Palyaçolar Giremez

Şener Şükrü Yiğitler ilk kitabı “Resimli Hayal Ansiklopedisi”nin ardından nihayet ikinci çocuk romanı çalışmasını yayımladı. İlkinin devamı niteliğindeki “Palyaçolar Giremez” kitabında palyaçoların unutulmuş dünyasına misafir oluyoruz.

Yazar çalışmasını palyaçolara adamış adeta. Bir zamanların güldürü ve mizah ustası olan palyaçoları günümüzde görmek artık neredeyse imkansız. Peki çocuklar ve gülmek bir yere gitmediyse palyaçolara ne olmuş olabilir? Yazar, “trend” olmayan bir konuyu, palyaçoları işleyerek bir nevi risk alıyor; artık tedavülde olmayan bir konuyla kim ilgilenir?

Dijital teknolojilerin yerini aldığı eski tip eğlence anlayışlarının demirbaş öğeleri bugün birer nostaljik anımsamaya dönüştü. Ancak yazar palyaçoları bu kadar merkeze koyarak nostaljik bir çağrıda bulunmuyor sadece. Palyaçolar birer sembol. Görmemiz gereken o saf, samimi, çocuksu yanımızın artık olmayışı. Bu çocuksuluktan gelen cesaretimiz de artık yok. Bu yüzdendir gizli gizli değil gözümüzün önünde, açık açık yapılan talanlara, yıkımlara dahi ses çıkaramayışımız. 

Kitapta şehrin ortasında kurulan bir sirk çadırının aslında bir inşaat alanı olduğu, gündüz insanlara şov yapıp geceleri şehrin merkezini yıkan bir proje olduğu, üstelik şov esnasında gösteriler yapan hayvanların geceleyin de inşaat alanında zorla çalıştırıldığı, bir şehrin belleğini, mimarisini ve doğasını yok eden bir çirkinliğin nasıl gizlice sürdürüldüğü anlatılıyor. Tabi ürkek karakter palyaçomuz ve onun sıkı arkadaşları bu zulmü elbette bitirecek ve kitap mutlu sonla bitecek! Çünkü hakikat, fosforlu sirk çadırlarıyla gizlenemeyecek kadar aşikardır.

Umut karamsarlığı yeniyor, cesaret korkaklığı. Sevgi ve inanç zulmü bitiriyor. Unutturulmak istenenlere direnç gösteren hafıza “kim olduğunu” biliyor. Güven, sistemin tüm planlarını tehdit ediyor. Sabr ve kararlılık direniyor. Tarih tek bir kırmızı burnuyla kahramanlık destanı yazan palyaçoları yazıyor. O tek bir kırmızı burnu taktı mı bir palyaço zulme ayna tutan tüm yasakları deliyor.

İçinden geçtiğimiz günlerde çocuklar için umut, kararlılık, adalet ve cesaret temalı kitaplara ihtiyacımız bir hayli fazla. Yazar Yiğitler bize unutmamanın en büyük direnç olduğunu bir palyaçoya günlük tutturarak hatırlatıyor. Ne ki insan bazen günlüğün sayfasına takvim yazdığını sanırken bir tarih yazdığının farkında değildir bazen.