İyi ve güzelin parayı yendiği bir dünya

Kepler62: Gerisayım geçen günlerde Can Çocuk Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. Tıpkı basım ile dikkat çeken serinin ikinci kitabında ilk kitapta olduğu gibi Norveç ve Finlandiya’nın çocuk edebiyatı yazarlarından Bjørn Sortland, Timo Parvela ve Angry Birds akıllı telefon ve bilgisayar oyununun illüstratör ekibinden Pasi Pitkänen’ın imzası yer alıyor.

Çocukların yaşadıkları dünyayı sorgulamalarında bambaşka bir kapı açan Kepler62 bu kez düşle gerçek, dünya ile teknolojik gelişmeler arasında birbirine tutunan bir atmosfer yaratıyor. Kahramanlarımız kendi dünyalarını bulurken evrenin karmaşasıyla, düzenin yarattığı zorluklarla baş ediyor.

İnsanlığın hilesini bulamadığı oyun

Hikâyenin içinden bakarak anlatacak olursak, Dünya’ya çok benzeyen yeni gezegenlerin bulunduğuna dair söylentiler vardır. Çok uzun zamandır dünyadaki yaşamın da çivisi çıkmıştır. Kalabalık, çevre kirliliği ve savaşlar tarihin doruk noktasındadır. Hükümet, bir grup çocuğu, Dünya’ya benzer bir gezegen bulması için uzaya yollamaya karar verir. Çocuklar bu göreve seçilmek için de Kepler62 adlı oyunun bütün bölümlerini tamamlamalıdırlar. Kahramanımız Marie, hayatlarını savaş ve yıkımla kazanan, ölüm fabrikaları, tankları, denizaltıları olan çok zengin bir ailenin mensubudur.

Marie, hiç hesapta olmayan bir şekilde kendini Kepler62’nin içinde bulur. Bu oyunda onu cezbeden ama adını koyamadığı bir şey vardır. Oyunun aşırı zorluğu, oyunu oynarken bazı hile paketleri ve güncellemeleri almak zorunda olmaması Marie’nin hoşuna gider. Oyunun sonunda yalnızca birkaç kişinin yanıtını bulduğu bir sır vardır. Marie bu oyunla birlikte Dünya’daki değerlerin para ile alınamayacağını öğrenir. İçe dönük dünyasında karşısına ilk kez bu denli keskin bir gerçeklik çıkar. Marie, bu noktadan sonra paranın hayatımızı nasıl çevrelediği, nasıl bir eksen etrafında döndürdüğü konusunda sitemlerine ve sorgulamalarına başlar.

Yazarlarımız Bjørn Sortland ve Timo Parvela hikâyenin bu kısmında yazarlıklarının kudretini okur üzerinde hissettirmeyi ustalıkla başarıyor. Çocukları, ‘dünya hali’nden anlamayan bireyler olarak görmenin dışına çıkarak belki de edebî bir tabuyu yıkıyorlar. Çocukları korkusuz ve yetişkin bir birey olarak ele almaları anlatının kuvvetini artıyor. Kahramanın kendi iç hesaplaşmalarının dünya ile olan paralelliği ile okur üzerinde yaratılmak istenen etki doruk noktaya çıkıyor ve kahramanımız Marie üzerinden kişinin kendiyle hesaplaşmasını, diyalektik gerçekliğin etrafındaki kendini bulma macerasını, güçlü bir üslup ve distopyanın kurallarını zorlayan bir atmosferde görüyoruz.

Paranın yok sayıldığı bir gezegen

Hikâyenin ortasından devam edecek olursak, Marie, oyunun zorluğu karşısında karamsarlığa kapılır ve elindeki maddi güçle bunun üstesinden gelebileceğini düşünür. Ama bir yandan da hayalini kurduğu düzenin bu olmadığının farkındadır. Marie, kapitalizmi kendi iç dünyasında tartışır. Bu sahnelerde geçen “Takma isimleri artık gerçek isimlerinin yerini almış durumda dışarı çıkmıyorlar benimle arkadaşlar çünkü onlara para ödüyorum” cümlesi Marie’nin hayata bakışının kırılmaya başladığı anın başlangıcıdır. Sosyo-ekonomik bir girdabın içinde olan kahramanımız kendi iç sesiyle doğru olanın peşine düşer: Teknolojik gelişmelerle birlikte insanların nasıl kimliklerini yitirdiklerine, sanal bir dünyanın hem üreticisi hem tüketicisi konumunda olduklarına ve parayla her şeye sahip olunabileceği yanılgısına atıfta bulunur.

Parayla sahip olunan her şey Marie’nin canını fazlasıyla sıkmaya başlar fakat Marie dünyada yaşadığı süre içinde paradan ne kadar nefret etse de onun kullanıcısı, onun şekillendiricisi olmaktan kopamaz. Bu yüzden paranın önemli olmadığı bir gezegen ve yeni bir yaşam ister. Kötü bir çocukluk geçiren Marie annesini çok erken yaşta kaybetmiştir ve babasının paranoyalarından dolayı hayatına ve eğitimine evde devam eder. “Maaşlarını vermesem yanımdan sıvışıp gitmeyecek insanların olduğu bir yer. Yeni bir başlangıç yapabileceğim bir yer, kendim dışında kimse olmak zorunda kalmayacağım bir yer. İnsanlarla para ve silahlar olmadan yaşamayı düşünsene, kafa yoracak o kadar çok şey var ki başın patlayacakmış gibi oluyor” diyen Marie, paranın ve ondan doğan sonuçların insanları öldürdüğüne, distopik bir evren yarattığına inanır. Marie sorgulamaya başlar: Başka bir dünya mümkün müdür? İyi ve güzelin parayı yendiği bir dünya…

Kepler62 yolculuğu başlıyor

Marie tam da bunları sorgularken kendisine bir zarf gelir ve açar. Zarfta bir koordinatın yazılı olduğunu görür. Koordinatlar 51. Bölgeyi işaret eder. 51. Bölge Amerikalıların gizli ve ileri teknolojiyi geliştirdikleri bir merkezdir… Yeryüzündeki en gizli yer. Marie, bu bölgeye davet edilir ve uzaya, Kepler62 Gezegen Sistemi’ni araştırmaya gönderilecek ekibe alınır. Serinin ilk kitabından hatırladığımız arkadaşları Ari ve Joni’yle sıkı bir eğitimden geçirilirken hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark eder.

Marie için yeni bir hayat başlar. Merak ettiğimiz bir hayat.

Serinin 3. kitabında dünya iyinin ve güzelin olur mu? Bekleyip göreceğiz. Hayal ederek…

KAYNAK: Birgün Gazetesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir