Toplumun fırsat eşitliği: Kütüphaneler

Uygarlık tarihi ile yaşıt bir meslektir kütüphanecilik. En eski, en kutsal meslekler arasındadır. Yazı ile yaşıt, insanlığın hafızasını derleyen, toparlayan, koruyan geleceğe aktaran, bilgi mabedidir. Teknolojiye kaynaklık eden ve teknoloji ile daha da değer kazanan bir meslektir. İnsan var oldukça var olacak toplumsal fayda üretmeye devam edecektir…

Kütüphaneler toplumların en önemli kültür kurumlarındandır. Kütüphanelerin çeşitliliği, çokluğu ve niteliği toplumlardaki gelişmişlik ve refah seviyeleriyle orantılıdır. Günümüzde istatistik biliminin verdiği kütüphane sayılarımızla bu refahtan ne kadar mahrum olduğumuzu açıkça ortadadır.

Anadolu coğrafyasında antik dönemden cumhuriyet dönemine kadar köklü kütüphanelere ev sahipliği yapmış kültürel bakımdan zengin bir mirasa sahibiz. Bir yanda yazının ilk örnekleri çivi yazı ve kil tablet bu coğrafyanın kültürel mirası, bir yanda İskenderiye Kütüphanesi ile yarışan kitabın bugünkü formunu kazandıran, Parşömeni icat eden Bergama Kütüphanesi’nin mirası, bir yanda Efes Celsius Kütüphanesi mirası, Bir yanda vakıf kütüphaneleri, medrese kütüphaneleri mirası… Böyle köklü mirastan payımıza düşeni alamamış olmamız toplumsal bir sorun! 

Okul öncesinden başlamak suretiyle çocukların ve sonrasında gençlerin ve toplumun tüm kesimlerinin kitapla, kütüphane ile olan bağı gittikçe kopuyor. Kütüphaneler tıklım tıklım ama raflara sırtı dönük test çözen pasif kullanıcı çokluğundan ibaret. Sınav yarışının kitapsız koşucuları eğitim sisteminin mağdurları.

Çocuk coğrafyası kitaptan yoksun. Evde, okulda, mahallede kitap yok. Çocuklukla başlayan bu yoksunluk analitik düşünemeyen bireylerin yoksulluğuna dönüşüyor. 20 milyon çocuğun bulunduğu ülkemizde 40 adet bakımsız müstakil çocuk kütüphanesi ile hizmet veriyoruz. Okul kütüphaneleri istatistiklerde var gerçek hayatta yok. Geçici kapalı halk kütüphanelerimizi saymazsak 100 bin kişiye 1 halk kütüphanesi düşüyor. Çoğunluğu metrolpolde olan toplamda 11 milyon insanın yaşadığı ilçelerde halk kütüphanemiz yok. Akademik kütüphanelerimizin bir kaçını saymazsak akademiye bilime koleksiyon yetersiz. Harvard Üniversitesinin kütüphane bütçesi Türkiye’deki bütün üniversitelerimizin kütüphane bütçesinden daha fazla.

Sadece kitaplarla değil birçok kültürel, sosyal, teknolojik hizmeti halka sunması gereken halk kütüphanelerinde; halkın yaşam boyu eğitim kurumlarında, halkın üniversitelerinde niteliksel ve niceliksel iyileştirilmeye bir an önce gidilmelidir. Kütüphanelerde çalışanların kütüphanecilik/bilgi ve belge yönetimi eğitimi almış ehil yurttaşların çalıştırılması verilecek hizmetin niteliğini arttıracak en önemli unsurdur.

Kütüphanecilik bir kamusal hizmettir. Kütüphaneler toplumların huzuru ve rahatı için hizmet veren demokratik kurumlardır. Bu kurumların niteliksel ve niceliksel yükselişi toplumun refahının yükselişi olacaktır. Kütüphane çeşitlerini bir birinden ayırmaksızın toplumun yüksek faydası için kütüphaneciliği daha da yükseltecek bir kültür politikası uygulanması acil/elzem bir görevdir. Üniversite eğitimi olan, kürsüsüler kurulan dünyanın en eski mesleklerinden olan kütüphanecilik ve bilgi yönetiminin bir yasası olmalı.

yazan: AYDIN İLERİ

KAYNAK: BİRGÜN GAZETESİ