Çocuk Edebiyatıyla Ötekileştirme(me)

Farklılıklara saygı ve farklılığın zenginliği tabirlerini çok sık kullanırız ama bu kelimeler birer ide olarak kalır sanki, günlük yaşamda tam tersi bir görünüm vardır. Toplumumuzda farklılıklara saygı çok zor gözlemlenir, daha çok bir ötekileştirme hali hakimdir. Bu durumun çelişkisini çocuklar kısa sürede anlar. Neyse ki onları bilinçli kılmak ve ötekileştirmeden korumak adına bazı güzel kitaplar var. Ahi Evran Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Türkyılmaz’ın listelediği kitaplar çocuklara ötekileştirmemeyi(!) anlatıyor.

 

Farklı ama aynı- Feridun Oral: Bir gün bir oğlak dünyaya gelir. Ön ayakları tutmayan bu oğlağı uzun bir süre heybesinde taşıyan merhametli çoban, onun diğerlerinin arasına karışabilmesi için bir bisiklet yapar. Kendisiyle alay edilen oğlak tekerden yapılmış bu yeni ayakları sayesinde sürüye karışır ve arkadaş olur. Zamanla büyüyen oğlağın biri siyah diğeri beyaz iki yavrusu dünyaya gelir. Bu kitapta hem engellilerin günlük yaşamdaki yerine değiniliyor hem de siyah-beyaz yavru teması ile farklılığa yer veriliyor.

 

Konrad ya da konserve kutusundan çıkan çocuk- Christine Nöstlinger: Bir gün Bayan Bartolotti’ye bir kargo tarafından konserve kutusunda bir çocuk bırakılır. 7 yaşındaki Konrad ile Bayan Bartolotti arasında geçen diyaloglar farklılıkların normalliği ve yaşamı güzelleştirdiği şeklindedir:  “Dünyada benden başka hiç kimse de yok ben de onunla
övünüyorum! Güzel değil mi, ne dersin? Herkes benim gibi değil, ama farklı olanlara da hak vermek gerek…” , ““Herkes birbirinden farklıdır, başkalarını oldukları gibi kabul etmeli”. Konrad ise Konrad, fabrikadan gönderilme, ısmarlama çocuklardan biri olduğu için akıllı uslu bir çocuktur. Bununla beraber çocuktan daha ziyade yetişkine benzeyen bir düşünme biçimine sahiptir. Bu yüzden okuldaki tüm çocuklar, onu ötekileştirirler ve “Aptolotti-Bartolotti” diyerek onunla dalga geçerler. Burada Konrad’ın farklı kişiliğine yönelik bir saldırı, onun kişiliğini çoğunluğa benzetme çabası vardır. Bir süre sonra Konrad’ın yanlışlıkla Bayan Bartolotti’ye fabrikadan gönderilen bir çocuk olduğu anlaşılır. Fabrikanın yetkilileri, Konrad’ın peşine düşerler. Konrad’ın üretici firma tarafından alınmaması için onun diğer çocuklar gibi davranması gerekir. Bartolotti de Konrad’a sürekli telkinde bulunur. Ancak Konrad sadece kendisi olabileceğini, başkası olamayacağını ifade eder: “plan gerçekten çok iyi, ama anne, sen de biliyorsun, ben başka türlü olamam ki…”. Böylece kendin olmak ve öyle kalmanın altı çizilmiş olur.

 

Ö.T.E.K.İ (Gizli Topluluk)- Pedro Manas: Franz, göz tembelliği hastalığına yakalanır. Doktor onun gözüne bir bant takar. Franz artık tekgöz, mortgöz yakıştırmalarına maruz kalacaktır. Bu bandı takmasının hemen ardından Franz, kendisini banyoya kilitler. Anlatıcı tarafından durum şöyle açıklanır: “Belki de Franz’ın bu bandaj meselesini bu kadar kötü karşılamasının nedeni, o güne dek hayatının kesinlikle ve tartışılmaz biçimde normal gitmiş olmasıydı. Ne çok uzun boylu ne kısaydı, ne çok akıllı ne budala ne çok konuşkan ne de sessiz ve çekingen. Normal arkadaşlardan oluşan, normal oyunlar oynayan, normal notlar alan, normal konular için kavga gürültü çıkaran bir çocuktu… Öyle ki bandaj hayatındaki ilk ve biricik sıra dışı olaydı.” Bir gözünde bant olduğu için Franz okul içinde pek çok ayrımcılığa maruz kalır. Gerek öğretmeni gerekse arkadaşları tarafından dışlayıcı muameleler görür. Franz daha sonra kendi gibi çeşitli “anormal” özellikteki öğrencilerle takılmaya başlayacak ve gizli bir çeteye dahil olacaktır. Normal ve anormal üzerine değinileri bulunan kitapta herkesin az ya da çocuk kusurlarının bulunduğuna ama bu kusurların ötekileştirmeye sebep olmaması gerektiğine vurgu yapıyor.

 

Yanlışlıkla Dünyanın Öbür Ucuna Uçan Çocuk- John Boyne: Avustralya’nın en “normal” ailesi Brocketların “anormal” çocuğu Barnaby ve onun sıra dışı öyküsünü
konu edinen kitap Barnaby’in erken doğumuyla başlar. Daha dünyaya gelir gelmez tavan yükselir Barnaby çünkü yer çekimi kurallarına aykırı bir bünyesi vardır.  Bırakıldığı an yükselmeye başlamaktadır. Ailesi bir yerde tutmak için onu bağlamak; evin tavanına kafası değmesin diye tavana bir hazır yatak sabitlemek zorunda kalır. Barnaby 4 yaşına geldiğinde ayağından bir tasma ile bağlarlar. Birilerinin onu görüp tüm aileyi anormal olmakla suçlamasından çok endişelenirler. Çok zaman Barnaby, bu endişe yüzünden dışarı çıkarılmaz.  “Anormal”liği yüzünden dışarı çıkarılmayan çocuk bembeyazdır. Barnaby’nin güneşte dolaştırılması gerekir. Ancak ne anne ne de baba buna yanaşır. Hatta topu birbirlerine atarlar ve bu görevi yerine getirmek konusunda kavga ederler. Okul yaşı geldiğinde de Barnaby “istenmeyen çocuklar akademisine” gönderilir. Bir gün okul gezisinde sırtındaki kum çantasının olmamasından ötürü havaya doğru yükselmeye başlayan Barnaby’i o an orada olan tv kameraları çekmeye başlayınca herkeste bir panik oluşur. Tüm yardım taleplerine rağmen annesi Barnaby’in elini tutmaz ve onun havaya yükselmesini izler, böylece ondan kurtulabileceğini düşünür. Gökyüzünde uçarken bir ailenin balonuna denk gelir ve onlarla birlikte Brezilya’ya uçarak yeni bir hayata başlar. Kitapta ailelerin “anormal” çocukları istemeyişine, aile kavramına, insanların normallik tanımlarına ve yargılarına epeyce gönderme bulunuyor.

Mustafa Türkyılmaz

KAYNAK: eğitim bilimleri dergisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir