Kolektif’ten 3 Troya Destanı

Dünya üzerinde her toplum zaman içinde kendi tarihini, inançlarını ve değerlerini ele alan sözlü ve yazılı anlatılar yaratmıştır. Bu büyük anlatılar iyi-kötü, doğru-yanlış, cesaret-korku, sevgi-nefret, yaşam-ölüm gibi zıtlıklara dair izler barındırır ve gücünü, kalıcığını bu zıtlıklar arasındaki çekişmelerden alır. Binlerce yıldır okunan, modern edebiyatı derinden etkilemiş destanlar bunların en önemli örnekleridir. B

Kolektif Kitap Troya Savaşı merkezinde işlenen üç büyük destanı İlyada, Odysseia ve Aeneis destanlarını yeniden uyarlama ile çocuk ve gençlerle buluşturuyor.

İlyada // Homeros

İlyada’da Yunanistan’dan gelen Akhalarla bugünkü Çanakkale yakınlarında yaşayan Troyalılar arasındaki Troya Savaşı’nın son iki ayı anlatılır. Bir tercih yüzünden başlayan ve on yıl süren bu savaşa tanrılar da sık sık müdahale eder. Kahramanlık, cesaret, yaşamın değeri, savaşın yıkıcılığı üzerine güçlü izler barındıran bu büyük eser yaklaşık üç bin yıl öncesine ait olmasına rağmen hâlâ tüm dünyada okunmaktadır.

Odysseia // Homeros

Odysseia, Troya Savaşı’nın kahramanlarından Odysseus’un on yıl süren eve dönüş hikâyesidir. Odysseus, Troya düştükten sonra memleketi İthaka’ya doğru yola çıkar ama bu yolculuk başlı başına bir serüvene dönüşür. Bir deniz tanrıçası tarafından yıllarca alıkonur, efsanevi yaratıklarla mücadele eder ve nihayet evine varır. Ama bu sefer de onun yokluğunu fırsat bilip krallığını ele geçirmek isteyenlerle başa çıkmak zorunda kalır. Zekâsıyla meşhur Odysseus’un hikâyesi yaklaşık üç bin yıldır pek çok esere ilham kaynağı olmuştur.

Aeneis // Vergilius

Aeneis’te Troya Savaşı’nı sağ salim atlatan Aeneas’ın yurdundan ayrılıp İtalya topraklarına yaptığı yolculuk ve oraya vardıktan sonra Latinlerle girdiği savaş anlatılır. Aeneas Harpyler, Kikloplar ve deniz canavarları gibi efsanevi yaratıklarla karşılaşır, ölüler ülkesine iner ama en büyük mücadeleyi insanlara karşı verecektir. Yunan şair Homeros’un İlyadave Odysseia’sından bazı mitolojik öğelerin de yer aldığı bu eser aynı zamanda Roma İmparatorluğu’nun temellerinin atılışının destanıdır.

Asil bir ruh: Cyrano de Bergerac

Domingo’nun Hepsi Sana Miras serisinde yer alan Cyrano de Bergerac kitabı meşhur Burun Tiradı olarak bilinen bir klasik. Fransız neo-romantiklerden Edmond Rostand’ın yazdığı bu tiyatro oyununu Hepsi Sana Miras serisi için Stefano Benni güncelliyor.

Peki Bergerac’ın anlatısı neden miras değerinde?

Bergerac yaşamış gerçek bir şövalye idi. Yalnızca bir şövalye değil kitapta da görüldüğü gibi tragedyaları, hicivleri, komedyaları ile kendisinden sonrakilere ilham olmuş bir şairdi.

Burnu kocamandı Bergerac’ın. Bu yüzden dış görünüşü kötü idi. Ama asil ruhu ve onuru vardı. Tarihe geçecek tiradlarını bu ruhla yazmıştı.

Cyrano De Bergerac haksızlığa boyun eğmeyen, güçlünün karşısında dimdik durabilen, onurlu bir silahşör. Ama aynı zamanda fizikçi, filozof ve şair kendisi. Kılıcını kullanmadan, sadece cümleleriyle gülünç duruma düşürebilir düşmanlarını. Bir tek kusuru vardır, dillere destan büyüklükteki burnu. Bu hiçbir şeyden korkmayan adam, sırf çirkin olduğunu düşündüğü için bir türlü cesaret edemez büyük aşkı Roxanne’e duygularını açmaya. Pek çok kişi gibi o da dış görünüşü yüzünden sevilemeyeceğini düşünmektedir. Zekası ve sevimliliği yüzünden sevilebileceğini ise aklına bile getirmez.

Adaletle yoğrulmuş bir hayatın anlatıldığı bu klasik eser Stefano Benni’nin çocuklar için güncellediği yeni anlatımla okumayı zevkli kılıyor; bu büyük mirası özenle kucağımıza bırakıyor.

Mavi Marmara Çocuklara Nasıl Anlatılır?

Çocuk kitapları ve tiyatro yazarı Ahmet Mercan’ın kaleme aldığı ve Siyer Çocuk Yayınları’ndan çıkan “Dünyaya Çarpan Gemi” kitabı Mavi Marmara’nın öyküsünü anlatıyor. Yazarın ve kitabın mesajlarının Mavi Marmara hadisesini önemsediği çok açık olmasına karşılık kurguda yeterli bir özenin olmadığı görülüyor.

Masal tadında yazılan kitap Filistin işgalcileri için “Orası bizim diyenler” ifadesini kullanılıyor. Orası bizim diyen bu kötü adamların yaptığı zulümler ve aldıkları uluslararası destekler belirtiliyor. Toprakları işgal edilen masum insanların ise sadece bir taşla direndiğini belirterek Filistin mücadelesinin sembolü olan taşa değiniliyor. Tabi arkası dönük kahramanımız Hanzala da yer alıyor bu anlatıda.

Taşla direnen halka en büyük destek kuşlardan, balıklardan ve iyi yürekli insanlardan gelir. Hep beraber yardım götürmek için büyük bir gemi filosu hazırlanır. Yola çıkan yardım gemilerinden ismi Mavi Marmara olanı “orası bizim diyen” kötü işgalcilerce kuşatılır ve insanlar öldürülür.

Yazar bu kısmı yarıda bırakarak o an gemide neler olduğuyla ilgili hiçbir detay vermiyor. Belki de bir çocuk kitabı olmasından ötürü pedagojik kaygı taşıyor. Sayfa birden kendini aynada seyreden kötü işgalcilere çevriliyor.

bty

İşgale ve Mavi Marmara gemisinin katledilmesine rağmen masal mutlu sonla bitiyor. Yazarın bu sonu iyi bağladığını söyleyebiliriz. İşgalciler bilmeliler ki iyiliğin karşısında duracağını sanmak ve Allah’ın ordularını yok saymak en büyük aldanmadır.

İsmi ve resimleri ile büyük bir etki yakalamış olan kitabın kurgusuyla da benzer bir etkide olmasını dilerdik. Zira editoryal desteğe de ihtiyaç duyan kurgu biraz daha fazla özen ve üzerinde çalışma ile daha büyük bir edebi nokta yakalayacaktır.

Gazze’yi, Lifta’yı ve Şam’ı Hatırlatan Kitaplar

Daha önce kitapları Yapı Kredi Yayınları tarafından ülkemize kazandırılan Tagrid en-Neccar, bu kez Nar Çocuk Yayınları’na misafir oluyor.

Yazarın Güneş Elbet Doğacak, Şahinin Gözündeki Şifre ve Cesur Balıkçı Kız kitapları geçtiğimiz ay Nar Çocuk tarafından çevrildi. Bu üç güzel kitapla birlikte ülkemizdeki Arap çocuk edebiyatı bilinirliği artmaya devam ediyor.

Cesur Balıkçı Kız, Gazze’deki kuşatmada mücadele eden genç bir kızın yaşamına odaklanıyor. Güneş Elbet Doğacak‘ta ise Suriye’de yaşanan büyük acıya umutla bakan bir hikaye sunuluyor. Filistin’in Lifta köyü gerçeği ise Şahinin Gözündeki Şifre‘de anlatılıyor.

Bu üç kitapla birlikte çocuklar, yanı başımızda meydana gelen büyük insanlık dramına edebiyat gözüyle tanıklık etmiş olacak.

Buz Ejderhası

Buz Ejderhası Kuzey Avrupa’nın halk anlatılarının en yaygın karakterlerinden biri. Bugüne kadar farklı anlatımlarla dile gelen bu masal karakterinin en yenisi Troon Harrison’un kaleminden çıktı. Andrea Offermann’in büyüleyici çizimleri bu masalı daha da görkemli kılıyor şüphesiz.

Tam da bahara ulaştığımız şu günlerde kış mevsiminin gidiyor oluşunu nasıl anlıyoruz? Kış mevsiminin ardından ona el sallamak, bir sonraki gelişine kadar beyazı ve kardan adamları görmeyecek olmak, mevsimlerin nasıl bir döngü izlediğini tefekkür etmek gibi bir dizi çocuksu eylem… Hangisi bizim zihin dünyamızda yer ediyor?

Her şeyi deterministçe yorumladığımız bu mekanik algı hükümdarlığında masallar, efsaneler ve mitolojiler gerçekçi yapımızı biraz alt üst ediyor. Çok fazla kış yaşamayan bilmez belki ama Harrison buz kesmiş soğuktan, açlıktan ve ölmek korkusundan yorgun düşmüş bir ailenin dramını hatırlatıyor bize. Bir türlü gelmek bilmeyen baharı nasıl çağırmak gerek? Buz ejderhaları sarmışsa tüm ülkeyi hem de! Ama yaralanmıştır buz ejderhası bu yüzden çok istese de o da terk edemez ülkeyi ve ardından gelemez bahar bir türlü. Zümrüt yeşili gözleri olan bu kız çocuğu tüm korkularının sebebi olan bu buz ejderhasına evindeki son yiyeceği, reçelli ekmek dilimini paylaşacak ve onu iyileştirecektir.

Bir sevgi, sabır ve mücadele masalı… Kainatı çocuksu motiflerle yorumlayan ve hayali karakterlerle zenginleştiren bir algı biçimi… Şimdilerde de benzer bir masal Newruz için dile geliyor. Belki buradan başlayabiliriz dünyayı masalların diliyle okumaya…

HİÇ “HAK”SIZ OLUR MU ÇOCUKLAR?

Çocuk insanın fihristi madem, o hâlde insanı anlamaya giden yol da çocukluğundan geçer. Bu anlama ve anlamlandırma çabası içinde muhakkak ki referanslar vardır. Farklı kültür ve medeniyet anlayışlarını doğuran bu referanslar, çocuğa ve onun haklarıyla ilgili sorulara da cevap sunar.

“İnsan Hakları” ifadesinin günümüz şekliyle dilden dile dolaşan hikâyesi aslında oldukça yeni, modern, Batılı ve sekülerdir. Bu perspektiften ele aldığımız insan hakları kabulü, bizim insan kabulümüzü de verir. Tüm dünyada ise bu kabullerin tek mutlak doğruymuş olduğu dayatması söz konusudur. Oysa bu dayatmayı reddederek kendi referanslarını ortaya koyacak, yeni bir paradigma inşası yahut köklere dönüş -adına ne derseniz deyin- Batılı olmayan bir yorum bulmak mümkündür!

Aslında en kestirmeden, Mustafa Ökkeş Evren’in HİÇ “HAK”SIZ OLUR MU ÇOCUKLAR? isimli şiir kitabına getirmeli konuyu. Yazarın çocuğu ele aldığı boyut, bugünkü Batılı sınırlamaların yetişemeyeceği bir yerde duruyor. Her bir şiir her bir satır, çocuğu vahiy penceresinden okumaya bir giriş sağlıyor. Referansın fıtrat ve vahiy olduğu bu okuma üslubunda, haklara indirgenmemiş; ama haklarıyla var olan çocuğun portresini de görürüz.

Çocuklar elbette hiç haksız değil; çünkü onlara çocukluklarını unutturduk… İçimizdeki çocuğun öldüğünü söylediklerinde de hiç haksız değiller. Dünyanın böyle gitmek zorunda olmadığını, yeniden bir inanışla güzel bir dünya için çalışmanın boş bir hayal olmadığını söylerken de hiç haksız değiller.

Onlara haklarını teslim etmek için yetişkin zorbalığına bir son vermenin başlangıcı niteliğinde bir kitap…

YAZAN: SONGÜL İNANÇ

KAYNAK: ÇOCUK ŞEHRİ DERGİSİ SAYI 9

Hareketli Kağıt Oyuncaklar Kitabı

Hareket eden şeyler deyince dile gelen otomat kelimesini bu günlerde çok sık duyuyoruz. Gelişen robot teknolojisiyle birlikte ne çok ürün görüyoruz otomat sistemli değil mi? Zaten son yüz yılımıza otomatlar hükmediyor desek abartı bir ifade de olmaz. Öte yandan Uniq İstanbul’daki Cezeri sergisindeki otomatların büyüleyici görüntüleri otomatın hayatımızda çok eskiden beri olduğunu hatırlatıyor.

Rob Ives, sadece kağıtları kullanarak otomat sistemli oyuncaklar üretiyor. Oldukça eğlenceli görülen bu oyuncaklar için ihtiyacınız olan tek şey ince motor kasları! Cetvel, makas, yapıştırıcılar ve rengarenk kağıtlar işin en kolay kısmı…

Kendi sitesinde çalışmalarını görebileceğiniz Rob Ives’in kağıt otomatlar kitabı ülkemizde pek bilinmiyor. Oysa Marsık Kitap 2005 yılında Ives’in çocuklar için hazırladığı kitabı ülkemize getirmişti. İçerisinde tam dört tane oyuncak bulunuyor.

Bu oyuncaklar, el becerilerini geliştirmenin yanı sıra onlara dengeyi, denge noktalarını Newton’un denge kuramındaki askiyon ve reaksiyonun eşitlik ilkesini öğreterek el devinimiyle işleyen oyuncakları ürettirecek ve düşünme yetilerini geliştirecektir.

Sadece kağıtlardan değil türlü atıklardan, eşyalardan üretebileceğiniz robotlar da Ives’ın çalışmalarının arasında yer alıyor.

Çocuk ve Gençlik Kitaplarında Başörtüsü

Ülkemizde başörtüsünü İslam’ın bir emri olarak gören ve takan çok sayıda kadın bulunuyor. Çocuklarına İslami değerleri ve kuralları aktarmak isteyen söz konusu kadınlara yardımcı olabilecek kaç başörtüsü temalı çocuk kitabı var diye inceledik ve çok az sayıda kitap olduğunu gördük.

Günümüzde kitaplar artık değer öğretme, enforme etme ve davranış kazandırma anlamında medyadan sonra en temel araçların başında geliyor. Ebeveynler pek çok dini kuralı ve değeri çocuklarına aktarırken kitaplardan bolca yardım alıyor. Peki ebeveynler başörtüsünü büyümekte olan kız çocuklarına nasıl anlatıyorlar? Bunun için kitaplara ihtiyaç duyuyorlar mı? Duyuyorlarsa onların bu ihtiyacını karşılayacak kaç kitap var yayımlanan?

Akla ilk gelen Fatma Çağdaş Börekçi’nin kaleme aldığı Aklımda Deli Sorular kitabı. Ortaokul öğrencisi üç genç kızın hem büyümek üzerine hem de başörtülü bir hayata geçmek üzerine sorunlarını ele alıyor.

Daha küçük çocuklar için ise Benim Tarzım kitabında eğlenceli bir anlatım var. Rengarenk şallar ve şal bağlama modelleri arasında kararsız kalan küçük kız için ilk ders başı örtmenin tek bir modele indirgenemeyeceğidir. Hem farklılıkların normal olduğu hem de başı örtmenin müslüman kadın için gayet doğal bir durum olduğu anlatılıyor.

Başörtümle Çok Mutluyum ise bir boyama kitabı. Renkler ve çizgiler üzerinden çocukları başörtülü bir hayata aşina kılıyor denebilir.

Uzun yıllar 28 Şubat gibi bir zulmü yaşamış çoğunluğun başörtüsünün önemini ve değerini anlatabileceği, başörtü takmaya alıştırma ve tesettürün nasıl olması gerektiği gibi konularda çocuklar ve gençler için hazırlanan bir kitaba ihtiyaç duymaması ne ilginçtir?

Öte yandan günümüz gençleri, daha önceden de olduğu gibi, gençlik kitaplarına pek meraklıdır. O kitaplar piyasa gençliğine göre şekillenir ve gençler o satırlarda kendilerini bulmak isterler. Başörtülülerin yeterince tesettüre uymamasının eleştirildiği ve deizmin yaygınlaştığı günümüzde gençlere bu minvalde bir roman yazılmasının gerekliliği yok mudur?

Bu konunun gerçekten çok ihmal edildiğini düşünüyor, gerçekçi ve özgün bir çocuk/gençlik romanının yazılmasını zaruri görüyorum.

Bu konuda Batı’da daha fazla çocuk/gençlik kitabı yayımlanıyor. Belki de İslamofobia etkisiyle bu tür bir bilinçlendirme için kolları sıvamışlardır.

Nanni’s Hijab, Under my Hijab, The Swirling Hijab ve daha çok sayıda kitap çocuk ve gençler için kaleme alınıyor.

Hidayet romanlarında yer alan müslüman kadın imajının edilgenliğini ve kadın bedeni üzerinden yürütülen bir davanın bu listede yeri olmadığını belirtmek isterim.

Yazan: Elif Yıldız

Bir Gök Dolusu Güvercin

Yalvaç Ural’ın ilk baskısını 1979’da yapan kitabı “Bir Gök Dolusu Güvercin”de erkek çocuklarının baş karakter olduğu kısa hikâyeler yer alıyor.

Yazarın çocukları, yaşadıkları hayatın içinde anlatan bir tercihi vardır. Bu doğal, samimi ve gerçekçi yaklaşım sayesinde bugün bile keyifle okunan bir etkiye sahip.

Kitaptaki erkek çocuklar adına yoksulluk denen hayat gerçeğinin yanı sıra erkek olmayı da öğrenen tiplerdir. Yaramazlıkları, cesaretleri, korkuyla eve dönüşleri, ertesi gün yeni maceralara yelken açışları, olağan insan ilişkileri içindeki öğrenmişlikleri ile bildiğimiz taşra çocuklarıdır.

Ya biraz eskiye gitmek ya da aynı zamanda yaşayıp başka hayatlar süren i çocukları tanımak için okunası bir kitap.

Mükemmel Birliktelik: Matematik ve Çocuk Edebiyatı

“Eğer çocuklarınızın zeki olmalarını istiyorsanız onlara masallar okuyun. Eğer çocuklarınızın daha zeki olmalarını istiyorsanız onlara daha fazla masal okuyun.”                                                               Albert Einstein

 Matematik ve çocuk edebiyatı birbirlerine oldukça uzak iki disiplinmiş gibi görünseler de aslında pek çok ülkenin matematik öğretim programında uzun süredir beraber anılmaktadır. Bu durum aslında oldukça anlaşılırdır çünkü matematik diğer tüm derslerdeki verileri anlayıp kullanmayı, mantık yürütmeyi ve örüntüleri yorumlamayı sağladığından okuma becerisiyle doğrudan ilişkili olan bir iletişim aracıdır ve matematiksel fikirler ancak okuma, yazma, dinleme ve tartışma ile geliştirilebilir (NIE, 1984; Santa, 1996). Bu düşünceleri farklı sınıf düzeylerinde yürütülen araştırmalar da desteklemektedir. Bu araştırma bulgularından hareketle çocuk edebiyatının entegre edildiği matematik derslerinin sınıf ikliminden tutuma, matematik başarısından matematik kaygısına kadar öğrenmeyle ilişkili pek çok değişken üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu söylenebilir (Mink ve Fraser, 2005), hatta matematik öğretiminde çocuk edebiyatından yararlanmanın faydaları şu şekilde özetlenebilir (Furner, 2017):

  • Matematiksel kavramlar bir hikâye bağlamında öğrenilir.
  • Okuma, yazma, konuşma ve dinleme gibi bileşenleri bir araya getirir.
  • Matematiksel düşünmeyi geliştirir.
  • Matematik kaygısını azaltır ve matematik kaygısının daha az olduğu sınıf iklimi oluşturur.
  • Birden çok ve farklı cevaba imkân verir.
  • Tarihsel, kültürel ve pratik uygulama ve bağlantılara imkan verir.
  • Hikâyeyle bağlantılı manipülatiflerin/somut materyalin kullanımına olanak sağlar.
  • Öğretmen öğrencinin konuyu anlayıp anlamadığını değerlendirmek üzere okuma ya da soru sormayı kullanabilir.
  • Hikâye bağlamı problem çözme ve aktif katılımı destekleyebilir.
  • Öğretmen ve öğrencilere deneyim paylaşımı sağlar.

Matematik dersi özelinde de görüldüğü gibi çocuk edebiyatı birçok dersin öğretiminde etkinlik oluşturmak için zengin imkânlar sunan bir daldır.  Dolayısıyla öğretmenin bu dala ilişkin eğitimi, eserleri takip etmesi ve sınıfa taşıma alışkanlığı çocukların bu ürünlerle buluşmasına etki eden önemli unsurlardandır (Ersözlü, 2009). Bununla birlikte bu tür eserlerden haberdar olmak ya da bu eserleri sınıfta kullanmak etkili bir çocuk edebiyatı ve matematik öğretimi bütünleştirmesi için tek başına yeterli değildir. Öğretmen adayları ve öğretmenlerin öğretimde faydalanmak üzere nitelikli eserler seçebilmeleri ve bu eserleri etkili bir şekilde dersleriyle bütünleştirebilmeleri için desteklenmeye ihtiyaçlarının olduğu araştırmalarla ortaya konulmuştur (Edelman, 2014).

Bu iki disiplinin bütünleştirilmesi sürecinde akla gelen ilk soru, amaca uygun kitapların nasıl seçilebileceğine ilişkindir. Elbette bir kitabın öğrenme sürecini çeşitli açılardan destekleyip desteklemeyeceğini birkaç adet soru ile sınırlamak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Ancak bir kitabı matematik dersi için kullanmaya karar vermeden ve kitapla ilgili daha detaylı bir araştırma sürecine geçmeden önce şu sorular üzerinde mutlaka düşünmek gerekmektedir: i) Kitap edebi anlamda yüksek bir kalitede mi? ii) Kitap içerik olarak matematiksel mi ve öğrencilerin sınıf düzeylerinde uygun mu? ve iii) Kitap öğrencilerin matematiksel düşünme ve muhakeme etmelerine yardımcı olması açısından etkili mi? (Burns, 2007). Doğru kitapların seçiminde teşkil edebilecek bu üç sorunun sadece matematik boyutuna odaklanmadığını vurgulamak yerinde olacaktır. Çünkü edebi yönün göz ardı edilerek matematik öğretimini ön plana çıkaran bir bütünleştirme sürecinin, öğrencileri özellikle duyuşsal gelişim boyutunda desteklemesi beklenemez. Çünkü nitelikli bir bütünleştirme süreci ancak çocuk edebiyatının nitelikli eserleri işe koşularak gerçekleşebilecektir. Ne yazıktır ki ülkemizde matematiğe oranla çok daha güçlü bir ilişkiyi barındıran “Çocuk Edebiyatı ve Türkçe Eğitimi” başlığı altındaki çalışmalar bile % 10 civarında kalmaktadır (Balcı, 2012) ve aslında bu durum eğitim öğretim sürecinde çocuk edebiyatına dair disiplinler arası çalışmaların önemini ortaya koymaktadır. Bu gerekçe ve ihtiyaçlardan doğan “Matematik Öğretiminde Çocuk Edebiyatının Kullanımı ve Örnek Uygulamalar (MÖÇEKÖ)” matematik öğretimi ve çocuk edebiyatını bir araya getirmeyi kendine amaç edinmiş bir TÜBİTAK 4005 Yenilikçi Eğitim Uygulamaları Projesidir. Peki Türkiye’nin neden MÖÇEKÖ gibi bir projeye ihtiyacı var/dı? Bu soruya matematik ve edebiyatı harmanlayan nitelikli kitaplarla cevap verelim.

*Kitaplar bize çok farklı dünyaların kapılarını aralayarak birbirinden değerli deneyimler sunar ve hepimiz gelişimimizi mümkün olan her yönde desteklemek üzere farkında olarak ya da olmayarak maceralara atılmayı severiz. İşte böyle zamanlarda karşımıza çıkabilecek güzel bir kitap serisinin adıdır “Sör Çepçevre’nin Matematik Maceraları”. Bu maceralara korkusuzca atılmamızın nedeni ise aslında “Dünyayı Gezmek İsteyen Horoz“unkinden çok farklı değil: Dünyayı keşfetme isteğimiz. Peki bu yolculukta uğradığımız durakların lezzetlerini denemek istersek? Yolumuz yine büyük üstat Eric Carle’ın Aç Tırtıl’ı ile mi kesişir?

Ya karnımız doyduktan sonra cevaplanması gereken sorularımız biter mi? Biz de Penguen Pipkin gibi sorar mıyız acaba “Bir Milyon Ne Kadar Büyük?” diye?

Ya bu soruların üstesinden her zaman gelemez ve kara kara düşünürsek? O zaman aralaman gereken kitap davetkar cümlesiyle çağırır bizi “Bir Problemle Ne Yaparsın?”

Elbette boğulmamalıyız problemlerimizin arasında çünkü cesurca çıktığımız bu yol bize çoğu zaman bazen kendimizi bazen de “Kraliçeyi Kurtarmak” gibi ulvi bir görev yükler.

Ve öyle bir yoldur ki bu, çarpım tablosu bile engelli koşuya dönüşüverir bazen: “7×9=Eyvah!”

Her şeyin sarpa sarıp kabusa dönüştüğü bu yolda hangimiz içimizden geçirmedik: Yine mi “Matematik Laneti” diye.

Tüm bu problemlerden kaçmanın yolu olan uykuya sığınınca bu sefer de kader yoldaşımız isyankar ama eğlenceli “Paolo’nun Düşproblemleri” çıkıverir.

İşte matematiğin o meşakkatli fakat büyüleyici dünyasına dalınca anlarız, çünkü o yalın gerçekle ancak o zaman karşılaşırız: “Matematik Hayattır”

İşte MÖÇEKÖ projesi bu düşünceden doğdu ve bu düşünceye gönül vermiş akademisyenler, öğretmenler ve öğrencilerle büyümeye devam ediyor. Bu değerli düşünceyi yaymak ve bu düşünceden beslenmek için moceko.blogspot.com’u inceleyebilir, bu yıl gerçekleşecek olan Matematik Öğretiminde Çocuk Edebiyatının Kullanımı ve Örnek Uygulamalar II isimli projeye başvuru yapabilirsiniz.

Son sözümüz matematik öğretimine ve öğrenimine gönül verenlere: Eğer bizler matematiği hikayeler anlatmak için bir araç olarak görürsek bugünün okullarında matematiği öğrenme ve öğretme çarpıcı bir şekilde değişecektir. Öğrenenler matematiği sosyal etkileşimin bir sonucu olarak görecekler; onun nakletmek ve ezberlemek değil anlatmak ve hatırlamak için olarak bir araç olduğunu anlayacaklardır (Whitin ve Wilde, 1995).

Kitaplarla ve MÖÇEKÖ’yle kalın.

YAZAR: Dr. Öğr. Üyesi Burcu DURMAZ

Kaynaklar

Balcı, A. (2012). Türkiye’de çocuk edebiyatı üzerine hazırlanan lisansüstü tezler hakkında bir meta-analiz çalışması. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 9(17), 195-206.

Burns, M. (2007). About Teaching Mathematics A K-8 Resource, Math Solutions           Publications, 3rd Ed., Sausalita: CA

Edelman, J. (2017). How preservice teachers use children’s literature to teach    mathematical concepts: focus on mathematical knowledge for teaching,         International Electronic Journal of Elementary Education, 9(4), 741-752.           

Ersözlü, Z. (2009). Sınıf Öğretmenlerinin Çocuk Edebiyatına İlişkin Görüşleri,      Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt:V1, Sayı:1, 1-17.        

Furner, J. M. (2017). Using Fairy Tales and Children’s Literature in the Math       Classroom: Helping All Students Become Einstein’s in a STEM           World. Journal of Advances in Education Research2(2).

Mink, D. V. & Fraser, B. J. (2005). Evaluation of a K-5 mathematics program which       integrates children’s literature: Classroom environment and attitudes.     International Journal of Science and Mathematics Education, 3, 59-85.

National Institute of Education, Becoming a Nation of Readers: The Report of the          Commission on Reading (Washington DC. Government Printing Office,        1984).

Santa, C.M. (1996). Project CRISS, 2nd edn. Dubuque, IA: Kendall Hunt.
Spinner, H. & Fraser, B.J. (in press). Evaluation of an innovative mathematics program in          terms of classroom environment, students’ attitudes and conceptual      development. International Journal of Science and Mathematics Education.

Whitin, D. & Wilde, S. (1995) It’s the Story that Counts. Portsmouth, NH:             Heinemann

1 2 3 12