Burası Benim Yerim

Çocuklar da tıpkı büyükler gibi kendi başlarına kalabilecekleri, rahat edebilecekleri özel bir alana ihtiyaç duyarlar. “Kendine ait bir oda” kavramı çocuklar için de geçerlidir ve onlar da müstakil bir hayat arzu ederler. Bu bir oda olabilir yahut oda içinde küçük bir köşe yahut bir masa üstü fark etmez. Tavşan Cancan gibi sadece sessiz bir şekilde kitap okuyabilecekleri herhangi bir yer. İşte bu kadarcık bir mesele!

Küçük Tavşan Cancan, büyük bir merakla eline aldığı Uzay Tavşanı kitabını okumak için çok heyecanlıdır. Kitabına tam başlamışken ortalığı ciddi bir gürültü kaplar. Konuşanlar, kahkaha atanlar, durmadan hapşıranlar, enstrüman çalanlar vs. derken Cancan, kitabını okuyamaz olur.

Beraber yaşamak bir mecburiyetse madem, herkesin istediği şeyi yapma imkânı ne olacak sorusu geliyor kitap kurgusunda? Sonuç: Cancan kimseyi incitmeden kendi öz benliğinin de hakkını vererek gayet güzel bir çare buluyor bu duruma. Eline aldığı boya kalemi ile bir daire çiziyor. Bu daire Cancan’ın artık özel alanı. Onu rahatsız eden tavşanları sınırları konusunda uyarıyor. Önceleri tavşanlar çizgiyi ihlal edip Cancan’ı kızdırmaya devam etse de zamanla herkes bu dairenin dışında olmayı kabulleniyor. Cancan’ı o çok istediği sessiz ve kendine ait alanda bırakıp kendi âlemlerine dalıyorlar.

Bir süre sonra bu sınır konusu tecrite dönüşüyor sanki. Cancan içeride olmaktan, diğer tavşanlar da dışarıda olmaktan biraz huzursuz oluyor.

Sonuç: Cık! Böyle de olmuyor. Beraber olmak, birlikte eğlenmek de güzeldir sonucuna varılıyor…

O hâlde herkesin, birbirinin mahremiyetine saygı duyacağı alanlar oluşturmak birinci gayemiz olmalı. Varlığımızın idraki bize zaman zaman tek olmak veya çoğalmak gibi güzellikleri de fısıldıyor. Ama birini diğerine tercih etmeden yaşamak zorunda olmanın hafifliğini her çocuk tadabilmeli. Her çocuğun müdahaleye kapalı, paylaşıma açık bir özel alanı olmalı.

KAYNAK: ÇOCUK ŞEHRİ DERGİSİ SAYI-6