Yeni Eğitim Bakanı’na Çağrı: Ev okulu ve okulsuz eğitim yasallaşır mı?

Yeni Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk’tan eğitimde gerçekleştireceği olumlu adımlar nedeniyle herkes umutlu. Bunda Sayın Selçuk’un alternatif eğitim yaklaşımlarına verdiği önem ve pedagoji alanında yürüttüğü çalışmaların büyük etkisi var.

Kendisinin bakan olmasıyla milletçe hissedilen bu olumlu atmosferde elbette okulsuz eğitim ve ev okulu talep edenlerin beklentilerini anlatmak için bir zemin oluşmuştur diye düşünüyorum. Yıllardır sivil düzeyde, bürokrasi ve ideolojileri kendi kişisel çabalarıyla aşmak isteyen ebeveynlerin kendi çocuklarını eğitmek istemelerini artık ciddi manada tüm yönleriyle konuşmalıyız.

Eğitimde yeni nesil yaklaşımlar söz konusu. Dört duvar arası, tek kişiden çoğunluğa yayılan, otoriter ve geleneksel eğitim artık Z Kuşağı’na pek hitap etmiyor. Bilişim teknolojileri ve yeni dünya görüleri çocuklarda ve ebeveynlerde “okul” algısını değiştirmiş durumda. Bunu gören devlet yetkilileri ve sivil toplum da pek çok çalıştay, toplantı ve kararlarla eğitim durumunu ülkesel olarak iyileştirme yönünde birşeyler yapmaya çalışıyor. Ancak kabul edilmeli ki artık bilgiye ve öğrenmeye giden yol sadece okuldan geçmiyor.

Kütüphaneler, z-kütüphaneler, atölyeler, medya, doğa gezileri, sivil çalışmalar, çocuk kitapları, internet, dijital eğitim alanları vs gibi pek çok araç artık öğrenme ve bilgi edinmede okuldan çok daha fazla işe yarar durumda. Üstelik okullardaki bürokrasiden kaynaklı gerginlikler, disiplin yönetmenliğindeki çelişkiler, tektipçi bir müfredat dayatması, gereğinden fazla süren eğitim süreci, belirlenen kazanımların herkesçe makul görülmemesi gibi daha pek çok etken de bazı ebeveynleri için okulun etkisini zayıflatmış durumda. Bu aileler çocuklarını az önce sıraladığımız ve bu listeye eklenebilecek daha pek çok “haklı” gerekçeden ötürü çocuğunun eğitimi devlete bırakmak değil, kendisi halletmek istiyor. Çocuğunu eğitimsiz, bilgisiz ve yeteneksiz bırakmak için değil bir ebeveyn olarak çocuğunun kendi doğal öğrenme sürecini desteklemek için bunu talep ediyor.

Son yıllarda ülkemizde okulsuz eğitim ve ev okulu tartışmaları artık daha sesli yapılıyor. Konuyla ilgili pek çok platformda alternatif eğitim biçimlerinin artıları ve eksileri tartışılıyor. Hükümetin bu tartışmaları yakınen takip edip en ideal şekilde bu soruna bir çare bulmasını yürekten arzuluyorum.

Belli bir takip ve sınav sistemiyle çocukların okula gitmeden “okullu” olmasını sağlamak hiç de zor değil. Bunu başaramayanlar için ayrıca bir formül bulunur. Çocuğun en tabii hakkı olan eğitim hakkının ihlali durumlarının ihtimali tespit edilebilir. Çocuk emeği ve sömürüsüne giden bir açık kapı olup olmadığı değerlendirmeleri kolaylıkla yapılabilir.

Ülkemizde oldukça geniş bir coğrafya. Ve bu kadar geniş coğrafyanın her toprağında aynı hayat tecrübesini değil, herkesin kendi hayat tecrübesini yaşadığı bir mozaik var. Hal böyleyken tüm çocukları aynı sistemde fabrikasyona tabi tutmak, İstanbul’daki ve Hakkari’deki çocuğu eşitleyip yarışa sokmak çocuklarımız için yıllardır tekrarladığımız bir yanlış değil mi? Artık bu tür şartların ve taleplerin yok sayıldığı bir eğitim şekli son bulmalıdır. Her coğrafyanın, her iklimin, her çocuğun neye ihtiyacı olduğu anlaşılmayı bekleyen en büyük mesele.

Dahası artık günümüzdeki öğretmenlerin tutum ve davranışları da ebeveynleri okul konusunda kaygılandırıyor. Öğretmenler yeni nesil öğrenme biçimlerine yetişemiyor, muhatabı olduğu Z kuşağını anlamakta yetersiz, velilerden mutlak itaat bekliyor ancak veliler artık eğitim-öğretim konusunda daha bireysel kararlar alabiliyor. Bu gibi sebepler öğretmenlerin öğrenme metotlarıyla ilgili kafa yorması için itici güç- motivasyon sağlamalı; yılgınlık değil.

Konuyla ilgili yazacak o kadar çok şey var ki…

Bu yeni umut dolu ortamda ev okulu ve okulsuz eğitimin yasal bir boyut kazanması çağrısı umarım bir karşılık bulur diyerek sözü kısa keselim.

AYŞENUR NARBOĞA