Hiç Hata Yapmayan Kız

Çocuklar, en çok onlardan beklentiler içerisinde olduğumuzda mutsuzlar.

Çok erken yaşta kurumsal eğitime zorlanıyorlar. Gittikleri kurslarda, okullarda kendilerinden yüksek performans bekleniyor. Akademik başarıları çok iyi olmalı, sahne ve görsel sanatlarda harika gösteriler yapmalı, bir porselen görünümünü andıran gülümsemeleri eksik olmamalı -çünkü aksi mutsuzluk demek-, evde ebeveynlerine yardım etmeli, her zaman söz dinlemeli, yemek menüsüne, günlük programa ve ömürlük kararlara uymalı, asla hata yapmamalı, ne kadar iyi ve başarılı olduğunu cümle aleme göstermeli…

Çocukların küçük omuzlarına yüklenen bunca sorumluluk daha doğrusu asla hata yapmama ve kararları sorgulamama beklentisi onları ve bizi mutsuz ediyor, görüyor muyuz?

Read more

Küçük Mucit Cezeri Serisi

Sibernetin ve robotun ilk mucidi kabul edilen ünlü İslam alimi Cezeri’yi çocuklara tanıtan bir dizi kitap yayınlanıyor.

Kaşif Çocuk Akademisi’nin bir projesi olan Küçük Mucit Cezeri’nin ilk kitabında büyük ağaçların altında kalan kediyi kurtarma operasyonu yer alıyor.

Hikâyenin bu kısmında insanoğlunun aklı/tekniği kullanarak doğa ile mücadelesi vurgulanıyor. Aklın/tekniğin fiziksel güce nasıl galip geldiği ile ilgili vurgu da paylaşılıyor.

Kediyi kurtaran Küçük Cezeri sonuçtan oldukça memnun. Bu durum, diğer icatları için bir kapı aralıyor ve bundan sonra hiç durmadan sürekli projeler üretiyor.

Örneğin annesi yorulmasın diye hizmetçi bir robot tasarlaması Jetgillerden önce düşünülmüş bir icat!

Peki ya yetişkinler olarak kendi bilim tarihimizden ne kadar haberdarız? Çocuklarımız günümüz otomatlar dünyasında büyürken tüm bu projelerin yüzyıllar önce bizim topraklarımızda düşünüldüğünden ve uygulandığından ne zaman haberdar olacaklar?

Çocuklara bilim tarihimizden ilginç olay, icat ve kişilerden bahsetmeye devam edeceğiz.

Dört bin yıl öncesinin ‘toprak kitapları” artık Türkçe’de

Uzun yıllardır Sümer masalları üzerinde çalışmalar yürüten Yalvaç Abi (Ural) nihayet çalışmalarını kitaplaştırdı. “Sümer Hayvan Masalları-Yabanöküzü Boynuzlu Tilki” kitabı kırk altı masalın derlemesinden oluşuyor. Binlerce yıl önce Sümerli yazmanlar tarafından çivi yazısıyla kil tabletlere işlenen masallar tarihin bilinen ilk yazılı hayvan masalları.

Sümerolog Samuel Noah Kramer, Edmund Gordon ve Muazzez İlmiye Çığ’ın çalışmaları sonucu derlenen yüzlerce atasözü, deyim, fabl masalcıklar kitaba kaynaklık ediyor. Kitabın tüm oluşum serüveni, kaynakları ve açıklamalarını Yalvaç Ural önsözde okurla paylaşmayı ihmal etmemiş.

Kitabın resimleri yüzlerce Sümer figürü incelenerek hazırlanmış. Erdoğan Oğultekin’e ait çizimlerde kil tabletlerin rengi tercih edilerek Sümer dönemi yansıtılmaya çalışılmış.

Özkan Öze’den “Çocuk Sahabiler” Serisi

Çocukluğu anlamadan hiçbir çocuk anlaşılmaz.

Önce çocukluğun o saf, kendine göre, ayrı ve naif dünyasını tanımalı; sonra o alemdeki çocuğun fısıltılarına kulak vermeli.

Bu işi en iyi yapan şüphesiz Allah Rasulu Hz. Muhammed’dir. Fıtratı, kozmosu, kainatı okuyor olması bir çocuğu da okuyor olması demek. Ondandır tüm çocukların onu sevmesi.

O’nu ve çocuklarla olan hasbihâlini anlamak için sahabe hatıratına yer vermek gerek. Günümüzde sahabelerin çocukluk anlatıları için pek çok kitap hazırlanıyor. Bu kitaplardan belki de en iyisi Özkan Öze’nin yazıp Ceyhun Şen’in resimlediği “Küçük Sahabiler” dizisi. Henüz çiçeği burnunda dizi dört kitaptan oluşuyor.

Özellikle didaktik olmayan üslûp tercihi için yazarı; yumuşak ve naif çizimleri için de kitabın çizerini tebrik etmek gerek. Merhameti, iyiliği, saflığı ve sevgiyi çocuğa göre ilkesini unutmadan minik okurlara sunmak oldukça zor bir iş çünkü.

Kitap fuarları yaklaşıyor, listenize eklemeyi ve bu tatlı hatıraları anlatan kitapların sayfalarına dokunmayı unutmayın.

Babam Çalılığa Dönüşünce

Hollandalı yazar Joke van Leeuwen‘in HayyKitap’tan çıkan Babam Çalılığa Dönüşünce kitabını savaştan kaçan bir çocuğun sınırın ne demek olduğunu sorguladığı bir kitap olarak okuyabiliriz. Bu kitaba başka bir ad konsaydı “Sınır Nedir” olabilirdi pek âlâ.

Çünkü yaşadığı yerden başka bir yer tanımayan ve yaşadığı yer dışında her yeri uzak ve başka gören bir çocuk, savaş patlak verdiğinde geçmeye çalıştığı sınır için bir yığın sorular biriktirir küçük yüreğinde ve zihninde.

“Bir sınıra neden sınır dendiğini sınır denen şeyi kimin icat ettiğini görmeye can atıyordum. Bir de sınır olarak belirlenmiş yerlerin hemen yakınında nasıl olup da insanların yaşadığını merak ediyordum. Ve buralarda yaşayan insanlar her iki taraf da mı aitti yoksa hiçbir tarafa ait değil miydi; işte bu sorunun yanıtını bilmek istiyordum.” gibi yakıcı sorular döner durur çocuğun dünyasında. Read more

Gökkuşağından Öpücükler Kalbe İyi Gelebilir

Renkleri çok iyi kullanan bir yazar ve ressam olsa, bir kitap yazsa ve dilimize çevrilse… İşte o kitap: Öpücük Ne Renktir?

Rocio Bonilla, İspanyol (1970). Barcelona Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğrenim görüyor ve okullarda pedagog olarak çalışıyor. Ressamlık ve yazarlık ikisi de elinden gelince harika sanatsal işler yapıyor.

Kitabın kahramanı Monica Minimoni’nin en çok sevdiği şey, resim yapmaktır ve öpücük resmi yapmaya karar verince aklına bir soru takılır: Öpücük ne renk olabilir? Read more

Denemelerin Önemi ve Vural Kaya Kitapları

Sevginin, samimiyetin ve umudun sesini işittiğimiz Vural Kaya kitaplarını bu kez Kayalıpark Çocuk sayesinde okuyacağız.

Çocuk edebiyatında nadir bir tür olan deneme kitapları ile cesur bir iş yapan yazar Vural Kaya “Çocuklar ve Bir Gün” ve ” Kuşlar Benekli Gökyüzü” ile çocukları selamlıyor.

Kurgu dışı edebiyat türleri önemlidir. Okuru bir hikayenin başı-gelişmesi ve sonu olduğu fikrine zorlamaz. Bir hikâyenin peşinden gitmeye ve okuru pasif duruma düşürmeye karşıdır. Bu yüzden kurgu dışı türlerde okur kitapla daha samimi bir hava yakalar.

Bu samimi dili Vural Kaya’nın çocuk kitaplarında da pek âlâ görmek mümkün. Çocukların dünyasına girip oradan seslenebilmek marifet işi. Bir de bunu “bu zaman”da yapınca işin önemi ve zorluğu ortaya çıkıyor.

Read more

Filistin’i Anlatan İki Farklı Çocuk Kitabı

Filistin, tüm müslüman dünyanın ortak yarası. Dahası, sadece İslam coğrafyasının değil vicdanlı tüm ülke insanlarının yarasıdır. Filistin’de acıya destek olup, elinden geldiğince Filistinliler için çalışan ve bir kamoyu oluşturmaya çalışan pek çok insan tanıyoruz.

Ülkemizin Filistin konusu da her daim gündemini korur. Ancak büyüklerin belki bazen sadece ölüm haberleriyle de olsa bir farkındalığının olduğu Filistin’i çocuklarımıza nasıl anlatalım?

İki kitabı bu konu için seçtik. Biri meşhur Arap çocuk edebiyatı yazarlarından Fatıma Sharafeddine ait “Bir Kuş Olsaydım” kitabı diğeri de Zeynep Sevde Paksu imzalı “Kudüs’te Bir Gün”.

Read more

Doğa dostluğunu anlatan bir çocuk kitabı: Muti’nin Maceraları

Gilge Güney’in Muti’nin Maceraları isimli kitabında sihirli güçleri olan bir çocuğun çevre kirliliğine karşı verdiği mücadeleyi okuyoruz.

Japonya’nın, Minamata Körfezinde kurulu bulunan bir fabrikanın, 1932 yılında, asetaldehit üretmeye başlaması ve atıklarını Minamata Körfezine akıtması sonucu, nehir ağzında yaşayan balıkların, çevredeki kuşların, birçok canlının ölmeye başlaması ve son olarak da insanların hastalanmalarına sebep olması nedeniyle tarihe Minamata Felaketi olarak geçen bir felaket yaşanmıştı. Zamanla gökten kargaların düşmeye başladığı söylendi. Gökyüzünde uçan kuşlar dahi bu felaketten nasibini almıştı.

Read more

Elma Ağacında Bir Büyükanne

“Ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya”  ve gene kimselerin vakti yok sekiz yaşındaki Andi ile oynamaya, ona büyükannesinin olmayışından doğan boşluğu unutturmaya.

Mira Lobe’nin yazdığı onlarca çocuk kitabı varken, dünyada çok önemli bir ağırlığa sahipken Türkçe’de  daha geçen sene onunla tanışmak çok üzücü. Aynı zamanda bu eksikliği tek başına giderecek denli muhteşem bir kitap olan “elma ağacında bir büyükanne” yi okumak, müthiş bir enerjiyle, akıl ve kalp zerrelerini açan  sorumluluk duygusuyla dolmak mutluluk verici.

“Neden bizim de bir büyükannemiz yok anne?”  sorusu, endüstrisi gelişmiş, herkesin yılın büyük bir bölümünde çalışmak, yorulmak, ertesi güne kurulmak, çalışmak, koşturmak, zaman ayıramamak, pestili çıkmak, umursayacak enerji bulamamak vs. profan döngüsünden kaçamayan işkoliklerden oluşan bir toplum için hayati bir sorudur. Hem anne dünyalar güzeli ve iyisi de olsa işi başından aşkınların önde geleni ve tüm çocuklarına yetmesi gereken biçare –bizim oralarda çilekeş kadınları belirtmek için kanayaklı diye çok yerinde bir sıfat kullanılır- olduğundan beklenilen ekstra sevgiyi ilgiyi verememektedir. Ununu elemiş, eleğini asmış bebekleri çocuk, çocukları genç gençleri de yetişkin haline getiren tadından yenmez büyükanne ve büyükbabalar bunun için biçilmiş kaftan, ekstra büyük pamuk helva, hiç bitmeyen horoz şekeri kıvamındadır.

Read more

1 16 17 18 19 20 23