Domingo’dan “Hepsi Sana Miras” Dizisi

İlk çocukluk evresini geçip gençlik dönemine girdiğinde çocukların yeterince kitap okumadığından şikayet ediliyor. Özellikle de okuldaki ödevleri saymazsak çocukların klasikleri okumadığından dert yanılıyor. Durum böyle olunca da bazı yayınevleri kolları sıvayıp çocuklara klasikleri okutturacak yeni yöntemler buluyor.

Bu yöntemlerin başında klasik metinlerin metnin genel yapısını bozmadan kısaltılması, gerekli açıklamaların yapılması ve dilinin günümüz çocukları için anlaşılır kılınması geliyor. Ve tabi ki olmazsa olmaz cezbedici bir tasarım da gerekiyor.

Domingo Yayınevi’nin 10 kitaplık klasikler serisi bu yöntemleri başarıyla uygulayan bir seri yayımladı  Ünlü İtalyan yazar Alessandro Baricco’nun dünyanın dört yanındaki yazar dostlarını yardıma çağırması ile ortaya çıkan bu seri çocuk/genç herkese klasikleri sevdirmeyi hedefliyor. Üstelik serinin diğer bir özelliği de yazarların anlatmayı seçtiği klasiği sanki kendi çocuğuna anlatıyormuş gibi bir dil kullanıyor olması.  Read more

15 Temmuz’u Çocuklara Anlatan Kitaplar

15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminin bu ikinci yıl dönümünde 15 Temmuz’u çocuklara anlatan kitaplara bir göz atalım istedik.

 

Uzun Aslan: 15 Temmuz’da yaşananları bir orman masalı içinde anlatan bu kitap, “Çocuklarımıza o geceyi nasıl anlatabiliriz?” sorusuna cevap aramaya çalışıyor. Kitapta ormanın kralı aslan ile ona düşmanlık eden çakal sürüsü var. Bu çakallardan biri, “Uzun Aslan ormandaki yeşillikleri yok edip kendisi için binalar ve saraylar yaptırıyor. Ağaçlarımızı kesiyor, yuvalarımızı dağıtıyor. Bu orman daha iyi yönetilebilir. Herkesi isyana davet ediyoruz. Krala haddini bildirelim!” ifadeleri ile ormandaki tüm hayvanları Uzun Aslan’a karşı kışkırtıyor. Kitaptaki ifadelerde Gezi olaylarına da bir gönderme bulunuyor: “Fakat orman sakinlerinin çoğu bu yalana inanmamış. Sadece birkaç hayvan bu iftiralara kanarak çakalların yanında yer almış. İftiracılar ve onlara kanan diğer hayvanlar her yeri yakıp yıkmışlar. Ormanın huzur ve güvenliğini sağlamakla görevli olan orman koruyuculara karşı şiddet kullanmışlar. Aslında planları diğer hayvanlardan da destek bulup bu isyanı büyütmekmiş. Fakat bu isyancı çakallara ve beraberindeki hayvanlara kimse katılmamış. Orman koruyucular kısa sürede isyanı bastırmışlar. Sonra da isyana katılan hayvanları yakalamaya başlamışlar. Fakat çakallar gizlice kaçarak kendilerine katılan diğer hayvanları yalnız bırakmışlar…”  Read more

Ah Şu Müslümanlar

Zanib Mian Londra’da yaşayan bir çocuk edebiyatı yazarı. Geçtiğimiz yıl yazdığı “the Muslims” (Müslümanlar)* isimli kitabı yedi yaş üstü çocuklara müslümanları anlatan kahkakası bol bir kitap olarak 2018’e damgasını vurdu.

8 yaşındaki Ömer Londra’da yaşamaktadır. Okula başladığı zaman çeşitli zorluklarla karşılaşır. Kendisinin müslüman ve bir “Asyalı” olmasından ötürü bazı ayrımcılıklara maruz kalır. Ailesinin İslami ahlak öğretileriyle donattığı Ömer karşılaştığı zorlukları bu öğretilerle yenmeye çalışmaktadır.

Özellikle de Batı’daki İslamofobia ve mültecilik gibi toplumsal krizlerde çocuklara doğru bir müslüman imajının anlatılması gerektiğinden yola çıkan kitapta Ömer bir müslüman fedaisi rolü oynuyor. Tabi bol mizah ve eğlence ile. Ayrıca kitapta dualar, haramlar, kötü ahlak gibi diğer konular da işleniyor. Read more

Dünyanın Öbür Ucunda Ne Var

Etrafında komik lemurların dans ettiği kocaman baobap ağaçlarıyla Madagaskar; Filipinler’in sadece denizde yaşayabilen, karaya çıkınca rahatsızlanan insanları Bajaular; tüm hayvanların özgürce yaşadığı ve hiç hayvanat bahçesi olmayan Kosta Rika; içinden geçen nehirde pembe yunuslar yüzen, yukarıdan bakınca dev bir brokoli tarlasını andıran Amazonlar; 4 ay güneşin batmadığı ve sonra 4 ay doğmadığı Svalbard; dev kaplumbağaların ve mavi ayaklı kuşların yuvası Galapagos; deniz seviyesinin 125 metre altında ve 50 derece sıcaklıktaki Danakil Çöküntüsü; mamutların memleketi Yakutsk; sokaklarında ineklerin kediler gibi gezdiği Varanasi ve daha neler neler…

Yeni Zelanda’dan Patagonya’ya, Peru’dan Japonya’ya, Palau’dan Güney Afrika’ya, Hindistan’dan Etiyopya’ya, Endonezya’dan Amerika’ya, Nepal’den Bolivya’ya dünyanın öbür ucunda neler olduğunu, kimlerin yaşadığını, neler yaptığını merak edenler için değerli bir yeni çalışma. Read more

April Yayıncılık’tan “Macera Tüneli”

Macera Tüneli” serisindeki kitaplar  yürüyerek dolaşılan korku tünelleri gibi. Uzayın derinliklerinden okuyanusların derinliklerine, Antik uygarlıkların gizeminden perili köşklerin esrarına türlü macera (aventür, demeliyiz belki de) vaat eden “Macera Tüneli” serisindeki kitapların kuşkusuz en ayırt edici özelliği başkahramanın -gerçek anlamda- okurlar olması. Şu cümlelerle başlıyor her bir kitap: “Macerasever dostum! Bu kitabı okurken değişik bir macera yaşayacaksın. Onu alışık olduğun diğer kitaplar gibi baştan sona okuma. Sayfaların arasında dilediğince gezin. Unutma! Bu kitabın başkahramanı sensin.” Örneğin Zaman Tüneli kitabının bir yerinde önümüze şöyle iki seçenek çıkıyor ve seçim bize bırakılıyor: “Soğuktan ve rüzgârdan korunmak üzere kendinize bir barınak arayacaksanız sayfa 6’dan devam edin” ya da “Eğer dondurucu rüzgâra meydan okuyup çevrenizde olan bitenleri görmeye niyetliyseniz sayfa 16’ya ilerleyin” gibi… Üstelik her bir kitapta 20’ye yakın “son” bekliyor bizi. Kimi zaman her şeyin bir rüya olduğunu öğrenerek bitiriyoruz hikayeyi, kimi zaman da maceranın devam edeceğini düşünerek girdiğimiz bir mağarada korkunç irilikte bir kaplana yem olabiliyoruz. Kimi zaman bir dedektif, kimi zaman bir kaşif, kimi zaman geçmişle gelecek çağlar arasında dolaşan bir zaman gezgini gibi davranmamız gerekiyor bu maceralarda. “Macera Tüneli” kitaplarının sayfaları arasında dolaşırken atıldığımız serüvenlerin haddi hesabı yok! Read more

Peri Masalının Binbir Yüzü

Masallar, özellikle peri masalları üzerine dünyanın sayılı halkbilim uzmanlarından kabul ediliyor Jack Zipes. 1937 doğumlu Zipes Avrupa ve Amerika’nın farklı üniversitelerinde çalıştıktan sonra Minnesota Üniversitesi’nden emekli oldu ancak masallar üzerine eserler vermeye devam ediyor. Pek çok önemli kitabın gün yüzüne çıkmasına öncülük ettiğini biliyoruz. Grimm Kardeşler’in 1812 ve 1825 edisyonlu ünlü eserlerinin İngilizceye çevrilmesinin 2014’te tamamlanması bunlardan sadece biri. Çalışmalarını kültürel evrim teorilerine dayandırarak var etmesi Zipes’i ayrıcalıklı kılıyor. Bir de iddia: Zipes, bugünün toplumunda gerçekler ve yalanlar arasındaki uçurumun en iyi masallarla yansıtılabildiği görüşünü savunuyor. Ancak, böylesine önem atfedilen bir kültür adamının yazdıklarını Türkçede okumak için oldukça geç kaldığımızı ifade etmeliyiz. Bu yazının konusu olan Dayanılmaz Peri Masalı ve Peri Masalları ve Yıkma Sanatı eserlerinin Alfa tarafından yayımlanması Zipes’i Türkçede okumamıza imkan sağladı. Volkan Atmaca’nın Türkçenin tadını çıkara çıkara çevirdiği Dayanılmaz Peri Masalı, Yeni Şafak Kitap’ın geçen sayısında söz ettiğimiz Edebiyatın Kısa Tarihi gibi, edebiyatın sadece edebiyat olmadığını, onun siyaset, sosyoloji, antropoloji, ilahiyat gibi birden fazla disiplinle kurduğu derin akrabalığı bize bir kere daha hatırlatan, edebiyata mesai harcayanların emeklerinin olduğundan daha yüksek bir saygı ve ilgiyi hak ettiğini gösteren kitaplardan biri olarak okuma serüvenimize dahil oldu.

PERİ MASALLARINI TARTIŞMAYA AÇIYOR Read more

Palyaçolar Giremez

Şener Şükrü Yiğitler ilk kitabı “Resimli Hayal Ansiklopedisi”nin ardından nihayet ikinci çocuk romanı çalışmasını yayımladı. İlkinin devamı niteliğindeki “Palyaçolar Giremez” kitabında palyaçoların unutulmuş dünyasına misafir oluyoruz.

Yazar çalışmasını palyaçolara adamış adeta. Bir zamanların güldürü ve mizah ustası olan palyaçoları günümüzde görmek artık neredeyse imkansız. Peki çocuklar ve gülmek bir yere gitmediyse palyaçolara ne olmuş olabilir? Yazar, “trend” olmayan bir konuyu, palyaçoları işleyerek bir nevi risk alıyor; artık tedavülde olmayan bir konuyla kim ilgilenir?

Dijital teknolojilerin yerini aldığı eski tip eğlence anlayışlarının demirbaş öğeleri bugün birer nostaljik anımsamaya dönüştü. Ancak yazar palyaçoları bu kadar merkeze koyarak nostaljik bir çağrıda bulunmuyor sadece. Palyaçolar birer sembol. Görmemiz gereken o saf, samimi, çocuksu yanımızın artık olmayışı. Bu çocuksuluktan gelen cesaretimiz de artık yok. Bu yüzdendir gizli gizli değil gözümüzün önünde, açık açık yapılan talanlara, yıkımlara dahi ses çıkaramayışımız.  Read more

Sermaye Konuşunca Çocuklar Kaybolur

Daha önce dergimiz Çocuk Şehri’nin ilk sayısında “Pal Sokağı Çocukları” kitabını erkekliği inşa ediş biçimi yönüyle incelemiş, çocuk oyunlarının cinsiyetçi ve milliyetçi yönüne değinmiştik. Roman Kahramanları ilk sayısında da bu kez sermayenin kimliklere etkisi açısından bir değerlendirme yer alıyor.

***

Ferenc Molnár, Pál Sokağı Çocukları’nı 1907 yılında Budapeşte’de çıkan bir okul gazetesinde tefrika olarak yayımlamak üzere kaleme alır. Hikâye, kitabın adından da anlaşılacağı üzere Pál Sokağı’nda geçer. Jòzsefváros semtinde yaşayan iki grup çocuğun oyun alanı olarak kullandıkları bir arsa için birbirlerine karşı verdikleri mücadeleyi anlatır. Bu iki grup aynı zamanda insanoğlunun bir tarafı iyilik diğer tarafı kötülük olan iki yönünü temsil eder. Bir yanda dürüstlük, sevgi ve haysiyet; diğer yanda ihanet, yalan ve muhbirlik. Biri öne çıktığında gölgesi diğerinin üzerine düşer. Biri parladığında diğeri yanar. Aslında biri diğerini ininden çıkarır, görünür kılar, ifşa eder… Zira her ikisi de vicdanda vücut bulur… Pál Sokağı vicdandır…

Pál Sokağı’ndaki oyun alanı için mücadele veren bu iki grup çocuk, iki ayrı sınıfı, zengin ve fakir olanı temsil eder. Güçlü ile güçsüz arasında ezeli olduğu kadar amansız bu savaş, çocukluğun ötesine dair imalarda bulunur. Molnár’ın, kitabın adını Pál Sokağı Çocukları koymasının sebebi, belli ki bu savaşta sokağın ve semtin yoksul çocuklarının tarafını tutmasıdır.

Zenginliğin gösterişli ve uçucu bir kimyanın eseri olduğu düşünüldüğünde, fakirlik Pál Sokağı’nda yerleşik, yapışık, bulunduğu yerden kopması imkânsız bir duruma tekabül eder. Molnár’ın karakterleri bu imkânsızlık çıkmazında ve insani (evrensel?) değerler ekseninde şekillenir.

Yazarın kendi dilinden anlatmayı tercih ettiği kitapta en yakın durduğu kahramansa kuşkusuz Nemeçsek’tir. Nemeçsek, birazdan yeniden tasvir etmeye çalışacağım kişiliği ve hikâyesiyle Molnár’ın anlatısının orta yerinde belirir, çünkü Nemeçsek aynı zamanda tarihin en kolay görünmezleştireceği karakterdir. Çünkü tarih aslında Nemeçsek’in Pál Sokağı’nı da görmezden gelme niyetindedir. Read more

1 2 3 8