Günümüz Popüler Bilim Kitaplarının Dili Üzerine

Çocukluk dönemi, kişinin bir yetişkin olmadan önce ilk yaşam felsefesini edindiği bir dönemdir. Karakterin ve hayata bakışın gerçekleştiği çekirdek dönemlerden biri olmakla birlikte çocuk, bu dönemde okuduğu kitaplarla ve izlediği filmlerle kendi hatıralarının yanında, gelecek hayatında etki edecek tecrübeler kazanmaktadır. Çocuk edebiyatı ve çocuk kitapları bu noktada ciddi önem arz ediyor. Çünkü insan beyni en küçük bir objeyi dahi hafızasında depolamaktaysa hayat felsefesini yönlendirecek bir kitabı daha önemli bir yerde konumlandıracaktır.

Hal böyle iken gözlerimizi ülkemiz çocuk edebiyatı eserlerine çeviriyoruz. İki farklı dil, üslup ya da tarz olduğunu varsayalım. Bir tanesi Popüler Bilim’de yoğunlaşmaktayken bir diğeri yetişkin edebiyatı yazarlarının aynı zamanda çocuk edebiyatı alanında bulunmasıyla ya da salt çocuk edebiyatı yazarlarından oluşuyor. (Edebiyat vurgusuna dikkat.)

Popüler Bilim tarzını oluşturan kısmın gözle görülür biçimde espri yeteneği olduğu malum. Bilimi eğlenceli bir üslup ile aktarma gayreti oldukça masumane. Ancak bilim kendi halinde bile oldukça dikkat çekicidir. Elbette çocuklara içinde hiç resim bulunmayan ve ansiklopedik bir dil ile anlatılmaya çalışılan konular uzun vadede dikkat kaybına neden olur. Lakin günün birinde büyüyüp yetişkin bir bilim adamı arzusu taşıyan genç talebenin daha gerçekçi daha deneysel ve gerçekten de samimi bilgiye ihtiyacı vardır. Bunun için popüler bilim kitaplarında espri üzerine de olsa “uzun lafları” destekleyen bol resimlere ihtiyaç var. Maliyetten çok faydayı düşünürsek geçmiş zamanlardaki resimli ansiklopedilerin hayatımızdaki yerini de hatırlarsak gerçek bilgileri yine eğlenceli üsluptan kopmadan ama daha elle tutulur vaziyette (gerçeğe daha yakın) yayınlamak gerekir. Çünkü bilim eğlenceli olduğu kadar ciddi bir mevzudur. Çocuklarımıza her zaman süzgeçten geçirilmiş (çocuk diline uygun hale getirilmiş) kitaplar okutarak onların olgunlaşmasını geciktirmiş olmuyor muyuz?

Bilimde olgunluk, İslami mevzular düşünüldüğünde laçkalık ve laubalilik kaldırmayacak kuvvette dikkate değer bir mevzudur. Bilim daima güldürmez ve daima eğlendirmez. Bilim, düşündürür ve çözüm üretmeye yardım eder. Nasıl ki bir ineğin damarlarında süt dolaştığına dair hayal kurmak hayal gücünü ve yaratıcı düşünmeyi arttırıyorsa, ineğin gerçekte nasıl süt ürettiğinin öğrenilmesi gerçeklik algısını ve doğruları öğrenmedeki merakı arttırır.

Bilimin romanlara yedirilerek okuyucuya sunulması da laubalilik ile bilimsellik arasında çizginin doğru çizilmesiyle fayda sağlayabilir. Çocuk edebiyatı romanlarının eğitici üsluptan sıyrılıp, esprili dile kayması ‘Hey çocuk, ben seninle aynı dili konuşuyorum, beni dinle, söylediklerim seni eğlendirecek’ demenin bir yolu olmalı. Çocuklar bu durumdan memnun olarak görünüyor ancak yazarlar olarak çocuklara edebi üslup kaygısını vermekle de yükümlü değil miyiz? Edebi üslup, yarının gençleri olacak olan çocuklar için seçecekleri kitaplarda daima ‘eğlence, macera, polisiye’ tarzda kitaplar aramasına neden olmayacak mı? Edebin ve zarafetin memleketi olan Anadolu’da değerlerimizi bir bir kaybederken önemle üzerine düşmemiz gereken bir mesele olduğuna yürekten inanıyorum.

Çocuk kitapları, çocukluğun temelini inşa ederken kullanılacak en önemli tuğlalardan olduğu gibi, hayal gücünü, ahlaki değerlerini, bilimsel merakını körükleyecek en önemli çıralardandır. Bilimsel çocuk kitaplarının şu anda sahip olduğu dilin daha gerçekçi ve daha edebi bir dil kazanması, edinilmeye çalışılan başarının sağlamlaştırılmış bir temele dayanmasını sağlayacaktır. Bu alanda yazan yazarlarımızın daha dikkatli olması gerektiğine inanıyorum.

Saygılar..

Fatma Nur Kayıkcı