Bir Fabl Yazarı Olarak Leonardo da Vinci

Ünlü ressam Leonardo da Vinci, yalnızca makineler icat edip resimler yapmadı. Fabllar, hikayeler, fantastik hayvan masalları ve fıkralar da yazdı. Da Vinci’nin mitolojik hayvanlar, bitkiler, su, hava gibi bu doğa öğelerini öne çıkardığı öyküler Marsık Kitap’ın okuyucularla buluşturduğu “Bilinmeyen Defter Codex” adlı kitapta bir araya geliyor. Kitap Da Vinci’nin yazdığı ve fabllar, efsaneler, fantastik hayvanlar ve fıkralar olmak üzere dört başlıkta topladığı 98 kısa öyküden oluşuyor.

İlk kez 1972’de yayımlandı

Fabllar, efsaneler, fantastik hayvanlar bölümü da Vinci’nin hayal gücünü, fıkralar bölümü muzip yanını gösteriyor. “Bilinmeyen Defter Codex” ünlü ressam Leonardo Da Vinci’nin bugüne dek üzerinde en az konuşulan eserlerinden biri. Da Vinci tüm çalışmalarında olduğu gibi, bu eserini de yine Codex denilen, tuttuğu notlardan oluşan ve hep cebinde taşıdığı defterlerinden birine yazmış, resmetmiş. Bu defter ilk kez 1972 yılında Bruno Nardini tarafından derlenip yayına çıkarılmış. Basılan bu ilk derlemeden yola çıkarak hazırlanan “Bilinmeyen Defter Codex” 185 sayfa. Marsık Kitap’ın Yayın Yönetmeni Tanay Burcu Ural “Bilinmeyen Defter Codex”in hem yetişkinler hem de çocuklar için olduğunu söylüyor. KAYNAK: MİLLİYET

Ayrıca YKY’den çıkan Leonardo da Vinci fablları kitabını da Mehmet Erkurt anlatıyor.

Bu kitapta, Da Vinci’nin 1487-1494 yılları arasında, Milano Dükü Ludovico Sforza’nın hamiliğindeyken yazdığı fabllardan on ikisi yer alıyor. Kitabın başında, yayıncısının özel bir notla belirttiği üzere, her biri Leonardo Da Vinci: Yazılar, Masallar, Kehanetler, Nükteler ve Diğerleri (YKY, 2010) adlı kapsamlı çalışmadan, özellikle çocuklar için seçilmiş. Eski Yunan’dan Aisopos imzasıyla günümüze ulaşmış, kökenlerini Hint anlatılarında da bulabileceğimiz; daha yenilerini ise Da Vinci’den iki asır sonra, Fransa’da, Jean de La Fontaine’in şark masallarıyla birleştirerek sürdüreceği fabl geleneğinden bir kesit.

Doğal gerçeklikleri içinde gösterilen, ancak insani duygu, zaaf ve erdemlerle biçimlenmiş hayvanlar, bitkiler ve nesnelerle karşı karşıyayız yine. Ateşin cazibesine kapılan bir kelebek, erimekten korkan bir kar tanesi, düşmanını tanımayan bir fare, yerinden memnun olmayan bir taş parçası gibi. Hepsi de birer “insanlık” dersi alıyor. İşlenen genel zaaf kibir, kıskançlık ve kendini beğenmişlik –dolayısıyla, kendini bilmezlik. Onu, acelecilik, bilinçsizlik ve patavatsızlık izliyor. Doğanın canlıları ve nesneleri, hesapsız söz ve tavırları yüzünden kendi sonlarını hazırlıyorlar.

Peki ya Da Vinci, bu masalları çocuklar için mi yazmıştı? Bu konuda da farklı görüşler var. Kimisi doğrudan yetişkinler için yazıldığını söylerken, kimisi, daha işlevsel bir bakışla “çocuklara okutulabilecek fabllar” kategorisinde görebiliyor. Biz hepsini bir kenara bırakıp, doğrudan metinlere baktığımızda, önce öyküden ve üsluptan yoksun olduklarını, sonra da yoğun bir didaktizme boğulduklarını görüyoruz. Niçin “çocuklar için” kitaplaştırıldıkları da ciddi bir soru olarak çıkıyor karşımıza. Tartışmasız, tarihsel ve belgesel değere sahipler. Üniversite düzeyinde bir çalışma için birincil kaynak olma niteliğinde her biri. Ancak, çocuklarla buluşmaları ne kadar gerekli? Anakronik desenlerle hem döneminden hem de yazarından iyice koparılmış bu fablların, çocuğa sunacağı şey ne olabilir?

Galiba, masalı gördüğümüz her noktada “çocuk”u telaffuz etmekte aceleci davranmamamız gerekiyor.

KAYNAK: İYİ KİTAP

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir