Büyükbaba Taşınıyor

İlk baskısını 2008’de yapan Günışığı Kitaplığı’na ait “Büyükbaba Taşınıyor”da farklı kuşakların iletişimine yer veriliyor.

Necdet Neydim’in dilimize kazandırdığı Peter Hartling’e ait kitapta alışık olmadığımız bir büyükbaba karakteri var. Ani bir kararla kızının ve ailesinin yanına taşınan büyükbabaya önceleri alışmak zor gelse de aile bir “ihtiyar” ile yaşamayı öğrenecektir ve dahası bu yaşam zevkli bir hale gelecektir.

Büyükbaba kendisine dede denmesini istemiyor. Yaşlılığı pek kabullenememiş olsa gerek kendisine “İhtiyar John” şeklinde hitap edilmesini istiyor. Muzip, aksi, huysuz diye nitelendirebileceğimiz bir yaşlılık portresi var. Beklenilen “yaşlı dede” profiline pek uymuyor. Ancak aksilikleri ve huysuzlukları bilindik türden. Onun bu hali ailesinin başına küçük işler açıyor. Biraz heyecan biraz da eğlence girmiş oluyor böylece anlatıya. İhtiyar John toplumsal kuralları ve kabulleri reddeden biridir. Genelde bu kuşağa ait insanlarda gelenek çok baskındır ve onlar geleneğin aktarıcısı ve koruyucusu kabul edilirken İhtiyar John kalıpların insanı değildir ve bazen aşırıya kaçar.

İhtiyar John her ne kadar kabul etmese de bir yaşlıdır ve bedensel olarak zayıftır artık. “Kısalıyorum, küçülüyorum” ifadeleri ile bunu itiraf etmekten geri durmaz. Çabuk yorulur, çok uyur vs. “Kemiklerinin çatırdaması, takma dişlerinin ötmesi” gibi ifadeler de onun bedensel durumuna işaret eder.

Ailedeki çocuklar dedelerine hızlı alışır. Çünkü bilirsiniz dede ve torunlar genelde iyi anlaşır. İhtiyar John anılarını, deneyimlerini anlatır çocuklara. Torunlar için de önemli bir tecrüebdir bu. Dedelerinden epey bir şey öğrenirler. Mesela İhtiyar John boya konusunda oldukça beceriklidir ve çok iyi çivit rengi çıkarır. Çivitin ne olduğunu bilmeyen torunlarına bunu anlatırken büyük bir keyifle anlatır. Ayrıca önemli bir kültür ve tarih aktarımı da söz konusudur dede ve torunlar arasında;  çünkü İhtiyar John 2. Dünya Savaşı yıllarına ait bir insandır ve o bir Çek’dir.

Büyükbaba John her yaşlı gibi değer görmek isteyen biridir aslında. Genelde huysuzlukları ve aşırılıkları ile ailesinden pek “alkış” göremeyen John, boyacılıktaki marifeti ve çivit rengindeki başarısı ile büyük beğeni toplar. Böylece onun kendini gerçekten değerli hissettiği bir zemin oluşur.

Gerontoloji Kitaplığı’mızda yer verdiğimiz İhtiyar John alışık olmadığımız bir dede görüntüsü çizerken ailedeki tutumlara da pek aşina olmadığımızı ifade edebiliriz. Kızının, damadının ve torunlarının İhtiyar John’la konuşma biçimi geleneğimizin “büyüklere saygı” formasyonuna pek uymuyor bu açıdan da yazar küçük bir eleştiriyi hak ediyor.