın daha ucuz olması gerekiyordu. Ama burası normal bir yer değildi. Gitsin normal yerden alsın o zaman. ………. Kitapları elinden zor kurtardım. Kitapları satamadım ama belki ileride kütüphane kurardım. Ama paralı…”

3- Çevresindeki yaşlılar için aşağılayıcı ifadeler kullanan bir çocuğun çok satan bir kitabın karakteri olması ürkütücü!

“Ne güzel yaaa. Ormanda bir başına… Başında kaşı gözü ayrı oynayan dedesi yok, ‘yemek ye’ diyen annesi yok, doktor yok, Melahat yok, Lütfiye yok.”

“Son çare çeşmeci Dede dediler. ‘Çeşmeci Dede mi? Onun kendine hayrı yok, çok yaşlı’ dedim.”

4- Annesine karşı antipati besleyen, evde annesi ile vakit geçirmemek için fırsatını bulduğu anda dışarı kaçan bir çocuk karakteri, kendisi de anne olan yazar nasıl kaleme aldı, anlamak mümkün değil.

5- Kitapta camide geçen bazı bölümlerde, çocuk karakterin can sıkıntısından patlaması ise çocukların gözünde camiyi kötüleştireceği gibi, Kur’an öğrenmek için farklı kişilerin yanına gönderilen karakterin bu kişilerde sürekli olumsuzluklarla karşılaşması da çocukları Kur’an öğrenmekten elbette soğutacaktır. Esasında böyle bir şeyi kasıtlı olarka yapmadığına, amacının bu olmadığıan emin olsak da, metin okurda nihayetinde bu sonucu doğuracaktır.

“İçerisi gayet kalabalık olduğu için, eğitim gayet zayıftı ve hocanon seninle ilgilendiği anlar çok kısıtlıydı. Bana sıra geldiğinde hızlıca Elham, Kulhuvallah, Subhaneke’yi okuyor sonra bir köşede Çokomel kağıdından ayraç yapıyordum. Sıkıntıdan patlamak üzereydim! Bir gün hoca camiyi süpürmemizi istedi. Çocuklar koşa koşa süpürgeleri alıp başladılar süpürmeye. Benim ömrüm süpürgeyle geçmiş, bakkalı süpür, kahveyi süpür… Oldu, gelip bir de camiyi süpüreyim. ‘Hayatta süpürmem’ dedim. Sonuçta okula gidiyorduk normal günlerde, o zaman okulu biz mi süpürüyorduk?”

“İstiyordum ki aynı özeni o da göstersin. Ama göstermiyordu. Yaşlıydı. Habire çişi geliyor, tuvalate gidip abdestini tazelemeden bana Kur’an öğretiyordu.”

6- Bütün macerasını dinlediğimize emin olduğumuz bu kitabın, sırf satış başarısı yakaladı diye, “Dedemin Bakkalı Çırak” ismiyle bir devam kitabının çıkarılması da ne yazık ki sosyal medyada aslında örnek alınacak işler yapan yazarı sorgulamaya itiyor bizleri.

Bu nedenlerle, yetişkinler için “eyvallah” ama çocuklar için bu kitabın uygun olmadığını düşünüyor ve yayıncısı ile yazarını bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz.

 

KAYNAK: edebiyathaberleri

2 comments

  • Benzer şeyleri düşünüp, büyük hayal kırıklığı yaşamıştım okuduğumda. Bunun nedeni de sosyal medya hesabında okurlarının çok abartması oldu, yoksa kötü bir kitap deyip geçebilirim. Çok büyük satış rakamlarına ulaşması ve ikincisinin çıkması ki o da orjinal değil, sadece sosyal medyayı başarılı yönetmelerine bağlıyorum. Vasat bile diyemiyorum.

  • Ben kasti yapıldığını düşünüyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir