Sevdalı Bulut

İyi ki yüreği sevgiden, gelenekten, insanlıktan, aşktan, çocukluktan beslenen insanlar var. İyi ki umudu, adaleti ve merhameti yeryüzündeki bütün başarılardan daha yüce görenler var. Bu yüreği güzel insanlar sayesinde, onların çocuklara anlattığı masallar sayesinde bize dayatılan doğruları sorguluyor, reddediyor ve yerine “olması gerekeni” inşa ediyoruz.

Sevdalı Bulut masal kitabı tam da böyle, sadra şifa cinsinden bir kitap. Çocuk edebiyatının popülizme yenik düşmemek için direndiği şu günlerde kadim masallar ve o masallardan ilhamla yazılan masallar can kurtaran gibi koşuyor imdadımıza. Okudukça nefes aldığımızı hissediyor, yeniden umutlanmak için bir sebebe tutunuyoruz.

Kitaba adını veren masalda bir dervişin üflediği neyden doğuyor karakterler. Önce bir ülke doğuyor neyin deliklerinden sonra güzeller güzeli Ayşe Kız.

Ayşe Kız’ın gözü gibi baktığı bahçesine kötü kalpli, zalim Kara Seyfi musallat olur. Tüm masalların ortak özelliği olarak bir iyilik-kötülük temasına sahip bu masalda Kara Seyfi, kimsesiz ve genç Ayşe’yi bahçesini kendisine satmasını ister ama Ayşe Kız oralı değildir, satmak istemez bahçesini. Çünkü bilir ki her ne kadar kendisi dünyalar güzeli olsa da asıl güzellik bahçesinde rengarenk çiçekler, çeşit çeşit ağaçlar büyütecek; tavşanla ve güvercinle yoldaşlık edecek bir kalbe sahip olmaktır.

Read more

Unutma Oyunu

Bugün hemen hepimizde daha doğrusu kentli insanın gündelik hayatında sık tecrübe ettiği bir konu var: unutkanlık. Hepimiz bir şeyleri sürekli unutuyor olmaktan yana muzdaribiz. Buna neden olan pek çok etmen var şüphesiz. Daha vahimi ise gittikçe yayılan Alzheimer hastalığı.

Alzheimer hastalığı insanın tecrübelerini bir anda sıfıra indiren bir şey. “Beden var ama ruh yok” dedikleri türden trajedik bir durum. Belleğin sizi terk ettiği bir çaresizlik ve ifadesizlik hali. Bunun sebep olduğu boşluk duygusu.

Günümüz biyoteknolojileri ve mega hafızalı bilgisayarlar çağına tokat gibi bir darbe unutuyor olmak. Ya karmakarışık bir hayat sürdüğümüzden, çok fazla uyarana maruz kaldığımızdan ya da hafızayı kullanmayı bilgisayarlara havale ettiğimizden sebep derin bir kuyunun dibine sessizce topyekûn ilerliyor gibiyiz.

Read more

Ozonu Turnalar Mı Deldi Gagalarıyla

İlhan Yüce‘nin “Ozonu Turnalar Mı Deldi Gagalarıyla” kitabı isminden de hemen belli olduğu üzere çocuklar için yazılmış bir çevre sorunları kitabı.

Felah Kitap’ı takip edenler çevre ve çevre sorunları temalı kitaplara olan ilgimizi bilirler. Bu ilgiden ötürü ismi hemen dikkatimizi çeken Yüce’nin kitabını okumuş olduk. Ancak alışılageldiği üzere sorun, mekanik bir şekilde ele alınıyor.

Pek çok çocuk kitabı, çocuklara çevre ve çevre sorunları konularından bahsederken didaktik bir üslûpla yazılıyor. Bunun yanı sıra yazarın düşüncesinden bağımsız göremeyeceğimiz bir şekilde çevre konusundaki yaklaşımı kitaplarda kendini belli ediyor. Çevre etiği, kozmik öğreti, vahyî bakış vs. gibi kaygılardan uzak, salt problem anlatan ve çözüm önerisi sunan kitaplar “belediyeci” bir zihniyetten öte gidemiyor ne yazık ki.

Bu ve benzeri değerlendirmeler ne yazık ki İlhan Yüce’nin bu kitabı için de geçerli. Ozonu elbette ki turnalar delmedi! Bu başlıkla bile kitap doğayı bu hale getiren yegâne düşmanın insan olduğu mesajını veriyor. Nitekim hikâyede de bu açık şekilde yer alıyor zaten.

Read more

Mantıku’t Tayr’ın Yeni Bir Çevirisi: Merhaba Hüdhüd

”Merhaba Hüdhüd”, Mantıku’t-tayr adlı eserin nazım kısımları alınarak, epik bir şiir diliyle bu muhteşem yolculuğu anlatmaya çalışmış bir eser. Gökhan Özmen yazdı.

Bugün geçmişe döndüğümde, çocukken babamın kardeşlerimle beni bir sobanın başına toplayıp okuduğu hikâyeleri özlüyorum. O anlar, sıcacık yuvamızın en güzel anılarıydı. Babam, eline bir kitap alır ve onu seslice okurken, konuşmalarına verdiği vurguyla bizleri hikâyenin içine çekerdi. Kardeşlerimle benim en çok sevdiğimiz hikâyeler, her zaman peygamber kıssaları olurdu. Bazen Hz. Âdem’in (a.s) çocukları Habil ile Kabil’i, bazen Hz. Nuh’un (a.s) gemisini ve büyük tufanı, bazen Hz. Yunus’un (a.s) bir balığın karnında yaptığı seyahati, bazen güzeller güzeli Hz. Yusuf’un dipsiz bir kuyudan, Mısır’a hükümdar oluşunu dinlerdik. Ama benim en çok sevdiğim, Hz. Süleyman’ın kıssaları ve Hüdhüd’ün üzerine kurulmuş hikâyelerdi.

Şimdi artık o hikayeleri anlatacak kimse yok. Zaten artık etrafında sohbet edeceğimiz sobalarımız da yok. Kitaplara olan okuma tutkumun kaynağı da o okumalardır diye düşünmüşümdür her zaman. Geçenlerde bir kitapçıda Semerkand Yayınları’nın çıkardığı “Merhaba Hüdhüd” isimli kitabı görünce aklıma çocukluğum ve cayır cayır yanan sobanın etrafında okunan o hikâyeler geldi.

Şiirin epik dili sizi alıyor ve başka diyarlara götürüyor

Ayak üstü kitabın önsözüne şöyle bir baktım. Kitabın çevirmeni Mehmet Çelik söze şöyle girmiş. “Şarkın mecazi hakikatinin yolu efsanelerden geçer. Attâr’ın kuşlarının kanatları hakikatin can yakan ateşine dayandı mı bilmem, fakat hakikat kimyası can feda etmeyi ister. Efsâne-i Mecnûn-ı Leylî’den usanmış bir çağın, aşkımıza ‘majör depresyon’ diyen psikiyatristleri arasında uzayarak gerçeğe ulaşabilecek miyiz?” İnsan söze böyle başlamışsa sonu nasıldır diye merak ediyor. Bu merakla kitabı hemen aldım. Merhaba Hüdhüd, Ferîduddin Attâr‘ın, Mantıku’t-Tayr adlı eserindeki kuşların maceralarının anlatıldığı bölümü esas alınarak hazırlanmış. Şiirin epik dili sizi alıyor ve başka diyarlara götürüyor. Fabl’ın, hayvanlar üzerinden, insanı insana anlatan o dilini ise söylemeye gerek bile yok. İran’ın meşhur mutasavvıf şairi şeyh Ferîduddin Attâr’ın elinde fabl, bir kez daha zirve noktalarından birine ulaşıyor.

Read more

Yüzde 100 Yerli 100 Çocuk Edebiyatı Eseri

Çocuk dünyasının gösterişli ve albenisi yüksek pek çok şey ile kuşatıldığı günümüzde çocuk ve kitap, çocuk ve doğa, çocuk ve dünya arasında derin bir mesafe oluşuyor. BeyazBulut çocuk edebiyatı dergisi, çocuğa edebiyat ve estetik duyarlılığı hissettirmek adına çıktığı yayın yolculuğunda, kitaplar cephesinde bu duyarlılığın izlerini taşıyan eserlere dikkat çekmek için “Yüzde 100 Yerli 100 Çocuk Edebiyatı Eseri” listesini yayınlıyor. Bu toprağın mayasına uygun, yerli, estetik değer taşıyan, değerlerimizle barışık ve çocuk edebiyatı dizgesinin asgari müştereklerinde buluşan bu 100 eserlik listeyi yayınlamayı kendine bir vazife bilen BeyazBulut dergisi, 16. sayısı ile birlikte bu listeyi okuyucularının dikkatine sunuyor.

KAYNAK: Beyaz Bulut Dergisi

Felah Kitap olarak biz de bu listeyi destekliyoruz.

Read more

En Güzel Anne Şiirleri Bu Kitapta

Bugün Anneler Günü. Annenize ne hediye alacağınızı düşünüyorsunuz. Yahut ona bugünün özel bir gün olduğunu hissettirecek birşeyler düşünüyorsunuz.

Peki ona şiir okumaya ne dersiniz?

Bestami Yazgan’ın “Anne Sen Melek Misin” isimli şiir kitabında birbirinden güzel anne şiirleri var. Her biri çocuk gerçekliği ve sadeliğinde yazılan şiirler aynı zamanda dokunaklı birer anne-çocuk ilişkisi sunuyor. Şiir kitabı çocuklara göre ama içindeki şiirler anne sevgisini içinde hisseden her yaştan okurun bam teline dokunacak cinsten.

Kitap kendi içinde iki bölüme ayrılıyor. İlk bölümde çocuktan anneye şiirler akarken ikinci bölümde de anne dilinden çocuğa yazılmış şiirler mevcut.

Read more

Arap Çocuk Edebiyatı Örnekleri “Güzel Öyküler”de

Erdem Çocuk Arap Çocuk Edebiyatı’ndan ülkemize tercüme eserler kazandıran nadir yayınevlerinden biri. Yayınevinin 2012’de on öykülük set halinde yayınlanan “Güzel Öyküler“de hem metin hem görsel olarak çok başarılı kitaplar yer alıyor. Setteki Arap yazarlara ait bazı eserleri sizler için derledik.

Read more

Ay Tutulması’ kitabına dair görsel bir okuma

“Saflıkla sarmalanmış, minik bir aşk hikayesi…” olarak tanımlanmış ‘Ay Tutulması’ Ayşe Pınar Köprücü ve Serkan Aka’ya ait resimli bir kitap çalışması. Kitap görsel olarak göz doyursa da metnin birtakım kusurlarını örtmeye yetmiyor maalesef.

İllüstrasyonunu Serkan Ata’nin yaptığı çalışmada kullanılan sulu boya tekniği kitabın masalsı yapısına uygunluk arz ediyor. Üstelik kitabın karakteri olan Ay’ın gökyüzünden düşmesi ile ardında bıraktığı boşluğun resmedilişi çok etkileyici duruyor. Ancak kurgusunun büyük bir hayal gücünden beslendiğini anladığımız kitapta metin-görsel açısından bazı tutarsızlıklar yer alıyor.

Read more

“İyi Kalpli Küçük Tavşan”ı 1 Mayıs’ta okumak

Fransız yazar Michael Escoffeier’un Türkçe’ye ilk kez kazandırılan kitabında,  ormanda gezintiye çıkan küçük bir tavşanın hain kurt tarafından yakalanıp zorla fabrikasında çalıştırılmasını konu ediniyor.

Kaçırılarak zorla getirildiği fabrikada tavşanın gördüğü manzara dehşet vericidir. Fabrikada bir sürü işçi tavşan bulunmaktadır ve hepsi büyük bir hızla tavşan yakalama kapanı imal etmektedir. Birbirini besleyen kısır döngü! Küçük tavşan yaşadığı ilk şoku atlattıktan sonra diğer işçi tavşanlar gibi “kaderine razı” olmayı seçmiyor. Bu düzenin böyle gitmeyeceğini, bir şeyler yapılması gerektiğini düşünmeye başlıyor.

Küçük tavşanın kurdun sömürüsüne karşı çıkabilecek iyi olduğu kadar cesur da bir yüreğe ihtiyacı vardır. Dahası bu kapandan kurtuluş ancak diğer işçi tavşanların da aynı şekilde kurtulmayı dilemesi ve mücadelesiyle olacaktır.
Read more

Muhammed İkbal’den Çocuklara Şiirler

Geçtiğimiz hafta Pakistanlı mütefekkir ve şair Muhammed İkbal’in vefat yıldönümü idi. Düşünceleri ve yazıları ile Hindistanlı müslümanların bağımsızlığını kazanmasında etkili olan İkbal’in pek çok eserinden biri olan Külliyat’dan seçilen şiirler sadeleştirilerek çocuklar için yeniden yayınlandı. Demavend Yayınları tarafından yayınlanan eser Muhammed İkbal’in çocuk sevgisi ve çocukluk anlayışını da ortaya koyuyor.

Bağımsızlık mücadelesi dönemlerinde yazıldığı için kimi şiirlerde milliyetçi unsurlara rastlamak mümkün. Savaş psikolojisinin bir sonucu olarak nesil ideali İkbal’de de mevcut. Örneğin kitabın ilk şiiri olan “Çocuğun Duası”nda bir çocuğun dilinden mücadele, ilim, fakirlere yardım, kötülüklerle savaşmak gibi erdemleri anlatır.

Read more

1 16 17 18 19 20 21