Alfa Kitap’tan “Hayır” Serisi

Alfa Kitap yayımladığı yeni “Hayır” serisinde Victor Hugo, Emile Zola, Ghandi, Rosa Luxemburg gibi isimlerin mücadelelerine yer veriyor. Seride yer alan isimlerin tek ortak yönü de bu mücadeleleri. Kimi emperyalizme karşı mücadele verirken kimi sınırsız özgürlük için savaşan isimler.

Bu isimler arasında “Sınırlara Hayır” diyerek hiçbir ahlaki/manevi sınır tanımayan Rosa Luxemburg da var. Kendisi sosyalist bir kadın hakları aktivistidir. Hayatı hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen EPOS Yayıncılık’tan çıkan kitaba göz atabilir.

Eşcinseller için sınırsız özgürlük savunucusu Amerika’nın ilk açık eşcinseli Harvey Milk de bu isimler arasında yer alıyor. “Homofobiye Hayır” diyen Milk 1978 yılında homofobikler tarafından öldürülmüştü.

Dönemin din adamlarının ahlak ve din öğretilerine karşı çıkan Diderot ahlaki ya da dini kısıtlamalar ve tabular olmadan bilgiyi paylaşmaya çalışan bir isim. Seride “Cehalete Hayır” olarak yer alıyor.

Halka açık infaz cezalarına karşı duran Hugo, Fransa’da siyasi hareketin öncü ismi Cesaire, yetim çocuklara sahip çıkan Korczak gibi isimlerin yer aldığı seri seküler özgürlük hareketleri motivasyonundan besleniyor.

Kolektif’ten 3 Troya Destanı

Dünya üzerinde her toplum zaman içinde kendi tarihini, inançlarını ve değerlerini ele alan sözlü ve yazılı anlatılar yaratmıştır. Bu büyük anlatılar iyi-kötü, doğru-yanlış, cesaret-korku, sevgi-nefret, yaşam-ölüm gibi zıtlıklara dair izler barındırır ve gücünü, kalıcığını bu zıtlıklar arasındaki çekişmelerden alır. Binlerce yıldır okunan, modern edebiyatı derinden etkilemiş destanlar bunların en önemli örnekleridir. B

Kolektif Kitap Troya Savaşı merkezinde işlenen üç büyük destanı İlyada, Odysseia ve Aeneis destanlarını yeniden uyarlama ile çocuk ve gençlerle buluşturuyor.

İlyada // Homeros

İlyada’da Yunanistan’dan gelen Akhalarla bugünkü Çanakkale yakınlarında yaşayan Troyalılar arasındaki Troya Savaşı’nın son iki ayı anlatılır. Bir tercih yüzünden başlayan ve on yıl süren bu savaşa tanrılar da sık sık müdahale eder. Kahramanlık, cesaret, yaşamın değeri, savaşın yıkıcılığı üzerine güçlü izler barındıran bu büyük eser yaklaşık üç bin yıl öncesine ait olmasına rağmen hâlâ tüm dünyada okunmaktadır.

Odysseia // Homeros

Odysseia, Troya Savaşı’nın kahramanlarından Odysseus’un on yıl süren eve dönüş hikâyesidir. Odysseus, Troya düştükten sonra memleketi İthaka’ya doğru yola çıkar ama bu yolculuk başlı başına bir serüvene dönüşür. Bir deniz tanrıçası tarafından yıllarca alıkonur, efsanevi yaratıklarla mücadele eder ve nihayet evine varır. Ama bu sefer de onun yokluğunu fırsat bilip krallığını ele geçirmek isteyenlerle başa çıkmak zorunda kalır. Zekâsıyla meşhur Odysseus’un hikâyesi yaklaşık üç bin yıldır pek çok esere ilham kaynağı olmuştur.

Aeneis // Vergilius

Aeneis’te Troya Savaşı’nı sağ salim atlatan Aeneas’ın yurdundan ayrılıp İtalya topraklarına yaptığı yolculuk ve oraya vardıktan sonra Latinlerle girdiği savaş anlatılır. Aeneas Harpyler, Kikloplar ve deniz canavarları gibi efsanevi yaratıklarla karşılaşır, ölüler ülkesine iner ama en büyük mücadeleyi insanlara karşı verecektir. Yunan şair Homeros’un İlyadave Odysseia’sından bazı mitolojik öğelerin de yer aldığı bu eser aynı zamanda Roma İmparatorluğu’nun temellerinin atılışının destanıdır.

Asil bir ruh: Cyrano de Bergerac

Domingo’nun Hepsi Sana Miras serisinde yer alan Cyrano de Bergerac kitabı meşhur Burun Tiradı olarak bilinen bir klasik. Fransız neo-romantiklerden Edmond Rostand’ın yazdığı bu tiyatro oyununu Hepsi Sana Miras serisi için Stefano Benni güncelliyor.

Peki Bergerac’ın anlatısı neden miras değerinde?

Bergerac yaşamış gerçek bir şövalye idi. Yalnızca bir şövalye değil kitapta da görüldüğü gibi tragedyaları, hicivleri, komedyaları ile kendisinden sonrakilere ilham olmuş bir şairdi.

Burnu kocamandı Bergerac’ın. Bu yüzden dış görünüşü kötü idi. Ama asil ruhu ve onuru vardı. Tarihe geçecek tiradlarını bu ruhla yazmıştı.

Cyrano De Bergerac haksızlığa boyun eğmeyen, güçlünün karşısında dimdik durabilen, onurlu bir silahşör. Ama aynı zamanda fizikçi, filozof ve şair kendisi. Kılıcını kullanmadan, sadece cümleleriyle gülünç duruma düşürebilir düşmanlarını. Bir tek kusuru vardır, dillere destan büyüklükteki burnu. Bu hiçbir şeyden korkmayan adam, sırf çirkin olduğunu düşündüğü için bir türlü cesaret edemez büyük aşkı Roxanne’e duygularını açmaya. Pek çok kişi gibi o da dış görünüşü yüzünden sevilemeyeceğini düşünmektedir. Zekası ve sevimliliği yüzünden sevilebileceğini ise aklına bile getirmez.

Adaletle yoğrulmuş bir hayatın anlatıldığı bu klasik eser Stefano Benni’nin çocuklar için güncellediği yeni anlatımla okumayı zevkli kılıyor; bu büyük mirası özenle kucağımıza bırakıyor.

Mavi Marmara Çocuklara Nasıl Anlatılır?

Çocuk kitapları ve tiyatro yazarı Ahmet Mercan’ın kaleme aldığı ve Siyer Çocuk Yayınları’ndan çıkan “Dünyaya Çarpan Gemi” kitabı Mavi Marmara’nın öyküsünü anlatıyor. Yazarın ve kitabın mesajlarının Mavi Marmara hadisesini önemsediği çok açık olmasına karşılık kurguda yeterli bir özenin olmadığı görülüyor.

Masal tadında yazılan kitap Filistin işgalcileri için “Orası bizim diyenler” ifadesini kullanılıyor. Orası bizim diyen bu kötü adamların yaptığı zulümler ve aldıkları uluslararası destekler belirtiliyor. Toprakları işgal edilen masum insanların ise sadece bir taşla direndiğini belirterek Filistin mücadelesinin sembolü olan taşa değiniliyor. Tabi arkası dönük kahramanımız Hanzala da yer alıyor bu anlatıda.

Taşla direnen halka en büyük destek kuşlardan, balıklardan ve iyi yürekli insanlardan gelir. Hep beraber yardım götürmek için büyük bir gemi filosu hazırlanır. Yola çıkan yardım gemilerinden ismi Mavi Marmara olanı “orası bizim diyen” kötü işgalcilerce kuşatılır ve insanlar öldürülür.

Yazar bu kısmı yarıda bırakarak o an gemide neler olduğuyla ilgili hiçbir detay vermiyor. Belki de bir çocuk kitabı olmasından ötürü pedagojik kaygı taşıyor. Sayfa birden kendini aynada seyreden kötü işgalcilere çevriliyor.

bty

İşgale ve Mavi Marmara gemisinin katledilmesine rağmen masal mutlu sonla bitiyor. Yazarın bu sonu iyi bağladığını söyleyebiliriz. İşgalciler bilmeliler ki iyiliğin karşısında duracağını sanmak ve Allah’ın ordularını yok saymak en büyük aldanmadır.

İsmi ve resimleri ile büyük bir etki yakalamış olan kitabın kurgusuyla da benzer bir etkide olmasını dilerdik. Zira editoryal desteğe de ihtiyaç duyan kurgu biraz daha fazla özen ve üzerinde çalışma ile daha büyük bir edebi nokta yakalayacaktır.

Gazze’yi, Lifta’yı ve Şam’ı Hatırlatan Kitaplar

Daha önce kitapları Yapı Kredi Yayınları tarafından ülkemize kazandırılan Tagrid en-Neccar, bu kez Nar Çocuk Yayınları’na misafir oluyor.

Yazarın Güneş Elbet Doğacak, Şahinin Gözündeki Şifre ve Cesur Balıkçı Kız kitapları geçtiğimiz ay Nar Çocuk tarafından çevrildi. Bu üç güzel kitapla birlikte ülkemizdeki Arap çocuk edebiyatı bilinirliği artmaya devam ediyor.

Cesur Balıkçı Kız, Gazze’deki kuşatmada mücadele eden genç bir kızın yaşamına odaklanıyor. Güneş Elbet Doğacak‘ta ise Suriye’de yaşanan büyük acıya umutla bakan bir hikaye sunuluyor. Filistin’in Lifta köyü gerçeği ise Şahinin Gözündeki Şifre‘de anlatılıyor.

Bu üç kitapla birlikte çocuklar, yanı başımızda meydana gelen büyük insanlık dramına edebiyat gözüyle tanıklık etmiş olacak.

Buz Ejderhası

Buz Ejderhası Kuzey Avrupa’nın halk anlatılarının en yaygın karakterlerinden biri. Bugüne kadar farklı anlatımlarla dile gelen bu masal karakterinin en yenisi Troon Harrison’un kaleminden çıktı. Andrea Offermann’in büyüleyici çizimleri bu masalı daha da görkemli kılıyor şüphesiz.

Tam da bahara ulaştığımız şu günlerde kış mevsiminin gidiyor oluşunu nasıl anlıyoruz? Kış mevsiminin ardından ona el sallamak, bir sonraki gelişine kadar beyazı ve kardan adamları görmeyecek olmak, mevsimlerin nasıl bir döngü izlediğini tefekkür etmek gibi bir dizi çocuksu eylem… Hangisi bizim zihin dünyamızda yer ediyor?

Her şeyi deterministçe yorumladığımız bu mekanik algı hükümdarlığında masallar, efsaneler ve mitolojiler gerçekçi yapımızı biraz alt üst ediyor. Çok fazla kış yaşamayan bilmez belki ama Harrison buz kesmiş soğuktan, açlıktan ve ölmek korkusundan yorgun düşmüş bir ailenin dramını hatırlatıyor bize. Bir türlü gelmek bilmeyen baharı nasıl çağırmak gerek? Buz ejderhaları sarmışsa tüm ülkeyi hem de! Ama yaralanmıştır buz ejderhası bu yüzden çok istese de o da terk edemez ülkeyi ve ardından gelemez bahar bir türlü. Zümrüt yeşili gözleri olan bu kız çocuğu tüm korkularının sebebi olan bu buz ejderhasına evindeki son yiyeceği, reçelli ekmek dilimini paylaşacak ve onu iyileştirecektir.

Bir sevgi, sabır ve mücadele masalı… Kainatı çocuksu motiflerle yorumlayan ve hayali karakterlerle zenginleştiren bir algı biçimi… Şimdilerde de benzer bir masal Newruz için dile geliyor. Belki buradan başlayabiliriz dünyayı masalların diliyle okumaya…

HİÇ “HAK”SIZ OLUR MU ÇOCUKLAR?

Çocuk insanın fihristi madem, o hâlde insanı anlamaya giden yol da çocukluğundan geçer. Bu anlama ve anlamlandırma çabası içinde muhakkak ki referanslar vardır. Farklı kültür ve medeniyet anlayışlarını doğuran bu referanslar, çocuğa ve onun haklarıyla ilgili sorulara da cevap sunar.

“İnsan Hakları” ifadesinin günümüz şekliyle dilden dile dolaşan hikâyesi aslında oldukça yeni, modern, Batılı ve sekülerdir. Bu perspektiften ele aldığımız insan hakları kabulü, bizim insan kabulümüzü de verir. Tüm dünyada ise bu kabullerin tek mutlak doğruymuş olduğu dayatması söz konusudur. Oysa bu dayatmayı reddederek kendi referanslarını ortaya koyacak, yeni bir paradigma inşası yahut köklere dönüş -adına ne derseniz deyin- Batılı olmayan bir yorum bulmak mümkündür!

Aslında en kestirmeden, Mustafa Ökkeş Evren’in HİÇ “HAK”SIZ OLUR MU ÇOCUKLAR? isimli şiir kitabına getirmeli konuyu. Yazarın çocuğu ele aldığı boyut, bugünkü Batılı sınırlamaların yetişemeyeceği bir yerde duruyor. Her bir şiir her bir satır, çocuğu vahiy penceresinden okumaya bir giriş sağlıyor. Referansın fıtrat ve vahiy olduğu bu okuma üslubunda, haklara indirgenmemiş; ama haklarıyla var olan çocuğun portresini de görürüz.

Çocuklar elbette hiç haksız değil; çünkü onlara çocukluklarını unutturduk… İçimizdeki çocuğun öldüğünü söylediklerinde de hiç haksız değiller. Dünyanın böyle gitmek zorunda olmadığını, yeniden bir inanışla güzel bir dünya için çalışmanın boş bir hayal olmadığını söylerken de hiç haksız değiller.

Onlara haklarını teslim etmek için yetişkin zorbalığına bir son vermenin başlangıcı niteliğinde bir kitap…

YAZAN: SONGÜL İNANÇ

KAYNAK: ÇOCUK ŞEHRİ DERGİSİ SAYI 9

Hareketli Kağıt Oyuncaklar Kitabı

Hareket eden şeyler deyince dile gelen otomat kelimesini bu günlerde çok sık duyuyoruz. Gelişen robot teknolojisiyle birlikte ne çok ürün görüyoruz otomat sistemli değil mi? Zaten son yüz yılımıza otomatlar hükmediyor desek abartı bir ifade de olmaz. Öte yandan Uniq İstanbul’daki Cezeri sergisindeki otomatların büyüleyici görüntüleri otomatın hayatımızda çok eskiden beri olduğunu hatırlatıyor.

Rob Ives, sadece kağıtları kullanarak otomat sistemli oyuncaklar üretiyor. Oldukça eğlenceli görülen bu oyuncaklar için ihtiyacınız olan tek şey ince motor kasları! Cetvel, makas, yapıştırıcılar ve rengarenk kağıtlar işin en kolay kısmı…

Kendi sitesinde çalışmalarını görebileceğiniz Rob Ives’in kağıt otomatlar kitabı ülkemizde pek bilinmiyor. Oysa Marsık Kitap 2005 yılında Ives’in çocuklar için hazırladığı kitabı ülkemize getirmişti. İçerisinde tam dört tane oyuncak bulunuyor.

Bu oyuncaklar, el becerilerini geliştirmenin yanı sıra onlara dengeyi, denge noktalarını Newton’un denge kuramındaki askiyon ve reaksiyonun eşitlik ilkesini öğreterek el devinimiyle işleyen oyuncakları ürettirecek ve düşünme yetilerini geliştirecektir.

Sadece kağıtlardan değil türlü atıklardan, eşyalardan üretebileceğiniz robotlar da Ives’ın çalışmalarının arasında yer alıyor.

Çocuk ve Gençlik Kitaplarında Başörtüsü

Ülkemizde başörtüsünü İslam’ın bir emri olarak gören ve takan çok sayıda kadın bulunuyor. Çocuklarına İslami değerleri ve kuralları aktarmak isteyen söz konusu kadınlara yardımcı olabilecek kaç başörtüsü temalı çocuk kitabı var diye inceledik ve çok az sayıda kitap olduğunu gördük.

Günümüzde kitaplar artık değer öğretme, enforme etme ve davranış kazandırma anlamında medyadan sonra en temel araçların başında geliyor. Ebeveynler pek çok dini kuralı ve değeri çocuklarına aktarırken kitaplardan bolca yardım alıyor. Peki ebeveynler başörtüsünü büyümekte olan kız çocuklarına nasıl anlatıyorlar? Bunun için kitaplara ihtiyaç duyuyorlar mı? Duyuyorlarsa onların bu ihtiyacını karşılayacak kaç kitap var yayımlanan?

Akla ilk gelen Fatma Çağdaş Börekçi’nin kaleme aldığı Aklımda Deli Sorular kitabı. Ortaokul öğrencisi üç genç kızın hem büyümek üzerine hem de başörtülü bir hayata geçmek üzerine sorunlarını ele alıyor.

Daha küçük çocuklar için ise Benim Tarzım kitabında eğlenceli bir anlatım var. Rengarenk şallar ve şal bağlama modelleri arasında kararsız kalan küçük kız için ilk ders başı örtmenin tek bir modele indirgenemeyeceğidir. Hem farklılıkların normal olduğu hem de başı örtmenin müslüman kadın için gayet doğal bir durum olduğu anlatılıyor.

Başörtümle Çok Mutluyum ise bir boyama kitabı. Renkler ve çizgiler üzerinden çocukları başörtülü bir hayata aşina kılıyor denebilir.

Uzun yıllar 28 Şubat gibi bir zulmü yaşamış çoğunluğun başörtüsünün önemini ve değerini anlatabileceği, başörtü takmaya alıştırma ve tesettürün nasıl olması gerektiği gibi konularda çocuklar ve gençler için hazırlanan bir kitaba ihtiyaç duymaması ne ilginçtir?

Öte yandan günümüz gençleri, daha önceden de olduğu gibi, gençlik kitaplarına pek meraklıdır. O kitaplar piyasa gençliğine göre şekillenir ve gençler o satırlarda kendilerini bulmak isterler. Başörtülülerin yeterince tesettüre uymamasının eleştirildiği ve deizmin yaygınlaştığı günümüzde gençlere bu minvalde bir roman yazılmasının gerekliliği yok mudur?

Bu konunun gerçekten çok ihmal edildiğini düşünüyor, gerçekçi ve özgün bir çocuk/gençlik romanının yazılmasını zaruri görüyorum.

Bu konuda Batı’da daha fazla çocuk/gençlik kitabı yayımlanıyor. Belki de İslamofobia etkisiyle bu tür bir bilinçlendirme için kolları sıvamışlardır.

Nanni’s Hijab, Under my Hijab, The Swirling Hijab ve daha çok sayıda kitap çocuk ve gençler için kaleme alınıyor.

Hidayet romanlarında yer alan müslüman kadın imajının edilgenliğini ve kadın bedeni üzerinden yürütülen bir davanın bu listede yeri olmadığını belirtmek isterim.

Yazan: Elif Yıldız

Bir Gök Dolusu Güvercin

Yalvaç Ural’ın ilk baskısını 1979’da yapan kitabı “Bir Gök Dolusu Güvercin”de erkek çocuklarının baş karakter olduğu kısa hikâyeler yer alıyor.

Yazarın çocukları, yaşadıkları hayatın içinde anlatan bir tercihi vardır. Bu doğal, samimi ve gerçekçi yaklaşım sayesinde bugün bile keyifle okunan bir etkiye sahip.

Kitaptaki erkek çocuklar adına yoksulluk denen hayat gerçeğinin yanı sıra erkek olmayı da öğrenen tiplerdir. Yaramazlıkları, cesaretleri, korkuyla eve dönüşleri, ertesi gün yeni maceralara yelken açışları, olağan insan ilişkileri içindeki öğrenmişlikleri ile bildiğimiz taşra çocuklarıdır.

Ya biraz eskiye gitmek ya da aynı zamanda yaşayıp başka hayatlar süren i çocukları tanımak için okunası bir kitap.

1 2 3 12