Sektör sattıran algoritmayı keşfetti: Kitap değil, kitap simülasyonu

2000’lerin başında çok satan bir kitap söz konusu edildiğinde iyi edebiyat olup olmadığı konuşuluyordu; şimdinin çok satanlarının edebiyat olup olmadığını tartışıyoruz… Ama sonuçta bu kitapların da çokça seveni, okuyanı var… Bunu gözardı edebilir miyiz, “edebiyat değil” diyerek geçebilir miyiz?

Niye böyle oldu? Ve yeni tür yazın ve bu ekonomik şartlarda yayıncılık nereye doğru gidiyor? Akademisyen, yazar, eleştirmen ve sektörün bu alanda deneyim sahibi yayıncılarına sorduk… Baştan ipucunu vereyim, birden fazla katil var; sosyal medya en çok kurşun sıkanı! İşte Tayfun Atay, Semih Gümüş, Ümit Alan, Metin Solmaz, Yelda Cumalıoğlu, Cem Erciyes, Vedat Bayrak, İhsan Yılmaz ve Berbat Edebiyat ekibinin zihin açıcı gözlemleriyle yeni dönem yazarlığı ve yayıncılığı…

‘Yayıncılık sektörü algoritmayı keşfetti’

Yazar Ümit Alan, yeni tip ‘çok satan yazına’ bir isim koyuyor: Kitap benzeri ürün. Alan, “Her okuma, prestijli okuma değildir” tezini de ortaya atarak yayıncılık dünyamızın geleceğine fener tutuyor.

Ben bu kitapları, yayıncılık sektörünün algoritmayı keşfi olarak yorumluyorum. Başka bir deyişle, yapay zekânın editörlük mesleğini ele geçirmesi. Bu kitapları yazan insanlar, genellikle dijital medyanın algoritma düzeninde öne çıkmış insanlar. Milyonlarca iletinin içinde kendilerine alan açmışlar. Peki hangi kalite kriteriyle? Tabii ki algoritmanın kalite kriteriyle. O da nedir, çok beğeni alması, çok paylaşılması yazarına takipçi getirmesi vs.

KAYNAK:JOURNO

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.