Hiyerogliften Emojiye: Dilin Dijital Dönüşümü

Bugün teknoloji denince aklımıza ilk sıralarda gelmeyecek olsa bile, icadından bu yana uygarlığın temelini oluşturan yazı da başlı başına bir iletişim teknolojisidir aslında. İnsanlığın bilgi ve kültür birikimi, yazı sistemlerinin doğuşu ve evrimi sayesinde kayda geçirilerek kuşaktan kuşağa aktarılabilir duruma geliyor. Yazının icadıyla kalıplaşmış ifadelerin ezberlenmesi zorunluluğu ortadan kalkıyor, soyut konular üzerinde uzun süreli ve yoğun bir düşünsel üretim yapabilmenin ve bu üretimi çok sayıda insana aktarabilmenin önü açılıyor. Ayrıca aktarılan bilginin insan ömrü ve zihniyle sınırlı olmaması, birikimli olarak ilerleyen bilime önemli katkılar sağlıyor.

İkincil sözlü kültür dönemi

Yazının önemi kuşkusuz; fakat yazı öncesinde güçlü bir sözlü kültür geleneğinin var olduğunu unutmamak gerekiyor. Sözlü kültürü “ilkel” ve “vahşi” olarak nitelendirmeye karşı çıkan Walter J. Ong(1912-2003), yazıyla tanışmamış toplumların “birincil sözlü kültür” döneminde olduklarını söylüyor. Yazının icadıyla başlayan dönemi ise “yazılı kültür” dönemi olarak adlandırıyor. Matbaanın icadı da yazılı kültürün geniş kitlelere ulaşmasında katkı sağlıyor.

Daha yakın döneme geldiğimizde ise kitle iletişim araçlarının ortaya çıkışı, yeni bir dönemi başlatıyor. Ong, radyo, telefon ve televizyonun yaygınlaşmasıyla “ikincil sözlü kültür” döneminin başladığını söylüyor. Konuşma ve dinleme odaklı bu aygıtlarınneredeyse her eve girmesi sonucunda, insanlar yazarak düşünmektense tekrar işitsel ve sözlü süreçlere yöneliyorlar. İletişimin bu uzun yolculuğunun, 2000’li yıllara geldiğimizde, Web 2.0’ın ve dijital kültürün doğuşu ile yepyeni bir boyut kazandığını düşünebiliriz. Anlık mesajlaşma uygulamaları, sosyal medya ve bloglar, iletişimin tekrar yazılı süreçlere döndüğünü kanıtlar nitelikte. Belki nitelik bakımından değil; ancak nicelik bakımından artık çok daha fazla yazılı iletişim kuruyoruz. Söz konusu mecraların çoğumuz için vazgeçilmez oluşuyla beraber hayatımıza giren bir iletişim biçimi daha var aslında: emojiler. O anki halimizi, duygularımızı ve etkinliklerimizi göstermenin yeni bir aracı olarak yaygınlık kazanan emojilerin, yazı teknolojisinin ilk hali olan hiyerogliflerle olan benzerliği dikkatinizi çekiyor mu?Peki, tarihi M.Ö. 4000’lere dayanan hiyerogliflerle iletişim kurmak ne kadar mümkün?

Hiyeroglif geri mi döndü?

Yandaki örnekte, herhangi bir kelime kullanılmadan, işe gidildiğini, sonrasında konsere gidildiğini ve oyun oynandığını rahatlıkla anlayabiliyoruz. Ancak bunların hepsinin somut ifadeler olduğunu vurgulamakta yarar var. İnsanlık, gurur, dürüstlük gibi daha soyut kavramları emojilerle ifade edebilmek şu an için pek mümkün gözükmüyor.

DEVAMI VE TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ.

KAYNAK: DİJİTALMEDYA VE ÇOCUK YAZAN: FATİH GÜRGAN