İngiliz Yazar David Almond’dan Yeni Kitap: “Küçük Koşucular”

Piranalarla Yüzen Çocuk, Ay’a Tırmanan Çocuk, Dünya Büyülü Bir Yer ve Garajdaki Giz kitaplarıyla tanıdığımız çocuk edebiyatı yazarı David Almond’un yeni kitabı “Küçük Koşucular” Günışığı etiketiyle raflarda.

Hayat koşusuna yeni çıkmış bir çocukla, koşunun sonuna yaklaşmış bir ihtiyarı aynı mahallede buluşturan yazar, başarının ipi göğüslemekten çok, mutlu anılar biriktirmekten geçtiğini hatırlatıyor. Kuşak farkını ortak hayallerle ortadan kaldıran öykü, çocuklara cesaret aşılıyor. Her yaştan okurda iz bırakacak güçteki kitap,  illüstratör Salvatore Rubbino’nun desenleriyle renkleniyor.

Liam, yakın arkadaşıyla birlikte, geleneksel Büyük Kuzey Gençler Koşusu’na hazırlanmaktadır. Rıhtım boyunca nasıl fırtına gibi koşacağını düşünüp, bitiş çizgisini nasıl göğüsleyeceğini hayal etmektedir. O gün, antrenman yapmak yerine, annesinin zoruyla yaşlı komşularını ziyarete gider. Komşuda gördüğü eski fotoğraflar ve dinledikleri, Liam’ın koşusuna yepyeni bir anlam kazandıracaktır. Read more

Kobi Yamada Hayranlarına Müjde! “Bir Fırsatla Ne Yaparsın” Çıktı!

Kobi Yamada’nın çocuklar için yazdığı ve kısa sürede çok satanlar listesine giren “Bir Fikirle Ne Yaparsın” ve “Bir Problemle Ne Yaparsın” kitaplarının üçüncüsü de artık Türkçe’de.

Nar Yayınları etiketiyle çıkan “Bir Fırsatla Ne Yaparsın” kitabının da ilk iki kitap kadar Türk okurlarından büyük ilgi göreceği tahmin ediliyor.

İlham verici çok sayıda çalışmanın sahibi olarak Kobi Yamada’nın bu üçlemesinde küçük bir çocuğun zihinsel sürecine dair bir yolculuk okuyoruz. Düşünebilmek, akledebilmek, çözümleyebilmek, problemi tanımlamak ve onu analiz etmek, fırsatları değerlendirmek gibi özetleyebileceğimiz konularda somutlaştırma yoluyla bir felsefe icra ediyor. Somutlaştırma tekniği ise hitap ettiği yaş grubu için oldukça başarılı bir seçim.

Bol ödüllü bu seri küçük büyük her yaştan okurun kütüphanesinde bulunmasını dileriz.

Her Yetişkinin Çocuk Kitaplarından Öğreneceği Çok Şey Var

çocuklar için düş gücü yüksek, keyifli, ayrımcı ve didaktik olmayan, eşitlikçi, sevgi dolu, iç ısıtan kitaplar seçmek mümkün. Üstelik sokakların tamamen betonlara ve arabalara teslim olduğu günümüzde çocuklarla kitap okumak hem çocuk hem yetişkinler için güçlü bir paylaşım türü.Her ne kadar bunlara çocuk kitabı diyor ve yaş sınırları çiziyor olsak da ben her yetişkinin çocuk kitaplarından öğreneceği ve hatırlayacağı çok şey olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu kitaplar aslında herkese. Read more

Teneke Uygarlığı

TUDEM Edebiyat Ödülleri Öykü Yarışması Ödüllü (2012) İclal Dikici, ilk romanı Teneke Uygarlığı’nda evlerden uzak olmasını dileyeceğimiz bir ülke kurgulamış. Kurgudaki yeniği görmek zor değil; Teneke Uygarlığı faşizan bir yönetimin hüküm sürdüğü, doğal güzelliklerin yerini beton ve tenekenin aldığı, yoksulların acımasızca sömürüldüğü bir dünyayı anlatıyor. Başımızı kaldırıp baktığımızda gördüğümüz dünyayı. En küçük uyanışın korkuyla bastırıldığı bu dünyada bakışı zehirlenmeyen iki çocuk var: Atila ve Defne. Read more

“Sonya’nın Tavukları” Nihayet Türkçe’de

Phoebe Wahl’ın hem yazıp hem resimlediği ve uzun yıllar Türkçe’de olmasını beklediğimiz kitabı “Sonya’nın Tavukları” nihayet dilimize çevrildi. Sinek Sekiz tarafından dilimize kazandırılan bu kitapta Küçük Sonya’nın bakımını üstlendiği tavuklarla arasında geçenler anlatılıyor.

Tanıtım Bülteni:

“Bu kitap, hiç bir şeyin kendi başına, geri kalan her şeyden apayrı bir şekilde var olmadığını, diğer her şeyle bağlı ve bağımlı olduğunu çocuklarınıza anlatmak için harika bir yol gösterici.

Hikaye doğa içinde, ufak bir evde ailesiyle beraber yaşayan küçük bir kız ve bakımını üstlendiği tavuklarla başlıyor. İlerledikçe bir canlının sorumluluğunu almasına ve bu sayede canlıların birbiriyle bağlarını keşfetmesine tanık oluyoruz. Bu süreç, küçük bir çocuğa yaşamın işleyişiyle ilgili temel gerçekleri, sevgiyi, şefkati ve sorumluluğu gösteriyor.Read more

Tavşan Yılı

Herkes omuzlarında taşıdığı yükleri bir kenara bırakıp derin bir nefes almak ve sonunda huzura kavuşmak istiyor. Bu birincisi. Günümüzün en büyük hapishaneleri olan gri beton yığınları arasında sıkışıp kalan insanlar, birbirinden habersiz bir şekilde zaman tüketmekten başka bir eylemde bulunmuyor, yeryüzünde yaşayan diğer tüm canlılardan bihaber, etrafında olan bitene duyarsız, bencil toplumlar yetişiyor. Bu ikincisi. İlahi bir güç veya evrenin döngüsü bize ‘gerçek hayat’ın bu olmadığına dair işaretler gönderse de çoğu zaman bu mucizelere kör oluyoruz, her zaman bir yol gösteren arıyoruz fakat karşımıza bir ‘tavşan’ çıkıp bize ‘Bir de dünyaya bu taraftan bak’ demiyor. Bu üçüncüsü. Tüm bu ikilemlerin arasında ise yıllar öncesinden uzanan bir el ‘neden olmasın’ diye göz kırpıyor. Bu da dördüncüsü… Finlandiyalı romancı Arto Paasilinna tarafından yazılan, Domingo Yayınevi’nden çıkan ‘Tavşan Yılı’ndan (Jäniksen vuosi) tüm bu sonuçları çıkarmak mümkün. 1975 yılında yazılan roman zaman içinde 41 dile çevrildi ve İskandinav edebiyatının en çok satan eserlerinden biri oldu.

‘Tavşan Yılı’ büyük bir değişimin küçük adımlarla başlayacağını anlatıyor. Hikâyenin baş kahramanı Kaarlo Vatanen beraberindeki fotoğrafçı iş arkadaşıyla bir haber için Finlandiya’nın başkenti Helsinki’ye doğru yola çıkıyor. Fakat bu yolculuktan sonra hayatı tamamen değişiyor. Nasıl mı? Arabaya çarpan bir yaban tavşanıyla irkilen ikili durumu kontrol etmek için araçtan iniyorlar. Ancak ormanın karanlığında kaybolan hayvanı bulamıyorlar. Vatanen’in hayatının dönüm noktası olan bu olay onu, tavşanın peşinden ormanın içine doğru sürüklüyor. Arkadaşını, işini, eşini ve tüm hayatını geride bırakan gazeteci, tavşanın yaralı bacağını sararken benliğindeki boşlukları fark ediyor. Bir yıl süren yol arkadaşlığı sırasında da yangınlar, tutuklamalar, saldırılar gören ikili, yılmadan hayatlarını diledikleri gibi şekillendirmeye devam ediyor. Hiçbir kural ve düzeni tanımayan Vatanen, yavru tavşanı gördüğü andan itibaren hayatı kendi kurallarına göre yaşamaya karar veriyor. Bu, onun dönüm noktası oluyor. Read more

İlk Çingenece Çocuk Kitabı

İsmi Sali. Hem sakat hem Çingene! Hem sosyal statü olarak düşük! Bir yerde de fiziksel olarak eksik. Sol elinin iki parmağı yok. Ve o bir çalgıcı. Doğduğu günden beri müziğin içinde.

Yalvaç Ural’ın Çingene çocuklarının hayatına odaklandığı MÜZİK SATAN ÇOCUKLAR kitabında Sali’nin müzikle tutunduğu yaşamına şiirsel öykü eşliğinde misafir oluyoruz. Kitap ayrıca dünyada Çingenece basılan ilk çocuk kitabı özelliğine de sahip.

Mekânsız müziğin icracıları olan sokak çalgıcılarının ve çocuklarının hayatına olan bu tanıklığımız içimizi buruyor. Mısralardaki derin hüznü ve toplumsal gerilimi duymamak mümkün değil. Ötekileştirilen, dışlanan ve mekânsızlaştırılan çocukların hüzünlü hikâyeleri ve enstrümanlarının dokunaklı sesi, müzikle yaşamını kazanan, müzik satan çocukların varlığını hatırlatıyor.

Nur Dombaycı: Doğanın ne olduğunu bilmeyen çocuk, onu nasıl koruyacağını nereden bilebilir ki?

Son zamanlarda çocuk yayıncılığı alanında ismine sıkça rastladığımız Nur Dombaycı ile hem son kitabı “Asık Suratlı Çocuk” hem de genel olarak yazarlık ve çizerlik serüvenini konuştuk.

***

Nur Hanım röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Dilerseniz önce sizi tanıyalım. Kısaca bahseder misiniz kendinizden?

Merhabalar, önce röportaj talebiniz için size, sonra da zaman ayırıp okuyacak olan herkese çok teşekkür ederim. Ben çocukluk hayalimi mesleğe dönüştürmüş ve mesleğimi de hayallerimdeki gibi fantastik hâle getirmek için durmadan çizen ve yazan Nur’um.

Çizer-illustratör olma sürecinizi kısaca anlatır mısınız?

Çizer olma sürecim aslında çocukken, büyüyünce yazar olmak istememden kaynaklanıyor. Resimli çocuk kitaplarını çok sever kendimce hem hikayelerini yazar, hem de resimlerini çizerdim. Çünkü yazarların kendi kitaplarına resim çizdiğini sanırdım. Çizim alanında belediyenin bir haftalık karakalem kursu dışında herhangi bir eğitim almadım. Lise ve üniversitede, ailemin yönlendirmesiyle o zamanın popüler bölümü olan Bilgisayar Programcılığı bölümünü okudum. On altı yaşında bir yayınevinde grafik tasarım bölümünde iş hayatıma başladım. Ama hayalim olan çizimi ve yazmayı asla bırakmadım. Üç yıl çalıştıktan sonra grafik tasarım bilgimi çizimlerimle birleştirerek freelance olarak bir çok yayınevleriyle çizer olarak çalışmaya başladım. Daha sonra da hayalimde olan Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okumaya başladım.

Çizerken size ilham veren şeyleri çok merak ediyoruz?

Çizim yaparken çok fazla ilham arayışına girmiyorum. İnsan kendini sıktıkça, istemeden sınırlandırmış oluyor. Zihni serbest bırakmak gerek. Çizim yapılacak konu akıldayken, ilham belki size çorba karıştırıp yemek yaparken gelecek, bilemezsiniz.

Sahneleri çizerken en sevdiğim şey, küçük ayrıntılar kullanmak yoluyla resme bakanları şaşırtmak. Bunun da en büyük sebebi, çocukların sürprizleri çok sevdiğini bilmemden kaynaklanıyor. Çocukluktan ve çocuklardan kopmamak da, hayal mesleği yapanların en büyük beslenmesi tabi. Read more

Damla Yayınevi’nden başarılı bir dünya tarihi dizisi

Damla Yayınevi’nin çocuklar için hazırlanmış beş kitaptan oluşan başarılı bir tarih dizisi mevcut. Dizide Vikingler, Antik Çin, Antik Mısır, Antik Roma ve Kızılderili hakkında tarihsel bilgiler yer alıyor. Kitapların görsel başarısı ise oldukça yüksek.

Kitapların yazarı Eleonora Barsotti her bir kitapta bir çocuğu konuşturuyor. Her bir çocuk kendi anlatımıyla dönemin öne çıkanlarını ve ilginç yönlerini anlatıyor. Yazarın çocuklara sunmak için seçtiği bilgiler oldukça yerinde.

Eleonora Barsotti’nin serisi aslında daha fazla kitaptan oluşuyor. Çocuklara dünya tarihini anlattığı bu dizi çalışmasında Antik Yunan, Rönesans, Ortaçağ, Tarihöncesi gibi dönemler de ye alıyor.

Dileriz yayınevi bu seriyi tamamlayarak Türkçemize kazandırır.

Çocuk Şehri’nin Son Sayısındaki Ev Temalı Kitaplar

6.sayısından itibaren e-dergi formatına dönen dergimiz Çocuk Şehri‘nin son sayısındaki gündemi “ev”. Dergi, evi sadece mekânsal bir yapı olarak değil toplumsal bir karşılık olarak yorumluyor. Evin fiziksel yapısı, onu dışarıya ait kılarken içinde yaşayan canlılarla birlikte ev bir yuvaya dönüşür. Eve dair algıları daha da geniş tutarak derinlemesine bir okuma yapan dergi evi ontolojik bir kavram olarak ele alıyor. Evi, bir çocuk için imgesel anlamlarıyla düşünüyor ve evin ontolojik değerini anlatan yazılarla dosyasını pekiştiriyor. Belki de bu yüzden evden kaçanları da görünür kılıyor. Çünkü evden kaçışın varoluşla ilgilisi, tahmin edildiğinden büyük!

Her sayıda belirlenen dosya konusuyla alakalı çocuk kitapları taraması yapan dergi “ev” dosyasında da bazı kitaplara yer veriyor. Evin özel alan oluşu, çocukların mahremiyeti, evin çocuk için anlamı, evin varoluşsal değeri, evin kozmik alemdeki değeri, evden kaçan çocukların psikolojisi gibi pek çok başlıkta incelediğimiz kitapları sizlerle paylaşıyoruz. Ev’e dair değerli yazıların yer aldığı dergimize ücretsiz ulaşmak için felahkitap@gmail.com adresine mail atmanız yeterli. Read more

1 2 3 15