Amerika’da ve Çin’de yayınlanan çocuk kitapları arasında ne gibi farklar var?

Çocuklarımıza okuduğumuz hikâye kitaplarında ne gibi gizli mesajlar bulunuyor?

Her ebeveynin çocuklarına kitap alırken aklına gelen ilk sorulardan biri budur. Bir araştırma ekibi de bu sorunun peşine düşerek çocuk kitaplarının ülkeden ülkeye nasıl değiştiğini inceledi.

Araştırmacıların bulgularını görmek için Çin’e özgü kitaplardan olan The Cat That Eats Letters (Harfleri Yiyen Kedi) inceleyebilirsiniz.

Kitap, çok büyük ya da birbirinden ayrık, baştan savma yazılmış harflere karşı iştahlı olan bir kediyi konu ediniyor. California Riverside Üniversitesi’nden bir profesör ve araştırmacılardan biri olan psikolog Cecilia Cheung’in ifade ettiğine göre ” çocukların harfleri bu kediden kurtarmak için yazı yazarken daha özenli ve dikkatli olmaları gerekiyor.”

Verilen mesaj çok açık ” çaba sarf etmenin önemini çocuklara aşılamak” yani çocukların başarıyı elde etmeleri için sıkılmadan çalışmaları gerektiği ve bu Cheung’a göre Çin kültürün temelini oluşturuyor.

Kitap, Çin, ABD ve Meksika’nın eğitim kurumları tarafından Cheung ve çalışma arkadaşlarına araştırma kapsamında analiz etmeleri için verilen listedeki onlarca hikâye kitabından sadece biri.

Öğrenmeyle ilgili değerlerin bir listesini hazırlayan araştırmacılar, kitapların ne sıklıkla bu değerleri öğrettiğini kontrol ettiler. Değerlerden bazıları ise şunlar; zor bir şey elde etmek için bir hedef belirlemek, bir görevi tamamlamak için çok çaba sarf etmek ve genel olarak doğuştan sahip olunan bir kabiliyetten ziyade sıkı çalışarak elde edilen başarı gibi temalardan oluşuyor.

Journal of Cross Cultural Psychology’de (Kültürlerarası Psikoloji Dergisi) yayınlanan sonuçlar: Çin’den gelen hikâye kitaplarının, bu değerleri ABD ve Meksika’daki hikâye kitaplarına nazaran daha fazla vurguladığını gösteriyor.

Yine Çin’den başka bir örnekle devam edelim: The Foolish Old Man Who Removed The Mountain(Dağı Söken Yaşlı Adam) aynı zamanda bir halk hikâyesi olan bu kitapta köyünü şehre bağlayan, yolu tıkayan dağı ortadan kaldırmaya çalışan bir yaşlı adamın durumunu anlatıyor.

Cheung ve çalışma arkadaşlarına göre bu kitap, azmi övse de aslında vurgulanan başka bir değer daha var o da “kötü etkilerden uzak durmak”. Cheung bu kötü etkileri şöyle tanımlıyor; olumsuz kişilerden uzak durmak ya da kişiyi hedeflerinden uzaklaştıracak şeylere kapılıp gitmemek.

Hikâyedeki yaşlı adam kendisine “aptal” diyen köylülerin eleştirilerine katlanmak zorunda kalsa bile kazmaya devam ediyor ve sonunda dağı ortadan kaldırıyor.

Buna karşın Cheung, Amerika’daki The Jar of Happiness (Bir Kavanoz Mutluluk) adlı kitabı örnek gösteriyor.

Cheung’un deyimiyle, “küçük bir kız bir kavanozda mutluluk iksiri yapmaya çalışır” fakat kavanoz kırılır ve kız çok üzülür. Arkadaşları onu neşelendirmeye geldiğinde üzüntüsü geçen küçük kız hikâyenin sonunda mutluluğun aslında kavanozdan gelmediğini, iyi arkadaşlara sahip olmanın onu mutlu ettiğinin farkına varır.

Cheung, Amerika’daki hikâye kitaplarında mutluluğa çok fazla vurgu yapıldığını söylüyor. Bazı durumlarda mutluluk, hikâyenin ana fikri olup çıkıyor. Ama genellikle üstü kapalı, gizli göndermeler de yapılıyor.

“Her türlü ortamda mutlu mesut oynayan çocuk çizimleriyle dolu kitaplar. Bu çizimlerle gülümsemenin ne kadar önemli olduğunu, mutlu insanlarla beraber olmanın önemli olduğunu vurguluyorlar.”

Mutluluk vurgusu Meksika’dan gelen kitaplar için de geçerli. Çin’deki hikâye kitaplarında olduğu gibi “bir engelin üstesinden gelebilmek ya da belirli bir hedefe ulaşmak için sabırla sürekli çalışmak gerektiğine vurgu yapmıyorlar.

Peki, bu hikâyelerin çocuklar üzerinde nasıl etkisi oluyor?

Cheung, Çin’deki çocukların ABD ve Meksika’daki çocuklara göre akademik sınavlarda sürekli olarak daha yüksek puan aldığını belirtti. Ancak, bu durumun ne kadarının hikâye kitaplarından kaynaklandığını ya da durumun aslında kitapların yansıttığı kültürel farklılıklardan ortaya çıkıp çıkmadığını söylemek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor. Ülkelerdeki farklı öğretim teknikleri gibi konuyla alakası olmayan faktörlerin de gereksiz yere işin içine gireceğini belirtiyor.

Cheung, bu çalışmanın birlikte bu üç farklı kültürün birbirlerinden bir şeyler öğrenebileceği fikrini desteklediğini söylüyor.

Örneğin Amerikalı ebeveynler, Çin hikâye kitaplarından başka fikirler almak isteyebilirler ve çocuklarına zekânın aslında çalışarak geliştirebileceğini anlatan farklı hikâyeler okutabilirler.

Eğer bu düşünceye inanıp devam ederseniz hedeflerinize giden yolda karşılaşacağınız engeller ve başarısızlıklar karşısında ümitsizliğe kapılmadan daha çok çaba harcayarak hedefinize ulaşacağınızı bilirsiniz. “Deneyerek, çabalayarak öğrenmeye çalışacaksınız ve “akıllı değilim, bu işi başaramayacağım” diye düşünmekten ziyade sorunuza yaklaşmamın farklı yollarını düşüneceksiniz.”

Çinli ebeveynler de Amerikan kültürünün odaklandığı mutluluğu ve başkalarıyla iyi ilişkiler kurmanın önemini çocuklarına öğretmek isteyebilirler. Bu, çocuklara öğretilmesi gerek çok mühim bir şey ve öğrenme söz konusu olduğunda mutluluk da önemlidir ve bu gelecekteki başarının bir göstergesi olabilir.

En azından Kedi’nin geleceği için endişeleniyorsanız Cheung’nın sizi rahatlatacak bir haberi var: “Çocuklar el yazılarını geliştirdiklerinde kedi acıkmaya başlayacak, ama bu durumda çocuklar dayanamayıp ona bir kaç tane yamuk yazılmış harflerden verecekler. “

TERCÜME: FATMA BEYZA ATEŞ
KAYNAK: NPR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir