Sevdalı Bulut

İyi ki yüreği sevgiden, gelenekten, insanlıktan, aşktan, çocukluktan beslenen insanlar var. İyi ki umudu, adaleti ve merhameti yeryüzündeki bütün başarılardan daha yüce görenler var. Bu yüreği güzel insanlar sayesinde, onların çocuklara anlattığı masallar sayesinde bize dayatılan doğruları sorguluyor, reddediyor ve yerine “olması gerekeni” inşa ediyoruz.

Sevdalı Bulut masal kitabı tam da böyle, sadra şifa cinsinden bir kitap. Çocuk edebiyatının popülizme yenik düşmemek için direndiği şu günlerde kadim masallar ve o masallardan ilhamla yazılan masallar can kurtaran gibi koşuyor imdadımıza. Okudukça nefes aldığımızı hissediyor, yeniden umutlanmak için bir sebebe tutunuyoruz.

Kitaba adını veren masalda bir dervişin üflediği neyden doğuyor karakterler. Önce bir ülke doğuyor neyin deliklerinden sonra güzeller güzeli Ayşe Kız.

Ayşe Kız’ın gözü gibi baktığı bahçesine kötü kalpli, zalim Kara Seyfi musallat olur. Tüm masalların ortak özelliği olarak bir iyilik-kötülük temasına sahip bu masalda Kara Seyfi, kimsesiz ve genç Ayşe’yi bahçesini kendisine satmasını ister ama Ayşe Kız oralı değildir, satmak istemez bahçesini. Çünkü bilir ki her ne kadar kendisi dünyalar güzeli olsa da asıl güzellik bahçesinde rengarenk çiçekler, çeşit çeşit ağaçlar büyütecek; tavşanla ve güvercinle yoldaşlık edecek bir kalbe sahip olmaktır.

Read more

Kız Çocukları Da Yaramazdır

Çocuk edebiyatı eserlerinde çocukluğun seyrini de okumak mümkün oluyor. Yazıldığı dönemdeki çocukluk anlayışını yansıtan eserler tarihsel ve sosyo-politik tahliller de barındırıyor satır aralarında.

Bunlardan biri de çok bilinmeyen bir kitap olan “Sophie’nin Yaramazlıkları” dır. 19. yüzyıl Fransa’sında çocuklara nasıl yaklaşıldığı ve ne gibi bir çocukluk anlayışı olduğunu anlatan bu eser Rusya’dan Fransa’ya göç etmiş Comtesse de Segur’un kaleminden çıkmış. Yıllar sonra torunlarına anlattığı ve eğlenceli çocuk karakterlerinin yer aldığı öyküler, dönemin hâkim çocukluk anlayışına itiraz metinleri olarak da okunabilir.

Normalde bir yazar olmayan Segur’un kitapları edebi bir anlatıma sahip değil. Söz sanatlarının yer almadığı ve basit bir kurgusu olan kitaplar dönemin katı, cezalandırıcı çocuk eğitimine karşı çıktığı için önem taşıyor. Özellikle bir kız çocuğunun baş karakter olduğu kitaplar çocukların yaramazlık haklarını savunuyor. Hatta onların kendi gerçekliklerine uygun davranıp da sonuçlar “bizce” yanlış olduğu için yaptıkları şeyler yaramazlık oluyor, diyor.

Read more

Bir Çocuk Klasiği: Fedor Amca

Erkenden büyüyen çocuklardan biri Fedor Amca. Zaten bu yüzden ona “amca” diyorlar. Yüksek algısı ve becerileri ile bir yetişkin özellikleri taşısa da oyunu, oynamayı ve hayvanları çok seven bir çocuktur hâlâ. Dört yaşında okumayı öğrenmesi veya altı yaşında çorba pişirebiliyor olması değil onu büyümüş de küçülmüş yapan şey. Aldığı radikal bir karar sonucu evi terk etmesidir.

Fedor Amca, çocukların eve reddiyesi şeklinde olabilir. Her şeye müdahele eden anne ve babalara karşı bir duruş gibi okunabilir. Örneğin evde beslemek istediği kedi için ailesinden izin alamaz. Halbuki bu çok zor bir şey değildir Fedor Amca için ama büyüklerin dünyası çok başkadır. Fedor Amca’nın gidişini hiç oyun arkadaşının olmamasına bağlayan babasının annesi ile arasında geçen konuşma bu durumu açıklar niteliktedir:

Read more

Bir Fransız Klasiği: Şişkolar ve Sıskalar

İsimleri Göbekistan ve Kemikistan olan birbirinden farklı iki ülke. Aralarındaki sınırda kalan bir adaya verdikleri isim yüzünden yıllardır birbirlerinden hazzetmeyen hatta birbirleriyle savaşan iki tuhaf ülke. Göbekistan halkı o adaya Şişka adası diyor, Kemikistan halkı ise Sısko demekte ısrar ediyor. Bu isim konusunda o kadar ciddiler ki vatandaşlarını bu konuda eğitiyor, bu uğurda nesiller yetiştiriyorlar.”Koskoca iki ülke bir adanın ismi yüzünden tartışır mı canım”, demeyin! Büyüklerin savaş kararları, bundan çok daha fazla önemli olmamıştır zaten.

Read more