Kalimat Vakfı’ndan Ürdün’deki Al Zaatari kampı çocuklarına kitap bağışı

WAM Şarja’nın edebiyat ruhunu Dünya Kitap Başkenti 2019 olarak sürdürmek ve mülteci çocukları kitaplarla güçlendirmek misyonunu sürdürerek, Kalimat Çocukların Güçlendirilmesi Vakfı (KF), Şarja merkezli kar amacı gütmeyen, son zamanlarda Ürdün’deki Al Zaatari kampında yaşayan Suriyeli mülteci çocuklara 2.000 kitap içeren 20 kütüphane bağışladı.

Bağış, insani gelişme programlarını tasarlamaya ve sunmaya adanmış topluluk temelli bir kuruluş olan Blumont tarafından yürütülen kamptaki topluluk merkezlerini destekleyecek. Bu katkı, KF’nin Arap mültecilerini ve yerlerinden edilen çocukları kaliteli Arapça dil kitaplarına erişimlerini artırarak desteklemek amacıyla 2017’de başlatılan “Bir Kütüphane Bağışı” girişiminin bir parçasıdır.

Kamp ziyareti sırasında KF, Kalimat Grubu ve Blumont ile işbirliği içinde, her yaş grubundaki çocuklar için okuma seansları, eğlence ve eğitim etkinlikleri düzenledi.

KF Müdürü Amna Al Mazmi, “Birçok çocuk okula gidemiyor veya savaş ve çatışma nedeniyle kitaplara sınırlı erişime sahip. Bizim rolümüz onlar için orada olmak ve onların hayatlarını daha iyi bir hale getirmek için önemli bir rol oynayan kitaplarla desteklemektir, etkili üyeler olmalarını ve öğrendikleriyle ülkelerine geri dönmelerini sağlar. Kitaplar, çocukların bilgi edinmeleri için tek yoldur, daha iyi bir gelecek inşa etmenin temel direkleridir.” dedi.

2016’daki kuruluşundan bu yana KF, halk kütüphaneleri ve mülteci kamplarının kitaplarla sağlanmasını kolaylaştıran girişimlerin başlatılması ve uygulanması için kapsamlı bir program yürütmektedir. Her çocuğun okuma hakkını sağlama taahhüdüne bağlı olarak, dezavantajlı bölgelerdeki çocuklara bilgi kaynaklarına erişmelerini sağlamayı amaçlamaktadır.

KAYNAK: EMİRLİK HABER AJANSI

Waterstones Çocuk Kitabı Ödülü bir mülteci hikâyesine verildi

Making Herstory adlı yardım kuruluşunun kurucusu olan, insan kaçakçılığıyla mücadele etmek, kadınların köleleştirilmesine karşı çıkmak için kampanyalar yürüten Onjali Q Raúf, Fransa’daki Calais kampında tanıştığı Suriyeli anne ve bebeğinden esinlenerek kaleme aldığı The Boy at the Back of the Class adlı ilk kitabıyla Waterstones Çocuk Kitabı Ödülü’ne layık görüldü. The Guardian’daki habere göre, geçirdiği bir ameliyatın ardından üç ayını yatakta geçiren Raúf, bu süre zarfında Calais ve Dunkirk’te tanıdığı kadınları, özellikle de Raehan adını verdiği bir çocuk dünyaya getiren, Zainab adlı Suriyeli kadını aklından çıkaramamış. İyileşir iyileşmez de onlardan esinlenerek kurguladığı hikâyeyi kâğıda dökmüş. Ahmet adlı dokuz yaşındaki Suriyeli bir mülteciyi anlatan kitap, çocuğun ailesinden ayrı bulunduğunu öğrenen sınıf arkadaşlarının nasıl bir planla çıkageldiğini işliyor. Waterstones, yazarı beş bin pound ile ödüllendiriyor.

KAYNAK: GUARDIAN ÇEVİRİ:T24

Çocuk Bilim Kitaplarında Toplumsal Cinsiyet Temsili

ÇÇocuklar için yazılan bilim kitaplarında kadınların önemli ölçüde temsil edilmediği ortaya çıkmıştır. Bu tür kitapların çocuklara meslek seçimi konusunda yol gösterdiği bilinmektedir. Bu yüzden çocuk kitaplarında kadınların da yer alması, bilimin tüm alanların onlar için de uygun olduğunu göstermek için gereklidir.

Küçük çocuklara büyüyünce ne olmak istediği sorulduğunda “astronot ve doktor” gibi meslekler en çok söylenen meslekler arasında gelmektedir fakat onlara bir bilim insanı çizin dediğinizde kâğıtta göreceğiniz bir erkek olacaktır. Çocuklar bu tür ön yargıları çevrelerinden ya da birçok kaynaktan öğrenirler. Çocukların çizimlerinde kadın bilim insanlarının olmaması bizi şaşırtmamalı çünkü aslında bizler de onlara bunun aksini gösterecek çizimleri sunmuyoruz.

Çocuk bilim kitaplarındaki çizimler ve resimler hakkında yapılan çalışmalar gösteriyor ki kadınlar neredeyse bu kitaplarda hiç temsil edilmiyor. Özelliklede fiziksel bilim alanlarındaki görsellerde kadınların teknik bilgisi ve yeteneği göz ardı edilmiş. Bu kitaplardaki imgeler, bilimin erkekler için bir alan olduğu; bilim, teknoloji, mühendislik ve matematikteki (STEM) kariyerlerin kadınlar için önemsiz olduğu izlenimini vermektedir.

Gelişim kuramları, çocukların toplumsal çevrelerine uyum sağlamaları için toplumda var olan cinsiyet rollerini öğrendiklerini açıklamaktadır. Bu durum çocukların kendilerini bulma çabalarının etkiler ve kendileri için var olan geleneksel cinsiyet davranışlarını öğretir.

Çocuk bilim kitaplarındaki çizim ve resimler, cinsiyetlere uygun meslekler hakkında bilgi vererek bu öğretilere katkı sağlamaktadır. Bu durum onları cinsiyete göre belirlenen kariyerleri kabul etmelerini sağlar. Buna karşılık, kızların büyüdükçe bilime olan ilgilerini geliştirmelerine yardımcı olmak ve kadın bilimcilere olan olumsuz ön yargıların ortadan kalkması için bilim kitaplarında kadın modellerin var olması gerekmektedir.

Araştırmaya için, İngiltere’deki iki halk kütüphanesinde yer alan bilimle ilgili resimli çocuk kitapları analiz edildi. Öncelikle mevcut 160 kitapta kadın, erkek görsellerinin ne sıklıkla yer aldığı hesaplandı. Sonra iki bilimsel mesleğin -doktorluk ve astronotluk- detaylı bir analizi yapıldı. 26 kitaptan oluşan bu alt kümede, kadın-erkek astronotların ve doktorların resimleri incelendi.

Genel olarak, çocukların bilim kitaplarında erkelerin kadınlara nazaran üç kat daha fazla var olduğunu ve bilimin erkekler ait bir alan olduğunu vurgulayan toplumsal yapının var olduğunu görüldü. Kadınların temsil sayısı kitapların hedef yaşının büyümesiyle daha da azalıyor. Kadınlar genel olarak pasif, düşük statüde ve vasıfsız olarak tasvir ediliyor ya da birçok kitapta temsil edilmiyorlar bile.

Örneğin, çocuklar için yazılmış uzay araştırmaları hakkındaki bir kitabı, bir uzay yürüyüşüne neyin dahil olduğunu gösterir. Uzay giysilerinin var olduğu resimlerin yanında hemen bu giysiler olmadan astronotun kanının kaynayacağı ve vücudunun parçalayacağı ifade edilirken İngilizce ’de var olan cinsiyet ifadelerinden biri kullanılıyor. Erkek zamirlerin (he) kullanılması, bu kıyafeti giyen kişinin erkek olduğunu gösteriyor.

Kurguda imajı kullanılan astronot Sunita Williams da dahil olmak üzere uzay yürüyüşleri yapan 11 kadın astronotun isimlerinden hiç bahsedilmiyor. Williams’ın yüzü uzay başlığıyla kapalı olduğundan metinde sadece erkeklerden bahsediliyor. Çocuklar bu durumda kadınların uzay yürüyüşü yapmadığını astronotların sadece erkeklerden oluştuğunu düşünmesi çok olasıdır.

Başka bir kitapta ise, bir uzay istasyonunun içinde yüzen ve kameraya gülümseyen bir kadın astronot görüyoruz. Astronotları bu noktaya getirmek için gereken nitelikler ve deneyimler oldukça geniştir. NASA’nın astronot eğitim programında yer almak, her yıl binlerce uygulama ile oldukça zorlayıcı bir hal alıyor. Ancak kitapta kadının eğitimi, uzmanlığı ve bu konu hakkındaki bilgisinden söz edilmiyor.

Bunun yerine, resmin altında şöyle yazıyor: “Sıfır G’de her gün kötü bir saç günü.” Kadınların görünümüne odaklanan böyle yorumlarla, bilime katkıları ciddiye alınmıyor.

Çalışma aynı zamanda disiplinler arasındaki önemli farklılıkları da tespit etmiştir. Fizik kitaplarındaki görsellerin yüzde 87’si erkeklerden veya erkek çocuklardan oluşuyor. Sadece birkaç fotoğrafta kadın astronotlar resmediliyor ama bunların hiçbirinde kadınlar mekik kullanırken, deney yaparken veya uzay yürüyüşünde gösterilmiyor. Biyoloji ile ilgili kitaplar, tam tersine kadın ve erkek imajlarının eşit bir dengesine sahipler. Kadın doktorların erkeklerle aynı faaliyetleri yürütüp erkek doktorlarla aynı statüde oldukları gösteriliyor.

Peki, bu durum neden bu kadar önemli?

Görüntülerin önemli olmadığını, resimlerdeki iletilerin önemsiz olduğunu düşünebilirsiniz fakat milyarların döndüğü reklam sektörü sizinle aynı fikirde değil. Reklamlar, ürünler veya hizmetler için nadiren ayrıntılı bilgiler verir, bu durum verdiği diğer mesajları önemsiz kılmaz. Bunun aksine, reklamlar izleyiciyi kendine çekmek için arka planda kullandığı çekici yaşam tarzlarına ya da gösterdiği sosyal statülere güvenir.

Aynı şekilde, çocuk kitapları da kariyer seçimlerinin reklamını yapar ve kullandığı görsellerde mesleklerde bulunan cinsiyet ayrımlarını çocuklara sunar.

Araştırmalar da gösteriyor ki, çocuklar daha okula başlamadan erkeklerin çoğunlukta olduğu alanlarda kadınlara göre daha başarılı olduğu algısına sahiptirler. Sekiz yaşına kadar küçük kız çocuklarının fen ve matematik derslerine öğretmenleri ve velileri tarafından genellikle yeteri önem verilmiyor, fizik alan A düzeyindeki öğrencilerin yalnızca yüzde 20’sinin kadın olması da bu yüzden pek şaşırtıcı değildir. Başarılı kadın bilim insanlarıyla yapılan görüşmeler, kızların bilimde rol modellerini aradıklarını ama çoğu zaman bulamadıklarını göstermiştir.

Bu nedenle, çocuk kitaplarındaki görsellere daha fazla önem verilmesi gerekmektedir. Kitap editörleri ve illüstratörleri, kadınları da nitelikli, yetenekli olarak temsil etmek için çaba sarf etmeleri gerekmektedir. Kadınların sadece asistan ya da gözlemci olarak değil, bilimsel faaliyetlerde aktif olarak var oldukları resmedilmelidir. Kadınlar ayrıca, STEM mesleklerinde kendi rol modellerini görmeye ve bu kariyerleri seçebilmeleri için daha fazla sayıda temsil edilmeye ihtiyaç duymaktadır.

Ebeveynler, öğretmenler ve kütüphaneciler – yazarlar, ressamlar ve yayıncılar ile birlikte – kitaplarda bulunan cinsiyetlendirilmiş mesajları incelemelidirler ve kitaplardaki resimlerin çocuklara neyi öğrettiğini sorgulamalıdırlar.

KAYNAK: the CONVERSATION TERCÜME: FATMA BEYZA ATEŞ

2019 “Uluslararası Yerel Diller Yılı” olarak seçildi

Birleşmiş Milletler 2019’u “Yerel Diller Yılı” olarak ilan etti ve bu kapsamda yıl boyu yürütülecek projenin detaylarını duyurdu.

Proje yerel dilleri tespit etmek , bu dillere ilişkin farkındalığı artırmak ve yerel dilleri dünya üzerinde daha görünür kılmak şeklinde temel amaca dayanıyor.

Dünya üzerinde var olan yaklaşık 6 bin yedi yüz dilin %40’ının kaybolma tehlikesi var ve bu da dilin ait olduğu kültürlerin ve bilgi sistemlerinin de yok olması anlamına geliyor.

Kurumun internet sitesinde şu açıklamalara yer verildi: “Yaşadıkları bölgede görünür olmayan bu diller kalkınma, barış inşası ve uzlaşma için stratejik bir öneme sahip. Tüm dünya refahı için bu dillerin canlılığını kazanması gerekir. Bu diller ve onların temsil ettiği kültürler olmazsa dünya daha fakir bir yer olur. “

2019 Uluslararası Yerel Diller Yılı olarak ilan edilmiştir. IYIL2019’u kutlamak, yerel dilleri desteklemeye, korumaya ve onları konuşanların hayatlarını iyileştirmeye yardımcı olacaktır. Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Bildirgesi’nde ve 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nde belirtilen hedeflerin gerçekleştirilmesine katkıda bulunacaktır.

Mahmut Derviş’in Ünlü Şiiri Çocuk Kitabı olarak yayımlandı

Filistin direnişinin büyük sembollerinden olan şair Mahmut Derviş‘in ünlü şiiri “Başkasını Düşün” resimli bir çocuk kitabı olarak yayımlandı. Kitap, 2018 Etisalat ödüllerinde en iyi illustrasyon kategorisinde ödüle değer bulundu.

2017’de yayımlanan kitapta Derviş’in ünlü şiiri yer alıyor. Oldukça etkileyici olan bu şiir Sahar Abdullah’ın başarılı çizimleri ile buluştu ve ödül kazandı.

“Başkasını Düşün”

Kahvaltını hazırlıyorken, başkasını düşün
[Güvercinin yemini unutma]
Savaşa gireceğin vakit, başkasını düşün
[Barışı isteyenleri unutma]
Su faturanı ödüyorken, başkasını düşün
[Bulutun emzirdiklerini]
Eve dönüyorken, kendi evine, başkasını düşün
[Çadır halkını unutma]
Uzanmış yıldızları sayıyorken, başkasını düşün
[Uyumak için ev bulamayanlar vardır]
Metaforlarla kendini kurtarıyorken, başkasını düşün
[Konuşma hakkını kaybedenleri]
Uzaktakileri düşünüyorken, kendini düşün
[De ki: Keşke karanlıkta bir mum olsaydım] – Mahmud Derviş –

Kütüphanedeki kitaplar artık onlara emanet: “Robotik Kütüphaneciler”

Kütüphanecilerin en büyük yardımcısı olan bilgisayarlara yeni bir otomat geldi: Robotik kütüphaneciler!

Kütüphanecilerin en büyük sorunu, okuyucuların yerlerini değiştirdiği kitapları tespit edip onları yeniden doğru rafa yerleştirmektir. A * STAR’s Infocomm Research Enstitüsü’ndeki araştırmacılar kütüphanecilerin bu sorununu çözmek için yeni bir robot tasarladı. Söz konusu robot geceleri kütüphanede dolanıp eksik veya yeri değişen kitapları tespit edebiliyor ve tüm rafları tarayabiliyor.

İsmi AuRoSS olan bu özerk robotlar, kitaplardaki RFID etiketlerini tarayıp bir rapor oluşturuyor. Sabah kütüphaneye gelen görevliler bu rapor neticesinde eksik veya yeri değişen kitapların hangileri olduğunu kolayca tespit ediyor. Hâlâ insan emeğine ihtiyaç var, ancak yanlış yerleştirilen başlıklar için her rafı manuel olarak aramaktan çok daha az zaman alıyor.

Robotik kütüphaneler tekerlekli bir yapıda, böylece raflar arasında gezinebiliyor. Uzun ve geniş rafları tarayabilecek çok hassas sensörleri ve lazerleri var.

AuRoSS Singapur’daki kütüphanelerde 3 yıldır deneniyor. Burada kavisli raflarda bile yüzde 99 doğruluk elde edildiği bildirildi.

Araştırmacılar, sistemin kameralar, Bluetooth ve Wi-Fi dahil olmak üzere RFID’nin ötesindeki farklı sensörleri kolayca birleştirebileceğini ve depolarda, perakende mağazalarda veya MedTech, Havacılık ve Uzay endüstrilerinde kullanım için uyarlanabileceğini söylüyorlar.

KAYNAK: NEW ATLAS

İngiltere’den yurt dışına 1.28 milyon kitap bağışı

İngiltere’de kar amacı gütmeyen Book Aid International kurumu 2018’de bağış yapılan kitapların sayısını açıkladı. Eldeki verilere göre kütüphanelere, okullara, hapishanelere, hastanelere ve mülteci kamplarına yapılan kitap bağışlarının adedi toplamda 1.28 milyona ulaştı.

Kurumun açıklamasına göre kitapların dağıtıldığı yerlerden bazıları şöyle:
* 7 bin kitap Musul’a
* 2591 kitap Ürdün’deki Suriye mülteci kampına
*18 bin 684 kitap Kuzey Sudan’a
*25 bin 45 kitap Suriye’deki okullara

Kitap yardımlarını toplayan ve ilgili ülkelere dağıtan kurum, özellikle Etiyopya, Ruanda ve Uganda gibi Afrika ülkelerinde aktif olarak çalışıyor.

Butan, Nepal ve Irak gibi ülkelere de ulaşan projede dağıtılan kitapların %50’den fazlası ilkokul çocuklarına yönelik.

Book Aids’in Ceo’su Alison Tweed, “farklı ülkelere gönderilen 1.28 milyondan fazla kitap bağışı bu işe gönül veren yardımseverlerin, yayıncıların ve ajansların gayreti olmadan mümkün olmazdı açıklamasını yapıyor. “Bize bu çalışmada destek olan yayıncılara büyük bir teşekkür borçluyuz. Bu sayede dünyanın pek çok ülkesinde kitapların değiştirici gücünü görmüş olduk. 2019’da da bu projeye devam edeceğiz.”

KAYNAK: PUBLISHINGPERSPECTIVES



Alzheimer hastaları için resimli kitap projesi

Görsel zenginliği, öğreticiliği ve sanata yönlendiriciliği ile çocuk kitaplarında görmeye alıştığımız resimli kitaplar artık alzheimer hastaları için de yayınlanıyor.

Kanada’daki Marlena Yayıncılık bunama dostu/ alzheimer dostu kitaplar üretti. Bol resimli, okumayı kolaylaştıran bu kitaplarla zihin aktif tutulmaya çalışılıyor.

Bunama/alzheimer hastaları ve yakınları için düşünülen bu proje büyük ilgi görüyor.

Rachel Thompson bir gün büyükannesinin gazete okumakta zorlandığını görür. Büyükanne eskisi gibi uzun yazıları okuyamıyor, anlayamıyordur. Bu duruma üzülen Thompson harika bir çare bulur. Büyükannesi ve onun gibi olanlar için bol resimli, az yazılı bunama dostu (dementia-friendly) kitaplar yazmaya başlar. Kitapların yayınlanması üç yılı bulur.

Bunama/alzheimer hastalarıyla empati kurmayı sağlayan bu kitapların içeriğinde hastaların kendini iyi hissedebileceği öyküler yer alıyor. Romantik novel şeklinde yazılan bu kitaplar edebi bir lezzet barındırıyor.

Kitaplar kuşe kağıda basılarak hazırlanmış. Hastalar daha kolay adapte olsun diye sayfa kenarlarında “sayfayı çevir, başla” gibi talimatlar yer alıyor.

KAYNAK: CTVNEWS

Çocuk kitapları Latince’ye çevriliyor

Kentucky Üniversitesi’nden Terence Tunberg ve eşi Jennifer, çocukların çok sevdiği kitapları Latince’ye çeviriyor. Çevrilen kitaplar içinde Dr. Seuss klasikleri, Winnie the Pooh ve Harry Potter serisinden iki kitap da bulunuyor.

30 yıldır Latince çalışmaları yürüten Tunberg, modern çocuk kitaplarının Latince gibi “ölü” bir dile nasıl çevrilebileceğinin peşine düşüyor ve çalışmalara başladığı zamandan bu yana pek çok çocuk kitabını Latince’ye çeviriyor.

Amazon tarafından yapılan küçük bir araştırma gösterdi ki Latince sanıldığı gibi “ölü” bir dil değil. Sağlık, hukuk gibi alanlarda çok sık karşılaştığımız Latince aslında aktif bir kullanıma sahip; çocuk kitaplarında dâhi bir canlılık söz konusu.

Dr. Seuss’un Green Egss and Ham (Yeşil Yumurta ve Salam) kitabını çevirirken çok zorlandıklarını söyleyen Tunberg, basite kaçan bir çeviri yapmadıklarını, hiçbir eksiklik bırakmadan Latince’nin tüm özelliklerini metne yansıtmayı hedeflediklerini söyledi.

Modern çocuk kitaplarının Latince’ye çevrilmesiyle ilgili ayrıntılı bir haber dosyası hazırlayan Eric Grundhauser “ölü” dil sanılan Latince’yi diri tutmak ve insanların ilgisini bu dile çekmek için bu tür modern kitapların Latince tercümesinin çok işe yaradığını düşünüyor: “Benim, Denizler Altında 20 bin Fersah tercümemi okuyan öğrenciler eninde sonunda Cicero’yu da okur.”

TERCÜME: HABER MERKEZİ
KAYNAK: PUBLISHING PERSPECTIVES

Amerika’da ve Çin’de yayınlanan çocuk kitapları arasında ne gibi farklar var?

Çocuklarımıza okuduğumuz hikâye kitaplarında ne gibi gizli mesajlar bulunuyor?

Her ebeveynin çocuklarına kitap alırken aklına gelen ilk sorulardan biri budur. Bir araştırma ekibi de bu sorunun peşine düşerek çocuk kitaplarının ülkeden ülkeye nasıl değiştiğini inceledi.

Araştırmacıların bulgularını görmek için Çin’e özgü kitaplardan olan The Cat That Eats Letters (Harfleri Yiyen Kedi) inceleyebilirsiniz.

Kitap, çok büyük ya da birbirinden ayrık, baştan savma yazılmış harflere karşı iştahlı olan bir kediyi konu ediniyor. California Riverside Üniversitesi’nden bir profesör ve araştırmacılardan biri olan psikolog Cecilia Cheung’in ifade ettiğine göre ” çocukların harfleri bu kediden kurtarmak için yazı yazarken daha özenli ve dikkatli olmaları gerekiyor.”

Verilen mesaj çok açık ” çaba sarf etmenin önemini çocuklara aşılamak” yani çocukların başarıyı elde etmeleri için sıkılmadan çalışmaları gerektiği ve bu Cheung’a göre Çin kültürün temelini oluşturuyor.

Kitap, Çin, ABD ve Meksika’nın eğitim kurumları tarafından Cheung ve çalışma arkadaşlarına araştırma kapsamında analiz etmeleri için verilen listedeki onlarca hikâye kitabından sadece biri.

Öğrenmeyle ilgili değerlerin bir listesini hazırlayan araştırmacılar, kitapların ne sıklıkla bu değerleri öğrettiğini kontrol ettiler. Değerlerden bazıları ise şunlar; zor bir şey elde etmek için bir hedef belirlemek, bir görevi tamamlamak için çok çaba sarf etmek ve genel olarak doğuştan sahip olunan bir kabiliyetten ziyade sıkı çalışarak elde edilen başarı gibi temalardan oluşuyor.

Journal of Cross Cultural Psychology’de (Kültürlerarası Psikoloji Dergisi) yayınlanan sonuçlar: Çin’den gelen hikâye kitaplarının, bu değerleri ABD ve Meksika’daki hikâye kitaplarına nazaran daha fazla vurguladığını gösteriyor.

Yine Çin’den başka bir örnekle devam edelim: The Foolish Old Man Who Removed The Mountain(Dağı Söken Yaşlı Adam) aynı zamanda bir halk hikâyesi olan bu kitapta köyünü şehre bağlayan, yolu tıkayan dağı ortadan kaldırmaya çalışan bir yaşlı adamın durumunu anlatıyor.

Cheung ve çalışma arkadaşlarına göre bu kitap, azmi övse de aslında vurgulanan başka bir değer daha var o da “kötü etkilerden uzak durmak”. Cheung bu kötü etkileri şöyle tanımlıyor; olumsuz kişilerden uzak durmak ya da kişiyi hedeflerinden uzaklaştıracak şeylere kapılıp gitmemek.

Hikâyedeki yaşlı adam kendisine “aptal” diyen köylülerin eleştirilerine katlanmak zorunda kalsa bile kazmaya devam ediyor ve sonunda dağı ortadan kaldırıyor.

Buna karşın Cheung, Amerika’daki The Jar of Happiness (Bir Kavanoz Mutluluk) adlı kitabı örnek gösteriyor.

Cheung’un deyimiyle, “küçük bir kız bir kavanozda mutluluk iksiri yapmaya çalışır” fakat kavanoz kırılır ve kız çok üzülür. Arkadaşları onu neşelendirmeye geldiğinde üzüntüsü geçen küçük kız hikâyenin sonunda mutluluğun aslında kavanozdan gelmediğini, iyi arkadaşlara sahip olmanın onu mutlu ettiğinin farkına varır.

Cheung, Amerika’daki hikâye kitaplarında mutluluğa çok fazla vurgu yapıldığını söylüyor. Bazı durumlarda mutluluk, hikâyenin ana fikri olup çıkıyor. Ama genellikle üstü kapalı, gizli göndermeler de yapılıyor.

“Her türlü ortamda mutlu mesut oynayan çocuk çizimleriyle dolu kitaplar. Bu çizimlerle gülümsemenin ne kadar önemli olduğunu, mutlu insanlarla beraber olmanın önemli olduğunu vurguluyorlar.”

Mutluluk vurgusu Meksika’dan gelen kitaplar için de geçerli. Çin’deki hikâye kitaplarında olduğu gibi “bir engelin üstesinden gelebilmek ya da belirli bir hedefe ulaşmak için sabırla sürekli çalışmak gerektiğine vurgu yapmıyorlar.

Peki, bu hikâyelerin çocuklar üzerinde nasıl etkisi oluyor?

Cheung, Çin’deki çocukların ABD ve Meksika’daki çocuklara göre akademik sınavlarda sürekli olarak daha yüksek puan aldığını belirtti. Ancak, bu durumun ne kadarının hikâye kitaplarından kaynaklandığını ya da durumun aslında kitapların yansıttığı kültürel farklılıklardan ortaya çıkıp çıkmadığını söylemek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor. Ülkelerdeki farklı öğretim teknikleri gibi konuyla alakası olmayan faktörlerin de gereksiz yere işin içine gireceğini belirtiyor.

Cheung, bu çalışmanın birlikte bu üç farklı kültürün birbirlerinden bir şeyler öğrenebileceği fikrini desteklediğini söylüyor.

Örneğin Amerikalı ebeveynler, Çin hikâye kitaplarından başka fikirler almak isteyebilirler ve çocuklarına zekânın aslında çalışarak geliştirebileceğini anlatan farklı hikâyeler okutabilirler.

Eğer bu düşünceye inanıp devam ederseniz hedeflerinize giden yolda karşılaşacağınız engeller ve başarısızlıklar karşısında ümitsizliğe kapılmadan daha çok çaba harcayarak hedefinize ulaşacağınızı bilirsiniz. “Deneyerek, çabalayarak öğrenmeye çalışacaksınız ve “akıllı değilim, bu işi başaramayacağım” diye düşünmekten ziyade sorunuza yaklaşmamın farklı yollarını düşüneceksiniz.”

Çinli ebeveynler de Amerikan kültürünün odaklandığı mutluluğu ve başkalarıyla iyi ilişkiler kurmanın önemini çocuklarına öğretmek isteyebilirler. Bu, çocuklara öğretilmesi gerek çok mühim bir şey ve öğrenme söz konusu olduğunda mutluluk da önemlidir ve bu gelecekteki başarının bir göstergesi olabilir.

En azından Kedi’nin geleceği için endişeleniyorsanız Cheung’nın sizi rahatlatacak bir haberi var: “Çocuklar el yazılarını geliştirdiklerinde kedi acıkmaya başlayacak, ama bu durumda çocuklar dayanamayıp ona bir kaç tane yamuk yazılmış harflerden verecekler. “

TERCÜME: FATMA BEYZA ATEŞ
KAYNAK: NPR

1 2 3 8