Göğü Yere İndirelim

Son yılların en büyük psikolojik sorunlarından sayılan narsizim, kendini beğenmişlik, doyumsuzluk gibi durumlar için Özgür Balpınar farklı bir çözüm önerisi getiriyor. Aslında yazarın kitapta sunduğu öneri bilindik bir çözüm ancak bunun için taa Afrika’lara gitmeyi önermek oldukça farklı bir yaklaşım.

“Göğü Yere İndirelim”, fazlaca şımartılmış ve bu yüzden doyumsuzluk ve yaramazlıklarıyla ailesini zor duruma düşürünen Deniz’in hikayesi. Görüştükleri psikolog “biraz yokluk görmesi ve bazı küçük sıkıntılar yaşaması” için bir değişim programından bahseder. İki aylığına birbirinden farklı ülkelerde yaşayan iki farklı kültüre ait çocuğun yer değiştirmesini öngören bu programı aile kabul eder. Önceleri çekimser yaklaşsalar da denemeye karar verirler. Ve Deniz’in Afrika yolculuğu başlar.

Kongo’ya vardıklarında Deniz Basalito ile tanışır. Ve doğanın içinde, bambaşka bir medeniyeti tanıma serüveni başlar. Burada sadece doğal farklılıklar değil doğaya bakış ve yaşama dair çok farklı deneyimler yaşayacaktır Deniz.

Ve bir bilgelik yolunun henüz “çömez” bir yolcusu olarak iki ay kaldığı Kongo’dan nefsini terbiye etmiş  bir çocuk olarak döner. Basalito Deniz’e iyi bir hayat felsefesi kazandırmıştır.

Konusu Afrika’da geçen çoğu oryantalist ve kolonist motifler içermemesi yönüyle önemli bir çalışma olarak kaydedilebilir. Bize uzak ve “yabancı” kültürlerle tanışmanın belki kaybettiklerimizi ve bilmediklerimizi öğretmesi açısından da önemli.

Sadece Afrika’nın bilgeliği olarak değil Deniz’in içinde yaşadığı modern bir tekno-kentin aksine yerel ve geleneksel bir yaşantının iki farklı dünya görüşünün kıyası da yapılıyor kitapta.

Kitabın içeriğine dair detaylı anlatım için tıklayınız. 

Kitapta geçen etkileyici sözlerden bazıları:

“Aslına bakarsan ormandayken şehirde olduğundan daha güvendesin. Doğaya uyum sağladığında dünyadaki en zararlı canlı türünün insan olduğunu anlayacaksın.” (sf:44)

“Üzerinde oturduğumuz ağaç kütüklerini biz kesmedik. Onları satılmak üzerelerken şehirli insanların elinden kurtardık ve doğal yaşamlarına getirdik. Artık ne yazık ki birer ağaç değiller fakat doğada var olmaya devam edecekler.” (sf 68)

Bak evlat, burada herkes eşittir. Kimse farklı olmak istemez. Evlerimiz aynıdır, eşyalarımız aynıdır ki farklı olsalar da birlikte kullanırız. Kıyafetlerimiz aynıdır, yemeklerimizi paylaşır ve birlikte yeriz. Çocuklar hepimizin çocuklarıdır. Ve kabile hepimizin kabilesidir.” (sf: 58)