Japon Yazar Akihiro’dan “Baca Kasabası’nın Çöpadam’ı” artık Türkçe’de

Yediveren Çocuk, Japon çocuk edebiyatı illustratörü Akihiro Nishino‘nun “Baca Kasabası’nın Çöpadam’ı” kitabını dilimize kazandırdı.

Baca kasabası her tarafın simsiyah olduğu bir yer ve burada yaşayanlar mavi gökyüzünün ne olduğunu bilmiyor. Yıldızları, ayı, gökyüzündeki onlarca varlığı tanımıyordu.

Çöpadam ise daha önce babasının gördüğü ve kendisine anlattığı yıldızları görebilmek için epey uğraş verir.

 

Bir Zürafanın Dertleri

Daha önce “Bir Penguenin Dertleri” isimli kitabıyla tanıdığımız Jory John, Lane Smith ikilisi bu kez benzer kurguda “Bir Zürafanın Dertleri”ni anlatıyor.

Boynu çok uzun, çok desenli ve çok bükülen zürafa bu durumdan rahatsızdır. Herkesin kendisine baktığını düşünür ve hiç mutlu değildir.

Ama bir kaplumbağayla karşılaşınca işler değişiveriyor.

 

“Örümcek Adam” öldü

Spider Man, Fantastik Dörtlü, X-Men, Daredevil, Hulk ve Iron Man gibi karakterleri oluşturan dünyaca ünlü yazar Stan Lee hayatını kaybetti.

STAN LEE KİMDİR?

Amerikalı çizgi roman yazarı Stan Lee, Spider Man, Fantastik Dörtlü, X-Men, Daredevil, Hulk ve Iron Man süperkahraman karakterlerini yaratmıştır. Gerçek ismi Stanley Martin Lieber olan yazar 1922’de New York’da doğdu. Ailesi maddi sorunlar çekiyordu. Okulu bıraktıktan sonra çizgi roman yayınlama şirketi Timely’de çalışmaya başladı. İlk hikâyesi 1942 yılında Kaptan Amerika hakkındaydı. Stan Martin, S.T. Anley gibi farklı isimler altında yazılar yazdı fakat o Stan Lee ismini seçti. Timely, ismini Marvel Comics olarak değiştirdi. Stan Lee yeni karakterler yazmaya devam etti. Fantastik Dörtlü’yü 1961 yılında üretti ve bunu Hulk takip etti. Bir yıl sonra ise Örümcek adam’ı yayınladı. Daredevil ise 1964’te ortaya çıktı. Tüm bu karakterler Stan Lee’yi zirveye taşıdı.

Stan Lee’nin 2010 yılında sunduğu “Stan Lee’nin Süper İnsanları” adlı televizyon dizisi Türkiye’de 3 yıl sonra 2013 Eylül’ünde yayınlanmaya başladı. Bu dizide Stan Lee, kendisinin “süper insan” olduğunu iddia eden insanları tanıtmıştır.

KAYNAK: KRONOS7

Çocuklar İçin Oyun Terapisi İlk Kitabı

Oyun terapisine katılması önerilen 4-7 yaş arası çocuklara, terapi ve terapi süreci hakkında gelişim dönemlerine uygun olarak bilgi verecek bir kaynak olma özelliğini taşıyan “Çocuklar İçin Oyun Terapisi İlk Kitabı” çıktı.

Ebeveynler, bakım verenler, terapist veya biliyorsa çocuğun kendisi tarafından bu kitap okunarak çocuğun terapi sürecine hazırlanması sağlanabilir. Kitabınyalın çizimleri, süreç hakkındaki soru ve cevapları, öğrenme modeli ve özelliğine göre destekleyecektir.

 

Çocuk ve gençlik kitaplarına ilgi arttı

Kültür ve Turizm Bakanlığınca Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) verilen çocuk ve gençlik kitabı sayısı son 6 yılda artarak 35 bin 887’ye ulaştı.

Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün istatistiklerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye’nin yayıncılık alanındaki genel eğilimlerinin, sektörel gelişmelerin ve üretim faaliyetlerinin yakından takip edilmesine imkan sağlayan ISBN başvurularının son 6 yıllık dönemine ilişkin istatistiklerinde çocuk ve gençlik kitapları önemli bir paya sahip oldu.

Böylelikle son 6 yıllık dönemde Bakanlığın ISBN tahsis ettiği çocuk ve gençlik kitaplarının toplam sayısı 35 bin 887 oldu.

Özellikle ISBN ve bandrol alma zorunluluğu olmadan basılan eserler de dikkate alındığında, çocuk ve gençlik kitaplarına ilişkin sayının resmi istatistiğin de üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

KAYNAK: CNN

Okurlukta hamallıktan kurtulmanın yolları

Okumak bir eylemdir. Hatta yazmaktan daha önemli bir edebi eylem. Ama hep yazmak kutsanır. Yazar olmak çok önemli bir sıfattır da, okur olma unvanı nedense kişiyi tatmin etmez. Galiba bunda doğru okuma formüllerini uygulamamanın etkisi büyük. Bulduğu her şeyi okumak zorunda olan bir Anadolu kasabasının kitabın eni konu temin edilebildiği yoksunluğundan bugün en ücra yerlerin artık internetten verilen siparişlerin kargo hizmetleriyle ücralıktan çıkarıldığı günlerdeyiz. Okumamanın kitaba ulaşamama mazereti ortadan kalktığına göre kimse bahsetmese de, Türkiye’de okuma eğrisi de yukarı doğru tırmanıyor. Ve bu sıçrama kimseyi mutlu ya da tatmin etmiyor olacak ki, hiç kimse ifadesi içinde bir zerre bırakmayacak kadar doldurarak söz edilmiyor bu durumdan. Neden böyle oluyor diye garip şeyler düşünmekle ve yazmakla meşhur ben kafa yorarken şöyle aydınlanıyorum: Okur, kendine ait bu şanlı sıfatı göğsünü gere gere kullanmıyor çünkü okumanın karmaşık yollarında doğru bir rehber bulup, ışığın ruhunu aydınlatacağı o büyük buluşmayı bir türlü yaşayamıyor.
Okumak bir eylemdir ve okuma kararını vermek, bu eylemin ilk hem de en önemli adımıdır. Sadece bu cesur kararı kutlamak ve kutsamak da yetmez. Okurun bu sıfatı her daim ona neşe ve heyecan verecek şekilde içinden dileklerini gerçekleştirecek bir cin çıkmasa da Alaaddin’in lambası gibi okşayıp, tozunu alması gerekir. Metaforlara ve imgelere ara verip dost gibi samimi konuşursak eğer, Türkiye’de okurların kendini profesyonelleştirmek yerine rüzgar nereye götürürse kaderini orada arayan Orta Çağ denizcilerinin tutumundan kurtulması gerektiğini söylemek gerek. Alınmanın burada geçerliliği yok. Türkiye’de okur hamaldır. Kitabın zor bulunduğu günlerde başlayan entelektüel birikim böyle olmazsa sanki değerli bir eylem olmayacakmış gibi nesillerden nesillere değişmeden armağan edilmiş. Ama zor elde edilen bir kitabın mutlaka okunması gerektiğine dair de ocağı mahveden bir incir ağacı dikilmiş. Bu ağacın en tatlı meyvelerini popüler edebiyat yayını yapan ve o yayınlara imza atanlar yiyor. Bizim hamal okur eline aldığı sepetiyle kitapçı zincirlerinin çok satanlar raflarının kökünü kuruturken, Türkiye’nin okumaya ilişkin entelektüel makinesinin çarkları dönsün diye ona ekonomik bir yakıt sağladığını düşünerek gururlanıyor.
TÜRK OKURA ÖZEL

Read more

Arap Çocuk Edebiyatında Yeni Gelişmeler

Arap çocuk edebiyatı çalışmalarını geliştirmek, tercüme yapmak ve telif eserleri desteklemek üzere 7 kişilik bir ekip kuruldu. ArabKidLitNow! adıyla kurulan ekip 2018 yılı itibarıyla dünya genelinde Arapça yazılan çocuk edebiyatı eserlerini incelemeye ve duyurmaya çalışıyor.

Arap çocuk edebiyatı alanındaki gelişmeleri ,yayımlanan eserleri ve tercüme destek çalışmalarını takip etmek için oluşturulan bu siteye bağış yapmak da mümkün.

 

Çocuk Edebiyatı Yazarı Hasan Latif Sarıyüce Vefat Etti

Çocuk edebiyatı yazarı, eğitimci ve aynı zamanda 13. dönem Çorum milletvekili olan Hasan Latif Sarıyüce vefat etti.

Anadolu masallarını derleyerek kitaplaştıran, bir halkbilim uzmanı gibi çalışan Sarıyüce pek çok çocuk kitabı telif etmişti. Merhumun ayrıca iki ciltlik “Türk Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Ansiklopedisi” çalışması bulunuyor.

 

Çocuk Edebiyatı ve direniş: Yazarlar hayalgücü satmazlar

Okurunun çocuk olduğu bir edebiyatın kendisi bir direniştir. Çocuğu tek bir kalıba sokmaya uğraşan, erkin çocuk kitaplarındaki müdahalesi ve tek düze yetiştirilmeye kurulan eğitimin bir parçası haline getirilmeye çalışılan, çocuk edebiyatında ezberci müfredatın dışında bir üslupla, özgür ve yaratıcı metinleri yaratmak kolay bir iş değildir. Özgürlük, barış, çevrecilik, ayrımcılığa karşı mücadele, insan hakları, yaratıcı düşünme, hayal kurma çocuk edebiyatının direniş temalarıdır.

Çocuk edebiyatında, suya sabuna dokunan edebiyat üretmek, ‘direnişi’ yazmak ve yayınlamak cesaret işidir yazarlar ve yayıncılar için. Okullarda çocuklarla söyleşememek, satın alınacak kitaplar listesine girememektir, fuarlara katılamamaktır. Çoğu zaman engellemelere ve sansüre maruz kalmaktır.

Azıcık zaman ayırıp kitap fuarlarını, kitap günlerini dolaşsanız yayıncılıktaki, özellikle çocuk edebiyatındaki tahakkümü görmeniz hiç zor olmayacaktır. İktidarın diliyle yazılan, dikte eden, parmak sallayan, ötekileştiren, cinsiyetçiliği öven, mutfağı kadının görev alanı olarak tanımlayan, dini moti erle örülmüş bir edebiyatın çocuklara ‘edebiyat’ diye servis edildiğini rahatlıkla görürsünüz. Oysa aşağıda başlıklar halinde sıralayacağımız gibi, çocukların edebiyatla tanışmaları onları daha güzel bir gelecekle tanıştırmanın ilk adımıdır.

İyi edebiyat direniştir!

Okul tarzı eğitimin yaratılıcılığı törpülediği herkesçe biliniyor. Edebiyat metni, ‘kitaplar’ yardımcı ders kaynağı muamelesi görüyor. Zorunlu okumalar, özet çıkarmalar çocukları edebiyattan uzaklaştırıyor. Kitabın, okumanın çocukça sevilmesi için iyi edebiyat, iyi yazarlar ve ders dışı, zorunlu olmayan okumanın özendirilmesi öğretmenin, ailenin, yazarın görevidir.

Dil ve direniş

Yazarlar metinlerindeki özgünlük ve özgürlüklerini dili iyi kullanarak çocukların dil konusundaki beslenmelerine yardımcı olurlar, dilin akıcılığı ve zenginliği ile tanışan, okumayı sürdüren çocukların kelime zenginliği artacak, okuyan, yazan, sorgulayan, bağımsız düşünme alışkanlığını kazanmış bireyler yetişecektir.

KAYNAK: BİRGÜN KİTAP

İslam medeniyetinde bilim eğitimi

İslam medeniyetinde bilimin zirveye ulaşmasında en önemli etkenlerden biri şüphesiz ilme ve ilim öğrenmeye duyulan derin saygıyla eğitime verilen önemdi. Farabi, Biruni, Harezmi, İbn Sina ve Takiyüddin gibi âlimlerin başarılarında kendi entelektüel kapasiteleri şüphesiz önemli bir faktördü, ama en az onun kadar hatta belki de daha önemli olan başka bir faktör vardı: Doğup büyüdükleri medeniyetin, yani İslam medeniyetinin onlara sunduğu bilgiye ve eğitim/öğrenime erişim olanakları.

Öncelikle yerel imkânlar dahilinde eğitimine temel dini ilimlerle ve dil öğrenimi ile başlayan öğrenciler, zaman ilerledikçe imkân ve isteklerine göre, şayet önemli merkezlere uzak iseler, İslam medeniyetinin önemli ilim merkezlerine seyahat ederek, orada önde gelen âlimlerin öğrencisi olup gerek medreselerde gerek cami avlularında gerek hocanın kendi evinde ders görerek icazet alıp, zamanla kendileri de bir âlim olabiliyorlardı. Hatta ilim uğruna yapılan ve “rihle fi talebul ilm” tabiriyle başlı başına bir kavram haline gelen bu seyahatler artık her ciddi ilim öğrencisinin eğitim sürecinde kaçınılmaz bir parçası haline gelmişti. Seyahat etmeyen öğrencilere gerçek âlim gözüyle bakılmıyordu (Bu konuya ilgi duyanlar Houari Touati’nin Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan “Ortaçağ’da İslam ve Seyahat: Bir alim Uğraşının Tarihi ve Antropolojisi” kitabına bakabilirler).

Bu yazımızda tanıtacağımız kitap ilk cümlelerinde önemli bir antitez ile başlıyor ve İslam medeniyetinde bilimin gerilediğini ya da tamamen kaybolduğunu iddia eden eski tarihyazımının aksine doğa, gökler, insan vücudu, sayılar, yüzeyler ve katılar hakkındaki soruların birçok İslam toplumunda 19. yüzyıla kadar öğretilmeye ve öğrenilmeye devam ettiğini vurguluyor.

YAZININ DEVAMI İÇİN : YENİ ŞAFAK KİTAP
1 2 3 98