Hayvan Çiftliği Ne Anlatır?

Celal Üster’in 2017 yılındaki “Orwell Yaşasaydı…” isimli yazısından:

***

Evet, 1945 Ağustosu’nda yayımlanan “Hayvan Çiftliği”nin, 1945 Ekimi’nde kurulan BM’nin “Güvenlik Konseyi’ni beş ülkeyle sınırlayan düzenini” eleştirmesi olanaksızdı. Kitap, pek çok yorumcuya göre, o günlerin Sovyetler Birliği’ni, dahası Stalin’in zorba, tek adam yönetimini eleştiriyordu. 

Erdoğan belki de kitaptaki “Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir” sözünden yola çıkarak, BM’ye dolaylı bir eleştiri yöneltmek istemişti. Ama yine de, “Hayvan Çiftliği” okunduğunda, kitabın başlarında “Bütün hayvanlar eşittir” diyen yöneticilerin, yılgı ve korkunun kol gezdiği bir düzen yarattıktan sonra, bu “özdeyiş”i “Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir” diye geliştirmelerinin (!), hakların ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı bir toplumdaki ayrıcalıklı zümreyi işaret ettiği hemen anlaşılacaktır

Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini ezip sömüren insanlara başkaldırıp yönetime gelerek daha eşitlikçi bir düzen oluşturmuşlar, ama kurnaz ve iktidar düşkünü domuzlar çok geçmeden önderliği ele geçirerek devrimi yolundan saptırmışlar, ne yazık ki insanların yönetiminden daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurmuşlardır.

Kanımca, Orwell, “Hayvan Çiftliği”nde, yalnızca dönemin Stalin yönetimini eleştirmekle, sınırlı bir amaçla yetinmiş olsaydı, bu roman yetmiş yıldan fazla bir süredir dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alamaz, bir kült kitap olup çıkamazdı. 

Kitabı benden çok önce, 1954’te dilimize çevirmiş olan “Ateşten Gömlek”in, “Sinekli Bakkal”ın yazarı Halide Edib Adıvar’ın dediği gibi, “Orwell (…) herhangi bir idarenin, nizam ve kanundan ayrılınca nasıl bir afete yakalanacağını resmetmiştir.”

Gerçekten de, “Hayvan Çiftliği”nin anahtarı, kitabın son sahnesindedir. 
Bir baskı biçiminin yerini başka bir baskı biçimi almıştır. Hayvanların eski efendileri, komşu çiftliklerdeki insanlar ile yeni efendileri domuzlar, Çiftlik Evi’nde bir şölen sofrasının başında toplanmışlar, şerefe kadeh kaldırmaktadırlar. Yüzlerini cama dayayarak içeride olup biteni dehşet içinde izleyen hayvanlar, içeridekilerin yüzlerinde bir tuhaflık sezerler. İnsanlarla domuzları birbirlerinden ayırt edememektedirler. İnsanlar domuzlara, domuzlar insanlara dönüşmüştür…”

Yazının tamamı için tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir