Şimdiki gençlerin yüzde 40’ı FoMO

Psikoloji literatüründe FoMO (Fear of Missing Out) ‘sosyal medyadaki gelişmeleri kaçırma korkusu’ diye adlandırılıyor. Uzmanlara göre, şimdiki gençlerin yüzde 40’ı FoMO!

Uzman Psikolog M. Bayram Ayaz, İdeal Akademi Yayınları’ndan çıkan Sanal Bağımlılık isimli kitabında, daha çok Z kuşağını etkileyen rahatsızlık hakkında şu bilgileri veriyor:

HERKESİN YAPTIĞINDAN SÜREKLİ HABERDAR OLMA

“Akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle birlikte son zamanlarda psikolojik bir hastalık olarak tanımlanan herkesin yaptığından sürekli haberdar olma duygusu, depresyona yol açıyor. “Acaba şu an başkaları benim yaptığımdan daha iyi bir şeyler mi yapıyor, onların ne yaptığını kaçırıyor muyum?” duygusu zayıf kişiliklerde kaygı, yetersizlik hissi, zihinsel yorgunluk, zaman kaybı, gerçek sosyal ilişkilerde bozulma ve ilerleyen süreçlerde depresyona yol açabiliyor. Üye olduğu sosyal ağda birşeyleri kaçırdığını düşünerek sürekli sosyal medyayı kullanma ihtiyacı hissediyor. Yapılan çalışmalara göre sosyal medya kullanıcısı genç yetişkinlerde FoMO görülme sıklığı yüzde 40’ın üstünde. Read more

Peyami Safa’nın insan coğrafyası

Rahmetli Nevzat Kösoğlu’nun Peyami Safa monografisine verdiği isimdi, Peyami Bey. Orada, “insan” Peyami Safa’ya dair pek çok ayrıntıyı okumuş, büyük romancının dünyasına arkadaşlık yolu bulmuştuk. Yakın zamanda çıkan bir kitap ise, Safa’nın manzarasında var olan insan suretini, tabiatını ve kimliğini bize yaklaştırmak için önemli bir eşik oldu. Şeyma Büyükkavas Kuran’ın akademik bir disiplin içerisinde kaleme aldığı Peyami Safa’nın İnsanları, Safa’nın Sözde Kızlar’dan Yalnızız romanına yazarın şahıslar kadrosunu inceliyor.

Edebiyatçının kurguladığı dünyasına uygun portreler inşa etme biçimi olan karakterizasyon romanın ve hikâyenin en aslî unsurlarından. Edebiyat, insanı anlatmak üzere yola çıkan bir sistem. Bu sistemin farklı biçimleri olsa da romandan bağımsız düşünülmesi imkânsız. Tanpınar’ın, Tanzimat romancılarını hatta Uşaklıgil’e gelen kadar Türk romancısını eleştirdiği nokta, onların insanı yakalayamamış olmalarında toplanır. Kartondan öteye geçemeyen karakterler, bir tipe sıkıştırılarak hareket sahası daraltılan şahıslar romanın varoluşsal niteliklerini başında ortadan kaldırır ve metni değersizleştirir. Uşaklıgil’i kutsamamızın altında yatan gerekçe Bihter’in çatışma yaşayan, bir psikolojisi olduğunu gösteren mizacıdır. Roman incelemelerinde başvuru kaynağımız olan Roman Sanatı’nın yazarı Mehmet Tekin, modern öncesi ve sonrası dönem olarak ayrıştırdığı tahlil yorumlarından birinde bir kahramanın hem sevilip hem nefret edilebileceğini, bu tercihe sebebin karakterin davranışlarında görülebileceğini dile getirir ve ekler: “Modern romancı, bu yönde bir duyguyu, bir tercihi dayatmaz.” Namık Kemal’in İntibah’ında baştan sona okur nefret etsin diye var edilen Mahpeyker karakterini biz de burada hatırlayalım.

NİTELİKLİ EDEBİYATIN TEMSİLCİSİ 

Peyami Safa, Türk romanının kurgu ve karakter inşasında, her romanında sosyal bir mesele etrafında hareket ederek tezli romanlara göz kırpan bir sanatçı olsa da, her bir eseriyle nitelikli edebiyatın temsilcisidir. Klasik romanın, öğretilmiş kişilerle, kadrolarla başlayan anlatılarının aksine modern dönem romancısı olarak karakterlerini metne dağıtarak onları okurlarıyla birlikte tanır. Geçmiş zaman anlatıcılarının her ayrıntıya hâkim iktidarını reddederek karakterlerine mizaç ve suret arasında bir özgürlük sunar ve onların “insan” olmalarından gelen hususiyetini önceleyerek romanın son sayfalarına kadar öğrenilebilecek yeni bir cephe olduğunu gösterir.

Birey merkezli romanlar da kaleme alan Peyami Safa, az önceki iddialarımızı destekleyecek biçimde, kahramanlarına inişli-çıkışlı, olumlu-olumsuz, gerilimli-sakin kısaca çatışma barındıracak hadiseler yaşatmaktan geri durmaz. Karşımızdakinin insan olduğunu, onun ne büsbütün hatasız ne de külliyen kötülüklerle dolu olamayacağını bilerek sağlıklı bir kurgu ve okuma süreci vaat eder. Tekin’in ifadesiyle “Birey niteliği kazanamamış karakterler, bir karakter olmaktan çok, karikatür düzeyinde kalırlar.” Pek çoğumuza tanıdık gelen Neriman’daki dönüşüm başlarda karikatüre hapsedilen bir durumda olsa da sonradan onun okuru yanıltabildiğini görürüz.

Peyami Safa’nın İnsanları, onbir roman üzerinden Peyami Safa’nın kahramanlarını bu meseleler etrafında ele alan önemli bir çalışma. Şeyma Büyükkavas Kuran, romanların tanıtımını, bilinen tipik özelliklerini, temaları ve iddialarını ortaya koyduktan sonra şahısların sosyal, fiziki ve ruhi özelliklerini tahlil yoluna gitmiştir. Kuran, Peyami Safa’ya dair yapılan çalışmaların bir bütün olarak romancının şahıslarına odaklanmadığını dile getirerek eserinin önemini hatırlatır. Şahıslar romanlardaki işlevlerine, anlatıcının bakış açısına göre ve en önemlisi yazarın niyetini ortaya koyma yolunda üstlendikleri özellikleri dolayısıyla incelenmiştir.

TİPİN VE KARAKTERİN NE OLDUĞU ÖNEMLİ

Kuran, çalışmasının amacını şu sözlerle ifade eder: “Peyami Safa’nın edebî romanlarındaki şahısları tanımak, tanıtmak, onlara muayyen bir niyet çerçevesinde nasıl portreler çizdiğini, dolayısıyla şahısların romanda nasıl görünür kılındıklarını ifade etmek, yazarın şahıs yaratma üslubunu belirlemek, yarattığı şahıslardan hareketle romancılığını bir yönüyle tanımlamak, onun kişiler sistemini nasıl kurduğunu ve bu sistemin roman yapısı içerisindeki yerini belirleyebilmektir.”

Roman kişilerinin önemi üzerinde de durulan giriş bölümünde diğer sanat dalları ile edebiyatın ve özelde romanın karşılaştırması yapılırken romanda konunun sadece insan olduğu vurgulanır. Romanı görünür kılan unsurların, bunlara bakış açısını, zaman ve mekanı, temaları dâhil ediyoruz, temelde olaylar ve kişiler olmak üzere iki gruba ayrıldığı dile getirilir. Romanda şahıs dendiğinde hatıra tip ve karakter gelir. Bu çalışmada da yazar, uzunca sayılabilecek bir bahis açarak tipin kim, karakterin ne olduğu üzerinde durmuştur. Bahsin sonlarına doğru edebiyat incelemelerinde sıklıkla başvurduğumuz kitap ve kavramların dünyasına kapı aralayarak terminolojiyi, meseleye uzak sayılabilecek okur için yeniden okumuştur. Tip, karakter ve stereotipin kesiştiği ve ayrıştığı noktaları da yerli yerine oturtan yazar, Peyami Safa’nın kaleminden bu meseleye dair çıkan yazıları da okuma sürecine dâhil eder.

KENDİ KADERİNİ TAYİN EDENLER

Eleştiri dilinde yazardan izler taşıyan hatta yazarı taşıyan karakterler için “yansıtıcı” ifadesini kullansak da karakterin en nihayetinde kurguya dayalı bir varlık olduğu ihmalinin göz ardı edilmemesini Şeyma Büyükkavas Kuran da vurgular: “Roman kişilerinin, romancının denetiminden kurtularak kendi kaderini tayin ettiği söylense de roman kişileri yazarın bakış açısının, tercihlerinin ve birleştirmelerinin sonucunda bir varlığa sahip olabilirler. Bu gerçeklerin yanı sıra hiçbir roman kişisi –roman otobiyografik bile olsa- yazarının birebir kendisi değildir.”

Romanda şahıs incelemelerinin hangi terminoloji, tespit ve tekliflerle yapıldığını, aralarında Vladimir Propp, W. J. Harvey, Greimas, Forster, Şerif Aktaş, Murat Belge, Yavuz Demir gibi isimlerin olduğu teorisyen ve eleştirmenlerin eserlerinden hareketle yorumlayan Kuran, bütün kavram ve sınıflandırmalara rağmen genelde romanların başkişi, yardımcı ve figüran olmak üzere üç fonksiyonu paylaşan şahıslardan meydana geldiğini ifade ederek kavram ekonomisi yapmıştır. Başkişilerin romanın yazılma sebebi oldukları, diğer kişilerin de başkişiye gerçeklik kazandırmak, onun değişimini aydınlatmak için romanda yer aldıkları da Kuran’ın bir diğer ifadesidir. Son olarak, Server Bedi müstearıyla kaleme alınan romanların bu çalışmanın harici tutulduğunu da hatırlatalım.

YAZAN: YAKUP ÖZTÜRK KAYNAK: YENİ ŞAFAK KİTAP