Göğü Yere İndirelim

Son yılların en büyük psikolojik sorunlarından sayılan narsizim, kendini beğenmişlik, doyumsuzluk gibi durumlar için Özgür Balpınar farklı bir çözüm önerisi getiriyor. Aslında yazarın kitapta sunduğu öneri bilindik bir çözüm ancak bunun için taa Afrika’lara gitmeyi önermek oldukça farklı bir yaklaşım.

“Göğü Yere İndirelim”, fazlaca şımartılmış ve bu yüzden doyumsuzluk ve yaramazlıklarıyla ailesini zor duruma düşürünen Deniz’in hikayesi. Görüştükleri psikolog “biraz yokluk görmesi ve bazı küçük sıkıntılar yaşaması” için bir değişim programından bahseder. İki aylığına birbirinden farklı ülkelerde yaşayan iki farklı kültüre ait çocuğun yer değiştirmesini öngören bu programı aile kabul eder. Önceleri çekimser yaklaşsalar da denemeye karar verirler. Ve Deniz’in Afrika yolculuğu başlar.

Kongo’ya vardıklarında Deniz Basalito ile tanışır. Ve doğanın içinde, bambaşka bir medeniyeti tanıma serüveni başlar. Burada sadece doğal farklılıklar değil doğaya bakış ve yaşama dair çok farklı deneyimler yaşayacaktır Deniz.

Ve bir bilgelik yolunun henüz “çömez” bir yolcusu olarak iki ay kaldığı Kongo’dan nefsini terbiye etmiş  bir çocuk olarak döner. Basalito Deniz’e iyi bir hayat felsefesi kazandırmıştır.

Konusu Afrika’da geçen çoğu oryantalist ve kolonist motifler içermemesi yönüyle önemli bir çalışma olarak kaydedilebilir. Bize uzak ve “yabancı” kültürlerle tanışmanın belki kaybettiklerimizi ve bilmediklerimizi öğretmesi açısından da önemli.

Sadece Afrika’nın bilgeliği olarak değil Deniz’in içinde yaşadığı modern bir tekno-kentin aksine yerel ve geleneksel bir yaşantının iki farklı dünya görüşünün kıyası da yapılıyor kitapta. Read more

Kobi Yamada Hayranlarına Müjde! “Bir Fırsatla Ne Yaparsın” Çıktı!

Kobi Yamada’nın çocuklar için yazdığı ve kısa sürede çok satanlar listesine giren “Bir Fikirle Ne Yaparsın” ve “Bir Problemle Ne Yaparsın” kitaplarının üçüncüsü de artık Türkçe’de.

Nar Yayınları etiketiyle çıkan “Bir Fırsatla Ne Yaparsın” kitabının da ilk iki kitap kadar Türk okurlarından büyük ilgi göreceği tahmin ediliyor.

İlham verici çok sayıda çalışmanın sahibi olarak Kobi Yamada’nın bu üçlemesinde küçük bir çocuğun zihinsel sürecine dair bir yolculuk okuyoruz. Düşünebilmek, akledebilmek, çözümleyebilmek, problemi tanımlamak ve onu analiz etmek, fırsatları değerlendirmek gibi özetleyebileceğimiz konularda somutlaştırma yoluyla bir felsefe icra ediyor. Somutlaştırma tekniği ise hitap ettiği yaş grubu için oldukça başarılı bir seçim.

Bol ödüllü bu seri küçük büyük her yaştan okurun kütüphanesinde bulunmasını dileriz.

Her Yetişkinin Çocuk Kitaplarından Öğreneceği Çok Şey Var

çocuklar için düş gücü yüksek, keyifli, ayrımcı ve didaktik olmayan, eşitlikçi, sevgi dolu, iç ısıtan kitaplar seçmek mümkün. Üstelik sokakların tamamen betonlara ve arabalara teslim olduğu günümüzde çocuklarla kitap okumak hem çocuk hem yetişkinler için güçlü bir paylaşım türü.Her ne kadar bunlara çocuk kitabı diyor ve yaş sınırları çiziyor olsak da ben her yetişkinin çocuk kitaplarından öğreneceği ve hatırlayacağı çok şey olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu kitaplar aslında herkese. Read more

Büyüyen Ay’dan yeni bir botanik kitabı: Lisân-ı Ezhâr

Lisân-ı Ezhâr, Avânzâde Mehmed Süleyman tarafından yazarı belli olmayan Fransızca bir eserden tercüme edilmiş. 1911 yılında da yayımlanmış. Avânzâde, çevirisinde bu kültürün Doğu’dan alındığını söylüyor. “Gizli Lisân”ı meydana getiren hoş bir hikâyesi de kitapta yer alıyor. Bu hikâye de Şam’da geçiyor.

Bu güzel eseri Osmanlı Türkçesinden Yahya Hazini hazırladı. Büyüyen Ay Yayınları’ndan çıkıyor.

Tanıtım Metni: Read more

H. Salih Zengin: “Masalsız bir çocukluk, yitik bir çocukluktur”

Sarı Kedi karşı kıyıdaki arkadaşlarının yanına geçmenin çaresini arıyor. Fakat yüzme bilmeyen bir kedi olarak o koca denizi nasıl geçecekti ki?

Peki ya her gece odasına çekilip yatağında kitap okuyan ve masalları çok seven küçük Zeze? Geceleri gözünde gözlüğü‚ elinde kitabı uyuyakaldığında ne oluyor, Zeze ne görüyor rüyasında?

Ormanda yaşayan hayvanlar bir sabah uyanır ve ağaçların üzerinde garip yuvarlak şekillerle karşılaşır. Bu yuvarlak şekillerin içinde biri kısa biri uzun iki çizgi vardır. Peki yaramaz ağaçkakan yavrusu Susi’nin bu gizemli şekillerle alakası ne sizce?

Yazan, H. Salih Zengin. Resimleyen, Dağıstan Çetinkaya. Turkuvaz Çocuk etiketiyle raflarda yerini alan 10 kitaplık Masallı Eğitim Seti hayal gücünü kışkırtan, birbirinden güzel hikayelerle dolu. EgoistOkur’dan Gülenay Börekçi’nin röportajı:

10 kitaptan oluşan “Masallı Eğitim Seti”ni anlatır mısın?

Çocuğun dış dünyayla ilişkisine dair temel kavramları didaktik ve alışılmış yörüngelerinden çıkarıp masala dönüştürdüğüm bir seri bu. Okul öncesi dönemdeki çocuklara masal evreninde harfleri, sayıları, mevsimleri, günleri, zıt kavramları, sesleri, şekilleri, saatleri, ay ve mevsimleri ve beş duyuyu anlatıyorum. Masalsız bir çocukluk, bana sorarsan yitik bir çocukluktur. Çocuklara gerçeği hayalle anlatırsınız. Bir hayal varsa o mutlaka gerçek olur. Sen çocuksun büyük düşün! Read more

Teneke Uygarlığı

TUDEM Edebiyat Ödülleri Öykü Yarışması Ödüllü (2012) İclal Dikici, ilk romanı Teneke Uygarlığı’nda evlerden uzak olmasını dileyeceğimiz bir ülke kurgulamış. Kurgudaki yeniği görmek zor değil; Teneke Uygarlığı faşizan bir yönetimin hüküm sürdüğü, doğal güzelliklerin yerini beton ve tenekenin aldığı, yoksulların acımasızca sömürüldüğü bir dünyayı anlatıyor. Başımızı kaldırıp baktığımızda gördüğümüz dünyayı. En küçük uyanışın korkuyla bastırıldığı bu dünyada bakışı zehirlenmeyen iki çocuk var: Atila ve Defne. Read more

Peyami Safa’nın insan coğrafyası

Rahmetli Nevzat Kösoğlu’nun Peyami Safa monografisine verdiği isimdi, Peyami Bey. Orada, “insan” Peyami Safa’ya dair pek çok ayrıntıyı okumuş, büyük romancının dünyasına arkadaşlık yolu bulmuştuk. Yakın zamanda çıkan bir kitap ise, Safa’nın manzarasında var olan insan suretini, tabiatını ve kimliğini bize yaklaştırmak için önemli bir eşik oldu. Şeyma Büyükkavas Kuran’ın akademik bir disiplin içerisinde kaleme aldığı Peyami Safa’nın İnsanları, Safa’nın Sözde Kızlar’dan Yalnızız romanına yazarın şahıslar kadrosunu inceliyor.

Edebiyatçının kurguladığı dünyasına uygun portreler inşa etme biçimi olan karakterizasyon romanın ve hikâyenin en aslî unsurlarından. Edebiyat, insanı anlatmak üzere yola çıkan bir sistem. Bu sistemin farklı biçimleri olsa da romandan bağımsız düşünülmesi imkânsız. Tanpınar’ın, Tanzimat romancılarını hatta Uşaklıgil’e gelen kadar Türk romancısını eleştirdiği nokta, onların insanı yakalayamamış olmalarında toplanır. Kartondan öteye geçemeyen karakterler, bir tipe sıkıştırılarak hareket sahası daraltılan şahıslar romanın varoluşsal niteliklerini başında ortadan kaldırır ve metni değersizleştirir. Uşaklıgil’i kutsamamızın altında yatan gerekçe Bihter’in çatışma yaşayan, bir psikolojisi olduğunu gösteren mizacıdır. Roman incelemelerinde başvuru kaynağımız olan Roman Sanatı’nın yazarı Mehmet Tekin, modern öncesi ve sonrası dönem olarak ayrıştırdığı tahlil yorumlarından birinde bir kahramanın hem sevilip hem nefret edilebileceğini, bu tercihe sebebin karakterin davranışlarında görülebileceğini dile getirir ve ekler: “Modern romancı, bu yönde bir duyguyu, bir tercihi dayatmaz.” Namık Kemal’in İntibah’ında baştan sona okur nefret etsin diye var edilen Mahpeyker karakterini biz de burada hatırlayalım.

NİTELİKLİ EDEBİYATIN TEMSİLCİSİ 

Peyami Safa, Türk romanının kurgu ve karakter inşasında, her romanında sosyal bir mesele etrafında hareket ederek tezli romanlara göz kırpan bir sanatçı olsa da, her bir eseriyle nitelikli edebiyatın temsilcisidir. Klasik romanın, öğretilmiş kişilerle, kadrolarla başlayan anlatılarının aksine modern dönem romancısı olarak karakterlerini metne dağıtarak onları okurlarıyla birlikte tanır. Geçmiş zaman anlatıcılarının her ayrıntıya hâkim iktidarını reddederek karakterlerine mizaç ve suret arasında bir özgürlük sunar ve onların “insan” olmalarından gelen hususiyetini önceleyerek romanın son sayfalarına kadar öğrenilebilecek yeni bir cephe olduğunu gösterir.

Birey merkezli romanlar da kaleme alan Peyami Safa, az önceki iddialarımızı destekleyecek biçimde, kahramanlarına inişli-çıkışlı, olumlu-olumsuz, gerilimli-sakin kısaca çatışma barındıracak hadiseler yaşatmaktan geri durmaz. Karşımızdakinin insan olduğunu, onun ne büsbütün hatasız ne de külliyen kötülüklerle dolu olamayacağını bilerek sağlıklı bir kurgu ve okuma süreci vaat eder. Tekin’in ifadesiyle “Birey niteliği kazanamamış karakterler, bir karakter olmaktan çok, karikatür düzeyinde kalırlar.” Pek çoğumuza tanıdık gelen Neriman’daki dönüşüm başlarda karikatüre hapsedilen bir durumda olsa da sonradan onun okuru yanıltabildiğini görürüz.

Peyami Safa’nın İnsanları, onbir roman üzerinden Peyami Safa’nın kahramanlarını bu meseleler etrafında ele alan önemli bir çalışma. Şeyma Büyükkavas Kuran, romanların tanıtımını, bilinen tipik özelliklerini, temaları ve iddialarını ortaya koyduktan sonra şahısların sosyal, fiziki ve ruhi özelliklerini tahlil yoluna gitmiştir. Kuran, Peyami Safa’ya dair yapılan çalışmaların bir bütün olarak romancının şahıslarına odaklanmadığını dile getirerek eserinin önemini hatırlatır. Şahıslar romanlardaki işlevlerine, anlatıcının bakış açısına göre ve en önemlisi yazarın niyetini ortaya koyma yolunda üstlendikleri özellikleri dolayısıyla incelenmiştir.

TİPİN VE KARAKTERİN NE OLDUĞU ÖNEMLİ

Kuran, çalışmasının amacını şu sözlerle ifade eder: “Peyami Safa’nın edebî romanlarındaki şahısları tanımak, tanıtmak, onlara muayyen bir niyet çerçevesinde nasıl portreler çizdiğini, dolayısıyla şahısların romanda nasıl görünür kılındıklarını ifade etmek, yazarın şahıs yaratma üslubunu belirlemek, yarattığı şahıslardan hareketle romancılığını bir yönüyle tanımlamak, onun kişiler sistemini nasıl kurduğunu ve bu sistemin roman yapısı içerisindeki yerini belirleyebilmektir.”

Roman kişilerinin önemi üzerinde de durulan giriş bölümünde diğer sanat dalları ile edebiyatın ve özelde romanın karşılaştırması yapılırken romanda konunun sadece insan olduğu vurgulanır. Romanı görünür kılan unsurların, bunlara bakış açısını, zaman ve mekanı, temaları dâhil ediyoruz, temelde olaylar ve kişiler olmak üzere iki gruba ayrıldığı dile getirilir. Romanda şahıs dendiğinde hatıra tip ve karakter gelir. Bu çalışmada da yazar, uzunca sayılabilecek bir bahis açarak tipin kim, karakterin ne olduğu üzerinde durmuştur. Bahsin sonlarına doğru edebiyat incelemelerinde sıklıkla başvurduğumuz kitap ve kavramların dünyasına kapı aralayarak terminolojiyi, meseleye uzak sayılabilecek okur için yeniden okumuştur. Tip, karakter ve stereotipin kesiştiği ve ayrıştığı noktaları da yerli yerine oturtan yazar, Peyami Safa’nın kaleminden bu meseleye dair çıkan yazıları da okuma sürecine dâhil eder.

KENDİ KADERİNİ TAYİN EDENLER

Eleştiri dilinde yazardan izler taşıyan hatta yazarı taşıyan karakterler için “yansıtıcı” ifadesini kullansak da karakterin en nihayetinde kurguya dayalı bir varlık olduğu ihmalinin göz ardı edilmemesini Şeyma Büyükkavas Kuran da vurgular: “Roman kişilerinin, romancının denetiminden kurtularak kendi kaderini tayin ettiği söylense de roman kişileri yazarın bakış açısının, tercihlerinin ve birleştirmelerinin sonucunda bir varlığa sahip olabilirler. Bu gerçeklerin yanı sıra hiçbir roman kişisi –roman otobiyografik bile olsa- yazarının birebir kendisi değildir.”

Romanda şahıs incelemelerinin hangi terminoloji, tespit ve tekliflerle yapıldığını, aralarında Vladimir Propp, W. J. Harvey, Greimas, Forster, Şerif Aktaş, Murat Belge, Yavuz Demir gibi isimlerin olduğu teorisyen ve eleştirmenlerin eserlerinden hareketle yorumlayan Kuran, bütün kavram ve sınıflandırmalara rağmen genelde romanların başkişi, yardımcı ve figüran olmak üzere üç fonksiyonu paylaşan şahıslardan meydana geldiğini ifade ederek kavram ekonomisi yapmıştır. Başkişilerin romanın yazılma sebebi oldukları, diğer kişilerin de başkişiye gerçeklik kazandırmak, onun değişimini aydınlatmak için romanda yer aldıkları da Kuran’ın bir diğer ifadesidir. Son olarak, Server Bedi müstearıyla kaleme alınan romanların bu çalışmanın harici tutulduğunu da hatırlatalım.

YAZAN: YAKUP ÖZTÜRK KAYNAK: YENİ ŞAFAK KİTAP

YALNIZCA TEK BİR KİTAPLA EDEBİYAT DÜNYASINDA İZ BIRAKANLAR

Günümüzde okuma kültürüne yeni bir trend eklendi. Özellikle de bilimkurgu ve fantastik türde görülen bu yeni eğilim seri halinde yayımlanan kitapları okumak. Gençler üçlemelere, birbirinin devamı olan eserlere bayılıyor. Yahut sadece bir yazarın veya yayınevinin eserlerine önem veriyor. Oysa yıllar yıllar önce yazılan ve bugün “klasikler” arasında yer alan ve hâlâ büyük bir keyifle okunan bazı kitapların yazarlarını sadece tek bir kitap ünlü kılmıştır. Sadece tek bir eser bırakan veya tek bir eseriyle tanınan yazar ve eserlerden oluşan bir liste yayımlandı. Mart ayı için yeni bir okuma listesi hazırlayabilir, tek bir kitapla meşhur olmuş bu yazarların “haklı” şöhretleri hakkında araştırma yapabilirsiniz.  Read more

Damla Yayınevi’nden başarılı bir dünya tarihi dizisi

Damla Yayınevi’nin çocuklar için hazırlanmış beş kitaptan oluşan başarılı bir tarih dizisi mevcut. Dizide Vikingler, Antik Çin, Antik Mısır, Antik Roma ve Kızılderili hakkında tarihsel bilgiler yer alıyor. Kitapların görsel başarısı ise oldukça yüksek.

Kitapların yazarı Eleonora Barsotti her bir kitapta bir çocuğu konuşturuyor. Her bir çocuk kendi anlatımıyla dönemin öne çıkanlarını ve ilginç yönlerini anlatıyor. Yazarın çocuklara sunmak için seçtiği bilgiler oldukça yerinde.

Eleonora Barsotti’nin serisi aslında daha fazla kitaptan oluşuyor. Çocuklara dünya tarihini anlattığı bu dizi çalışmasında Antik Yunan, Rönesans, Ortaçağ, Tarihöncesi gibi dönemler de ye alıyor.

Dileriz yayınevi bu seriyi tamamlayarak Türkçemize kazandırır.

Bir Botanik Müzesi Okumak!

Müjde!

Katie Scott ve Kathy Willis’in ortaklaşa hazırladığı ve basılı bir müze niteliğindeki Botanicum İş BankasıYayınları’nca artık ülkemizde!

Bir müzeyi andıran içeriği ile bu kitap istediğiniz her an ziyaret edilesi, heyecan dolu bir görsel ziyafet sunuyor. Her yaştan konuk için, minicik alglerden seksen metre yüksekliğe ulaşan ağaçlara kadar, bitki ve mantarların yer aldığı olağanüstü bir koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Read more

1 2 3 14