“Sevdiğin Muz” Tanzanya’da büyüyecek

Sevde Sevan yıllardır Tanzanya’da yaşıyor ve Tanzanya için var gücüyle çabalıyor. Uzun süredir çalışmalarını takip ettiğimiz Sevde Hanım Tanzanya için yeni bir kitap projesi başlattı. “Sevdiğin Muz” ismini taşıyan bu kitap, Türkiye’deki ve Tanzanya’daki çocuklar için hazırlanan dijital uygulamaları da olan bir muz kitabı. Kitabın gelirleri Tanzanyalı çocuklara gidecek.

Kitap ve uygulamalarda hem muz meyvesini hem de Afrika’yı yakından tanıyan çocuklar aynı zamanda da Tanzanya’da bir muz ağacının dikilmesine vesile olacak.

Kitabı temin etmek için tıklayınız.

Malcolm X ve Muhammed Ali’nin Kesişen Hayatları

Avukat ve çocuk kitapları yazarı Mehmet Ali Başaran’dan yeni kitap: “Kelebek ve Arı” Genç Çıra etiketiyle çıktı. Malcolm X ve Muhammed Ali’nin hayatlarını ve birbirleriyle olan tanışıklıklarını anlatan kitap bu iki önemli ismin Amerika’daki ve dünyadaki etkilerini de hatırlatıyor.

Gençler için hazırlanan eserde Malcolm X ve Muhammed Ali’nin kesişen hayatlarına yer veriliyor.

M. Ali Başaran’a ait diğer haberleri okumak için:

İnsandan Ümit Kesemeyiz
Bir Avukattan Çocuk Kitabı: Nasreddin Hoca’nın Bisikleti
Kuzularla Saklambaç

İktidarların oyun bahçesi: Çocuk kitapları

Son yıllarda geçmişe özlem modası başladı. Bizden önceki kuşakların sık sık dillendirdiği “Nerede o eski bayramlar…” serzenişinden ziyade, hakikati de örten, son 16-17 yılı referans alan “Biz ne zaman böyle olduk” modası bu. Yaşanan her kötü olaydan sonra birbiri ardına sıralanan “Memleketin en kötü dönemine denk geldik”, “Eski Türkiye’yi özledim…”, “Bizim çocukluğumuzda böyle değildi…” cümleleri.

Nasıldı peki eskiden?

Konumuz kültürel iktidar ve çocuk kitapları olduğuna göre, bu bağlamda soralım: Çocuklar, iktidarın etkilerinden azade miydi eskiden?

Misal, Arif Nihat Asya’nın “Bayrak” şiiri hem okul kitaplarında hem de çocuklar için hazırlanan şiir antolojilerinde yer aldı. Kendinden olmayanı dışlayan bir iktidar döneminde yaşadığımız şu günlerde, bugünün aklıyla baktığımızda bir “tuhaflık” yok mu bu mısralarda:

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Ulus-devlet inşası

Bugünlerde daha belirgin ve şiddetli yaşıyoruz belki ama her iktidar kendi doğrusunu dayatıyor, her çocuk da hangi iktidara denk geliyorsa onun tornasından geçiyor bir biçimde. Türkiye’ye özgü bir sorun değil bu elbette. Dünyadaki tüm iktidarlar, modernleşmeden bu yana çocukları özne değil şekil verilecek, yaşken eğitilecek nesne olarak görüyor. Orta Çağ öncesi dinî açıdan günahkâr, toplumsal açıdan değersiz görülen çocuklar Rönesans, Aydınlanma, Sanayileşme vb. gelişmelerle birlikte hem aile hem de devlet açısından önem atfedilen bir konuma yükseldi. Ulus-devletlerin millî bilinç oluşturma, aidiyet yaratma, millî ideolojinin meşruiyetini güçlendirip yeniden üretmedeki ilk hedefi çocuklar oldu; bu inşadaki ana merkezler ise okullar. Rousseau’dan Kant’a hemen hemen bütün ulus kuramcılarının da söylediği gibi, okullar çocuklara sadece eğitim vermedi, onları yurttaş olarak da şekillendirdi. Bu “şekillendirmede” en önemli araç da hiç kuşkusuz kitaplar oldu; gerek içinde marşlar, mitler, efsaneler, kahramanlar barındıran müfredat kitapları, gerek çocuk yayıncılığının gelişmesiyle birlikte edebiyattan uzak, didaktik çocuk kitapları…

İdeal Türk çocuğu

Türkiye’deki gelişmeler de tüm bunlara paralel ilerledi. Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarından 60’ların başına kadar ilk hedefi “İdeal Türk Çocuğu” yaratmaktı. Dönemin müfredat kitapları, dergileri ve diğer yayınlarına göz gezdirdiğinizde, çocuk tasvirlerinin varolandan ziyade olması istenilene atıfta bulunduğunu görmek mümkün: devletçi, militarist, steril, cesur, kahraman ve iyi ahlaklı… Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve Tevfik Fikret gibi yazarların kitapları sadeleştirilip yeniden basıldı. “Çocuğa görelik” diye bir kavram olmadığından yetişkin eserleri çocuklara uyarlandı. Eflatun Cem Güney Dede Korkut Masalları ile Vâlâ Nurettin ve Nihal Karamanagralı ise Korkusuz Murat ile bu yıllarda ödül kazandı. Ömer Seyfettin’in bugünün nitelikli çocuk yayıncılığı anlayışında tartışmalı bir yerde duran Başını Vermeyen ŞehitKaşağı ve Diyet gibi öyküleri hâlâ çok okunanlar arasında mesela. Kemalettin Tuğcu’nun ajitasyonu yüksek hikâyelerinin ise çocukların duygu durumu ve ruhsal gelişimine uygunluğu açısından durduğu yer farklı değil.  

Millî eğitim müfredatı aynı çizgide ilerlese de, 70’li yılların başından itibaren çocuk yayıncılığı Türkiye’nin politik atmosferinden etkilendi ve sol görüşün hâkim olduğu çocuk edebiyatı gelişme gösterdi. Milliyetçi unsurların azaldığı bu yayıncılık anlayışının en büyük sorunu ise didaktik oluşuydu. Çeviri eserlerin de ağırlık kazanmasıyla birlikte, çocuklar bu kez farklı bir biçimde “şekillendirilmeye” çalışıldı ama ülke genelinde yaşanan politik rüzgâr yayıncılığı da etkiledi ve 80’lerdeki yasaklarla birlikte bu dönem de sona erdi. Birbiri ardına yasaklanan kitaplar ve kapanan yayınevlerinden sonra, çocuk edebiyatı tehlikesiz sular kabul edilen klasiklere dönüş yaptı. 80’lerde, bugünü de ilgilendiren önemli bir gelişme daha oldu: Dinî içerikli çocuk kitaplarının ilk örnekleri kamusal alana tam da bu dönemde girdi.

90’lı yıllar ise çocuk yayıncılığının talim terbiyeden sıyrılmaya başladığı, çeşitlenip geliştiği dönem olarak kabul edilebilir. Millî eğitim müfredatında militarizm ve “İdeal Türk Çocuğu” etkisi devam etse de yayıncılık alanında ilerleme başladı. Öyle ki, çocuk edebiyatını edebiyattan saymayan kimi kanaat önderlerinin bile düşüncesi değişti. Bu zamana kadar çocuk kitaplarında nesneden öteye gidemeyen çocuklar, nihayet özne statüsüne kavuştu.

Dindar nesil

Günümüzde ise durum daha da çetrefil. Eski ve yeni Türkiye iktidar politikalarının çocuk kitaplarına yansıması bir yanda, sadece çocuk edebiyatı eserleri yayımlamaya çalışan yayınevleri de diğer yanda duruyor.   

Önce rakamlara bakalım: Türkiye Yayıncılar Birliği’nin 2018 Türkiye Kitap Pazarı Raporu’na göre, araştırma-inceleme, edebiyat ve çocuk yayıncılığı alanlarının oluşturduğu kültür yayıncılığı, 2018 yılında 140 milyon 477 bin 335 adet kitap üretimiyle toplam üretimin yüzde 34.21’ini oluşturdu, ancak 2017 yılına göre bu alanda yüzde 2.83’lük bir düşüş yaşandı. Çocuk ve ilk gençlik kitapları sene başındaki yüzde 20’ye yakın üretim artışını koruyamayarak yüzde 1,42’lik düşüşle, toplam üretimin yüzde 10,05’ini oluşturdu. Her türlü dinî yayınların üretimi 2017 yılına göre yüzde 5,21 artışla yayıncılığın en çok artış gösteren segmenti olup üretimin yüzde 10,82’sini oluşturdu.

17 yıllık iktidar, eğitim sistemindeki türlü değişikliklerle “İdeal Türk Çocuğu”na bambaşka bir anlayış kazandırdı: dindar nesil.

İktidarın benimsediği edebiyatçıların eserleri, hayat hikâyeleri; Osmanlı padişahlarının hayat hikâyeleri; değerler eğitim setleri peşi sıra basılırken “15 Temmuz Destanı” müfredatta yer buldu. İslamî çocuk kitaplarının sayısı o kadar arttı ki kimi kitapçılarda “Atatürk Kitapları” rafı kalktı, “Dinî Çocuk Kitapları” rafı eklendi; D&R’ın online satış sitesinde “İslamî Çocuk Kitapları” kategorisi açıldı.

2005’te başlayan ve çokça tartışılan MEB onaylı 100 Temel Eser uygulaması 2018 sonunda sona erdi ama Millî Eğitim Bakanlığı çocuk kitapları yayıncılığına başladı. “2023 Yayın Projesi” adı altındaki proje çeşitli alt başlıklardan oluşuyor. “Çocuk Yayınları Dizisi” kapsamında ise Türk Bestekârları’ndan Minyatür Sanatçıları’na, Mevlana’nın Mesnevisi’nden Seçmeler’den Altın Işık’a altmış yedi çocuk kitabının basımı ve dağıtımının yapılması planlanıyor.  

Toz duman içerisinde göremesek de iyi şeyler de oluyor

İktidarın istediği kültürel iktidar henüz yaratılamasa da dağıtım ve satış kanalları üzerinde kurulan baskıyla hem alan daraltılıyor hem de yolları aranıyor. Bir diğer yanda ise müfredatta yer bulamayan “İdeal Türk Çocuğu” didaktik ve edebiyattan uzak çocuk kitaplarında yeniden karşımıza çıkıyor.

İşte, tüm bu olan bitenin içinde çocuk kitaplarının değil, çocuk edebiyatının önemi daha da artıyor. Türkiye’de henüz hak ettiği önemi göremese de çağdaş çocuk edebiyatı yetişkinlerin ve iktidarların sınır ve sınırlandırmalarını aşmak için büyük bir mücadele veriyor. Aba altından sopa göstermeyen, mesaj kaygısı gütmeyen, çocukların hayal dünyasına erişebilen metinler ve çizimler, savundukları siyasî görüşü dayatmak için değil, edebiyat yayıncılığı yapmaya çalışan yayınevleri sayesinde çocuklarla buluşuyor. Hikâyeyi esas alan, çocuğa görelik kavramına uygun, farklı hayatların kapılarını açan yerli ve çeviri eserler basılıyor. “Eskiye özlem” bu noktada önemini yitiriyor, çünkü toz duman içerisinde göremesek de ilerleyen, gelişen, iyi şeyler de oluyor. Çocukların hayal dünyası hâlâ ve inatla umudu barındırıyor.

YAZAN: ÖZLEM AKCAN KAYNAK: K24

Eşikteki Çocuk

Ebru Güzel, Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Eşikteki Çocuk” isimli kitabında kız çocuklarıyla ilgili öne çıkan yeni bir kavrama “tween” kelimesine değiniyor. Tween paylaşımları bağlamında da çocukluğun yitirilişini tartışıyor.

Tanıtım Metni’nden:

“Instagram‘da “tween” etiketi yazıldığında yetişkinleştirilmiş, cinselleştirilmiş ve şöhretleştirilmiş yüz binlerce kız çocuğunun paylaşımlarına rastlanır. Bijuteriden bikiniye, dudak parlatıcısından gece uyuma gözlüğüne kadar her bir ürün, cinsiyetçi bir “kız çocuğu kültürü“ne özgü simgelerle bezelidir.

Şöhret şekerine bulanık paylaşımlarla tween, “neçocuk ne ergen” arada sıkışmış; “eşikteki çocuk”tur.

Türkiye’de” tween” fenomen dünyaya oranla çok az, paylaşımlar daha ölçülü; ama fenomen olma arzusu çok yüksek!

Keza elinizde tuttuğunuz bu kitap instaşöhret (HızlıŞöhret) kimliğinin okullarda da taklit edildiğini ve onun getirdiği sembolik kapitalin, özellikle de kolejdeki çocuğun sosyal statüsüne transfer olduğunu bulguluyor!

Celebrity- endüstriyel kompleksinin bir ürününe dönüşen ve çocukluğun masumiyetinden koparılarak fetişleştirilen “Eşikteki Çocuk“un gösterdiği en üzücü gerçek ise: “Çocukluğun yitişi“dir. “

Çocuk olmak dün de zordu, bugün de zor

Fransa Kralı 15. Louis çocuk sevgisiyle bilinirdi. Öyle ki kızdığında sakinleşsin diye yanına çocuk götürüldüğünü söylerler. Sarayının duvarları çocuk tabloları ile dolu olduğuna göre demek ki gerçekten çocukları seviyordu kral.

Ama ne kralın yaşadığı dönemin ne de sonrasının Fransa’sı dahil hiçbir Avrupa ülkesinde çocuklar yetişkinler tarafından çok da sevilen varlıklar olmadı. Özellikle emek üretim sürecinde bedenlerinin kaldıramayacağı ağır işlerde çalıştırılan çocuklara “çocuk” da denmezdi. Daha çok “küçük adamlar” diye tanımlanmışlardır.

Vahşi kapitalizm yoksulluk yüzünden çocuklarını kendilerine yük olarak gören ailelerin de desteğiyle bu küçük emekçileri maden ocağında da, tekstilde de kullandı acımasızca. Terk edilmiş ya da yetim kalmış çocuklar batı sermayesinin işgücü oldu yıllar boyu. Kimileri “Sanayi Devrimi çocuk emeği olmasaydı gerçekleşmezdi” bile demişlerdir.

On sekizinci yüzyıl İngiltere’si berbattır. Onbinlerce anne, yoksulluktan ötürü bakamayacağından ya da istenmeden doğdukları için benimsemediklerinden bebeklerini Thames Nehri’ne atmışlardır. Bebeklerini çiğneyip ezenler, çöp varillerine atanlar binlercedir. Onuncu yüzyıl İtalyası da hurafelerin, akılsızlığın çılgına döndürdüğü insanlarla doludur neredeyse. Jacop Burckhardt İtalya’da Rönesans Kültürü’nde “1140’lı yıllarda cinlere 100’den fazla çocuk kurban etmiş olan Gilles de Retz” diye birinden söz eder. Mezarötesi düşüncelerin de hedefi kolayca çocuklar olabilmiş yani.

Bakın Ispartalılarda çocuğun durumu neydi? Açlık, yoksulluk tek bir çocuğa izin verebiliyordu ancak.İkinci bir çocuğa gebe kaldı mı kadın, bunu engellemenin bir yolu yoktu. Doğduğunda bebeği açık havada bir yere bırakır ya da başka bir yolla öldürürlerdi. Ama diyelim ki çocuk erkek doğdu, o zaman devletin malı sayılır, önce sağlık denetiminden geçirilir, büyüdüğünde iyi bir asker olacağına kanaat getirilirse büyütülürdü. Değilse talihsiz çocuğun yeri Taygetos Boğazı’nı boylamak olurdu, diğer akranları gibi.

ÇOK ÇOCUKLU BABALAR

Herhalde daha fazla da vardır ama ben çok çocuklu babalar olarak II.Ramses ile Herakles’i bilirim sadece. II. Ramses’in yüz altmış çocuğu olduğu söylenir. Herakles de yetmiş iki oğul ve bir kız babası olmasıyla ünlüydü. Bunun çocuğa değer vermekle ilgisi var mıydı, emin değilim. Bu doğan çocukların akıbetinin ne olduğunu bilmek isterdim doğrusu. İlyada’yı okuyanlar Homeros’un Truvalıların çocuk bolluğundan övgüyle söz ettiğini hatırlarlar. Herhalde çocuğa değer veriyorlardı Truvalılar.

BATI EDEBİYATINDA YOK

Çocuk, özellikle Fransa’da o kadar görmezden gelinmiş ki, edebiyat bile farkına varamamış. Bunu ben değil Andre Gide söylüyor. Gide, İngiliz ve Rus romanına oranla Fransız edebiyatında çocuğa az yer verildiğini yazar: “Romanlarımızda hemen hemen hiç çocuğa rastlanmıyor ve romancılarımızın, pek ender olarak önümüze çıkardığı çocuklar da çoğunlukla, geleneksel, beceriksizce çizilmiş, ilgi çekmez oluyor”. Peki nedeni ne olabilir bunun? Gide göre neden şudur: “Bütün Fransız edebiyatında, henüz biçimlendirilmemiş şeyler önünde bir çeşit sıkıntı duymaya dek varan bir ‘biçimsiz olan’dan tiksinme duygusuna rastlarız”.

Rus edebiyatında çocuğa daha çok yer verildiği doğrudur gerçekten de. Dostoyevski’nin romanları buna iyi bir örnektir.

Çocuklar için iyi bir dünya yaratılamadı hâlâ. Durum dünden biraz daha iyi belki ama çocukları mutlu kılacak fazla bir şey yok. Bugünü sorunlu, yarınının nasıl olacağı bilinmeyen bir varlık olarak işi zor çocuğun.

KAYNAK: CUMHURİYET

Nepalli çocuklar Nasrettin Hoca’yı okuyacak

Dünyanın birçok ülkesinde takip edilen Türk edebiyatı son yıllarda Asya ülkeleri tarafından oldukça ilgi görüyor. Akdem Telif Hakları ve Tercüme Ajansı Direktörü Emre Can Petek’in geçtiğimiz ay Nepal Çocuk Kitapları Festivali’ne gerçekleştirmiş olduğu ziyaret iki ülke edebiyatı arasında yeni köprülerin atılmasını sağladı. Türk edebiyatının tanıtılması hususunda girişimlerde bulunan Petek katıldığı festivalde Türk edebiyatı ile ilgili bir sunum yaptı ve yayıncılar ile yapılan özel bir oturumda Türkiye yayıncılık faaliyetleri ve çeviri destek programları konusunda bilgi verdi. Nepalli yayıncıların bu yıl dördüncüsü düzenlenen İstanbul Fellowship programına katılımının ardından Türk edebiyatına karşı oluşan ilgisi sonucunda gerçekleşen bu ziyaret TBYM tarafından organize edilen Uluslararası İstanbul Profesyonel Yayımcılık Buluşmaları’nın önemini ortaya koydu.

Ziyaret sonucunda Nepal’de çocuk kitapları alanında önemli işlere imza atan Kathalaya Publishing ile 10 çocuk edebiyatı eserinin Türkçeden Nepalceye çevrilmesi hususunda anlaşma sağlandı. Yakın gelecekte ise Türkçeden diğer dillere pek çok roman, öykü, tarih, araştırma-inceleme ve çocuk kitapları telif haklarının aktarılması noktasında çalışmalara hızla devam edilmesi hedefleniyor.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK

Türk masalları külliyatta bir araya getirilecek

Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Başkanlığı koordinesinde Türk kültürünün bir parçası olan Anadolu masallarının bir araya getirilerek derlenmesi kapsamında “Türk Masal Külliyatı Çalıştayı” düzenlendi. 

Bolu Dağı’nda bulunan bir otelde düzenlenen çalıştayda, Türkiye sahası masallarını içine alan bir araştırma ve yayın projesi kapsamında iş birliği protokolü imzalandı.

İmza töreninden önce bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü Somut Olmayan Türk Kültür Mirası Daire Başkanı Vildan Satık, çalışmaları hakkında bilgi vererek, projenin detaylarını anlattı.

Satık, proje kapsamında, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan Halk Kültürü Bilgi ve Belge Merkezinde kayıtlı masallarla ilgili çalışma yaptıklarını belirterek, “Araştırmalarda, masalla ilgili 143 yazılı belgeden 435 adet, dinlenen 41 adet ses bandından ise 71 adet masal tespit edilmiştir. Bakanlığımızın taşra teşkilatında görev yapan folklor araştırmacıları tarafından 38 ilde gerçekleştirilen saha araştırmaları sonucunda ise 278 adet masal derlemesi genel müdürlüğümüze ulaştırılmış olup diğer illerdeki çalışmalar halen devam etmektedir.” şeklinde konuştu.

Haberin devamı için tıklayınız.

KAYNAK: DÜNYA BÜLTENİ

Çocuk Odaklı Habercilik Elkitabı

Haberde Çocuk/Çocuk Odaklı Habercilik Elkitabı yayımlandı. Kitabın içerisinde eğitimden sağlığa, silahlı çatışmalardan mülteci çocuklara farklı konularda haber yapmak isteyen gazetecilere yönelik tavsiyeler yer alıyor. Yazar Umay Aktaş Salman: Medyadaki temel sorunlardan biri, çocuğu ‘eksik yurttaş’ olarak gören toplumsal algıyı normalleştirmesi, bu sorun kitabın hayata geçmesini sağladı.

Elkitabının editörlüğünü üstlenen Ezgi Koman ise çocuğu özne yapabilmenin yolunun “onları yaşamın eşit ortakları, bağımsız hak ve özgürlük sahibi bireyler olarak kabul etmekten geçtiğini” söylüyor ve “Tüm bunlar zaten birer lütuf değil BM ÇHS’yi imzalamış bir ülke olan Türkiye’de yükümlülük…” diyor.

Medyada çocukların ne kadar yer aldığı, çocukların hangi durumlarda haber değer taşıdığı, medyada nasıl yer aldıkları, çocukların medyada nasıl ihlale ve istismara uğradıkları, çocuk görsellerinin kullanımı, farklı çocuk kimliklerine dair temsillerin nasıllığı gibi pek çok başlıkta gazetecilere ve habercilere tavsiyeler içeren bir elkitabı.

Kitabın Kürtçe baskısı da aynı anda kamoyuna sunuldu.

KAYNAK: BİANET

AİHM’deki çocuk hakları davalarının takibi için veri tabanı

Uluslararası Çocuk Merkezince oluşturulan www.cocukgozlemevi.org/aihm adresli veri tabanı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) Türkiye’nin taraf olduğu çocuk hakları davalarının rahatlıkla izlenebilmesi hedefleniyor.

Türkiye’de çocuk adalet sisteminin AİHM standartlarına uygun hale getirilmesine katkı sağlamayı amaclayan uygulama ile AİHM’de Türkiye’nin taraf olduğu davaların hukukçular tarafından rahatlıkla izlenebilmesini sağlamak ve sivil toplum kuruluşlarının farkındalığının artırılmasıyla çocuk hakları savunuculuk çalışmalarının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Veri tabanında, Türkiye’nin taraf olduğu çocuk hakları davalarındaki kararların tümü, Türkiye’nin taraf olduğu çocuk hakları davaları arasında daha önce Türkçeye çevirisi yapılmamış kararların özetleri, Türkiye’nin taraf olduğu davalardaki kararların uygulanma durumlarına yönelik Bakanlar Komitesinin değerlendirmeleri, diğer Avrupa Konseyi Üyesi ülkelerin taraf olduğu davalardaki önem derecesi yüksek ve AİHM içtihadının oluşmasında öne çıkan kararların özetleri bulunabiliyor.

Proje kapsamında birçok yazılı kaynak da hukukçuların hizmetine sunuluyor. Veri tabanının kullanımına yönelik yönlendirici broşür, “AİHM Çocuk Hakları Davalarına İlişkin Veriler Süreçler” kitapçığı, “AİHM ve Çocuk Hakları Kararları (Türkiye)” kitabı ve Çocuk Haklarıyla İlgili Avrupa Hukuku El Kitabı’nın çevirisine aynı internet sitesinden ulaşılabiliyor.

Uluslararası Çocuk Merkezince oluşturulan veri tabanında yer alan bilgilere göre, AİHM’de Türkiye kararlarının yüzde 2,9’u çocuk haklarıyla ilgili. 1990 yılından günümüze kadar tespit edilen 102 davadan 96’sında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki haklardan en az birinin ihlal edildiğine karar verildi. 5 davada herhangi bir ihlale rastlamayan AİHM, 1 başvuruyu ise kabul etmedi.

KAYNAK: AA

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden “Engelsiz Kütüphane” kampanyası

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü Kütüphane Haftası kapsamında “Engelsiz Yaşam Alanı Kütüphaneler, Okumak İçin Engel Yoktur” temalı proje kapsamında İstanbul’da yaşayan tüm engelli vatandaşları kitap ve kütüphaneyle buluşturmayı hedefliyor.

Bu etkinlik sayesinde ilk ve ortaokul seviyesindeki engelli çocukları evlerinde ziyaret ederek, kendi yaş guruplarına uygun seçilmiş kitaplarla okuma saati düzenlenecek.

Bu kapsamla birlikte kütüphanelerin engelsiz yaşam alanlarına dönüştürülmesi hedefleniyor. Kütüphanelerde gerçekleştirilen kitap ve okuma etkinliklerine engelli vatandaşların da katılması amaçlanıyor. İlgili kurumlar ile görüşülerek engelli vatandaşların belediye kütüphanelerindeki etkinliklere katılması da sağlanacak.

İstanbul’da bulunan 21 Belediye Kütüphanesi üyesi engelli okurlar ayrıca kütüphane bünyesinde bulunan kitaplardan ödünç almak istediklerini kargo yoluyla temin edebilecek. Engelli vatandaşların taleplerini elektronik ortamında ilettikten sonra kitap ödünç işlemleri yapılacak ve anlaşmalı kargo firmasıyla ücretsiz bir şekilde kitapları adreslerine gönderilecektir. İade işlemi başlayacak olan kitaplar ise aynı şekilde evlerinden ücretsiz olarak alınacaktır.

Engelsiz Kütüphane’ye üye şartları ve kullanım detayları için tıklayınız.

1 2 3 113