1932 yapımlı tren istasyonu artık bir kütüphane

Hollanda mimarlık şirketi Mecanoo eski bir tren istasyonunu düzenleyerek kütüphaneye çevirdi. Ziyaretçilerin kendilerini evdeymiş gibi hissetmelerini sağlayan tasarımı ile kütüphane aynı zamanda bir kültür merkezi işlevi taşıyor.

Zemininde halen eski tren raylarının bulunduğu bina “LocHal” ismini taşıyor.

Binada çocuklar için de özel bir alan bulunuyor. Dev kalem ve cetvel tasarımındaki raflar oldukça büyüleyici görünüyor.

Binanın detayları hakkında videoyu izleyebilirsiniz.

KAYNAK: NEW ATLAS

Okullara Müze Eğitimi Geliyor

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Haluk Dursun sosyal medyadan yaptığı açıklamada müze söyleşilerine başladıklarını duyurdu. Öğretmenlere yönelik düzenlenen söyleşilerin ilk dersini Haluk Dursun kendisi verdi.

Öğretmenler müze eğitimlerini okulda öğrencilere aktaracaklar. Teorik ve uygulamalı olarak müze eğitimleri çocukları daha fazla müzeciliğe ve tarihe yönlendirmiş olacak.

Köy Enstitüleri Tarihini Anlatan Sergi Salt Galata’da

Türkiye’nin modernleşmesi ve ulus inşası süreçlerinin yapı taşlarından Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Resim-İş Bölümü, “iş” fikri üzerine kurulu bir müfredata ve “yaparak öğrenme”ye dayalı bir pedagojik yaklaşıma sahiptir. Özgün nitelikte sanat eğitimi veren bölümün ilkeleri, yetiştirdiği sanatçı öğretmenlerin pratiklerinde ifade bulur. SALT’ın Türkiye sanat tarihine ilişkin araştırmalarına yeni bir katman olarak hazırlanan İdealist Mektep, Üretken Atölye, bölümün kurulduğu 1932 ile enstitüde yatılı öğrencilik sisteminin kaldırıldığı 1973 arasındaki dönemi çeşitli kaynaklar, sözlü tarih çalışmaları ve seçili eserlerle görselleştirir.

İş eğitimi, sanayileşen ülkelerde 19. yüzyıl sonundan itibaren yeni üretim araçlarının kullanımına yönelik olarak yaygınlaşmaya başladı. 20. yüzyıldaysa, geç modernleşen ülkelerin hızlı kalkınma hamlelerinin taşıyıcısı olacak becerikli kuşaklar yetiştirmenin aracı oldu. Eskinin ataletle anıldığı; modern olanın meydana getirme, biçimlendirme ve yararlanmaya dair yetkinliklerle özdeşleştirildiği bu dönüşüm neticesinde birçok ülkede modern pedagojinin esası olarak görüldü. Osmanlı İmparatorluğu’nda iş eğitimi tartışmaları ilk kez 1908’de, Mustafa Satı Bey’in erkek öğretmen okulu İstanbul Dârulmuallimîni’ne müdür atanmasıyla ortaya atıldı. İlerleyen yıllarda İsmail Hakkı Baltacıoğlu ve İsmail Hakkı Tonguç gibi düşünürlerin katkılarıyla geliştirilen fikirler, temel oluşturduğu Gazi Eğitim Enstitüsü (1926-27), Halkevleri (1932) ve Köy Enstitüleri (1940) gibi Türkiye’nin önemli kurumlarında hayata geçirildi.

Gazi Resim-İş’te sanatı işle ilişkilendirerek siyasal ve toplumsal bir seferberlik hâline katma çabası, modern cumhuriyetin gereksinim duyduğu, sanat eğitimi ve üretimine hâkim öğretmenlerin gelişiminde etkili oldu. Bölümde resim, grafik ve modelaj gibi sanat atölyeleriyle ağaç, maden ve mukavva işleri gibi uygulamalı iş atölyeleri bir araya getirildi. Öğrencilere, hem ileride verecekleri resim-iş dersleri hem de kendi pratikleri için muhtelif malzeme tanıtılarak bunlarla üretim yapabilme yetisi kazandırıldı. Bu çok yönlü ustalık bilgisinin gelecek kuşaklara katkılarını araştıran İdealist Mektep, Üretken Atölye, görüntülü arşiv kayıtları, eğitimci kitapları ve Baltacıoğlu’nun Yeni Adam dergisindeki pedagoji tartışmalarıyla Adnan Turani’nin 1960’lardaki Sanat ve Sanatçılar dergisinin bütün sayıları ve Halkevleri’nin Ülküdergisinin Gazi Resim-İş öğretmenlerince tasarlanmış kapaklarını bir araya getirir. Söz konusu kaynaklara, bölümün öğretmenlerinden ressam ve yazar Malik Aksel’in sanat tarihçisi Martina Becker’in seçkisiyle sunulan tabloları, Türkiye’de fotoğrafın yaygınlaşmasında önemli bir role sahip Şinasi Barutçu’nun dijital ortama aktarılmış fotoğrafları ile bölümde eğitim vermiş ve almış seçili sanatçıların üretimleri eşlik eder.

Nevzat Akoral, Mustafa Aslıer, Muammer Bakır, Nevide Gökaydın, Mürşide İçmeli ve Süleyman Saim Tekcan’ın değişik baskı teknikleriyle gerçekleştirdiği eserleri, Gazi Resim-İş’teki grafik eğitiminin yapıcı yönlerini görünür kılar. Babası saat tamircisi olan Cengiz Çekil’in bit pazarlarından toplayıp üstüne adını iliştirdiği saatlerden oluşan 1200 Saat (2005) işi ve İsmail Saray’ın bu sergi için yeniden hazırladığı Duvara Ders Anlatma (1980/2018) enstalasyonu, ayrı pratiklere evrilen üretimlere örnek teşkil eder. Osman Dinç’in ahşap, cam, keçe ve demirle ürettiği erken dönem işlerinden Triptik (1978) ile gündelik hayattan nesnelerle çalışan Remzi Savaş’ın demirden terazi ağırlıklarını sembolik bir dille yorumladığı İsimsiz(2006), sıra dışı malzemelerin kullanımını değerlendirme imkânı sağlar. Mustafa Altıntaş’ın Yapıcılar (2010) resmiyse, Köy Enstitüleri’nin iş ve sanatı buluşturan eğitim düzenine gönderme yapar. Sergide ayrıca, bölüm öğretmenlerinden Gökaydın ve İçmeli ile Hidayet Telli’nin Metin Yurdanur tarafından yapılmış büstleri; Halil Akdeniz’in henüz öğrenciyken kendi hazırladığı yağlı boyayla ürettiği Kompozisyon (1964) resmi ve Gülgün Başarır’ın 1965’te Refik Epikman atölyesinde çizdiği bir desen yer almaktadır.

İdealist Mektep, Üretken Atölye, SALT Galata’daki sunumunun ardından 4 Mart-7 Nisan 2019 tarihlerinde, Ankara’da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenecektir.

8. Avrupa Birliği İnsan Hakları Film Günleri

Yaklaşık 40 Avrupa ve Türk filmini Türkiye çapında 21 kentte rekor sayıya ulaşan sinemaseverle buluşturan 8. AB İnsan Hakları Film Günleri başladı. 

Bu yıl aynı zamanda İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 70. Yıl dönümü. 

Bu kapsamda İnsan Hakları Filmleri 21 ilde izleyicilerle buluşuyor.

1 Aralık’ta başlayan film günleri 16 Aralık’a kadar devam edecek. İlgili programa göz atmak için tıklayınız.

Film günleri kapsamında izleyici ile buluşan filmlerin ağırlıklı temasını mültecilerin hayat hikayesi oluşturuyor. 

Çocuk hakları ile ilgili de pek çok başarılı film gösterimde.

Bisav’dan “Kitabın Tarihi ve Editörlük Atölyesi”

Kitabın Tarihi ve Editörlük Atölyesi; serüveni taş tabletlerden elektronik tabletlere uzanan kitabın beş bin yıllık geçmişine bir yolculuk olarak planlandı.

Program; kitabın doğuşundan kültürel ve ticari bir ürün olarak şekillenişine; bir meslek olarak yayıncılığın tarihi seyrine; klasik ve modern çağlarda kitabın hazırlık aşamalarını yürüten aktörlerin geçmişte ve günümüzdeki rollerine, eserin okura ulaşmasına dek uzanan çizgide kitabı ve yayın sektörünü tüm yönleri ile tanıtmayı amaçlıyor.

Programın bir diğer amacı da yayıncılığın iş süreçlerini tanıtabilmektir. Bu amaçla program boyunca;

– Geçmişte ve günümüzde yayıncılık mesleğinde eser seçimi, yazar bulma gibi zihinsel süreçlerde yazar-yayıncı-editör arasındaki ilişkileri,

– Kitabın hazırlığındaki iş akışı, yazar-çevirmen-matbaa-dağıtımcı-kitapçı-basın-okur ilişkileri, yayıncılık fuarları gibi süreçlerin yönetiminde sektörün tüm aktörlerinin sorumluluk alanları,

– Dijital devrimle birlikte değişen yayıncılık anlayışı,

– Yayıncılığın geleceği,

– Küresel yayıncılık ve e-kitap,

– Telif hakları ve tüm bu değişimlerle birlikte alanın değişen incelikleri irdelenecek.

Atölye, 13 oturum olarak planlanmıştır; 15 günde bir Cumartesi günleri yapılacaktır. Program kapsamında teorik derslerin yanı sıra, konuyla ilgili makale ve kitap okumaları da yer almaktadır.

İlk oturumunu 15 Aralık 2018 Cumartesi günü saat 15.00’de Zeyrek Salonu’nda gerçekleştirecek olan okuma grubu için son kayıt tarihi 13 Aralık 2018 Çarşamba, saat 18.00’dir.

Başvuru için lütfen TIKLAYINIZ.

İLGİLİ ATÖLYELER

Sergi: Yüz yıl sonra çizgilerin savaşı

20. yüzyılda karikatür sanatı önemli değişiklikler yaşadı, gazete ve magazin dergilerinde sıkça yer alır oldu. 1. Dünya Savaşı yıllarında dönüşen karikatür anlayışı, bu yüzyıldaki önemli siyasal propaganda araçlarındandı. Birinci Dünya Savaşı’nda tarih sahnesine çıkan kişiliklerin büyük bir kısmı karşı propaganda yöntemi olarak karikatürize edildi. 1914-1918 arasında yaşananlar ilk küresel vakaydı ve bu savaşı başlatıp bitiren etkenleri yüz yıl sonrasında karikatürlerle izlemek farklı bir deneyim vaat ediyor.

Sadece bu sergideki seçki bile yüz yıl sonrasına net bir şekilde şu mesajı gönderiyor: Savaşın yücelttiği şiddet ve aşağılama, insanlığın tarih boyunca kazandığı tüm erdemlere karşı duruyor; insanı olması gerekenden farklı bir varlığa dönüştürüyor. Dünyanın bir daha böyle bir deneyim yaşamaması dileğiyle yüz yıl öncesinin çizgileriyle buluşturan sergi 26 Aralık’a kadar İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde görülebilecek.

Sergi küratörler: Mesut Tufan ve İzzeddin Çalışlar

Bosch Çocuk Tiyatrosu Anadolu Turnesine Çıkıyor

Bosch Çevre Çocuk Tiyatrosu bu yıl da perdelerini açıyor.

2 Aralık 2018’de başlayıp 2019’da da devam edecek ve 16 ilde sahnelenecek tiyatronun bu seneki eseri Yalvaç Ural’a ait “LA Fontan Orman Mahkemesinde”.

İstanbul’un ardından Giresun, Trabzon, Rize, Gümüşhane, Ordu, Tokat, Amasya, Çorum, Samsun, Sinop, Kastamonu, Bartın, Karabük, Zonguldak ve Kocaeli’de perdelerini açacak oyun ücretsiz olarak izlenebilecek.

 

Dünyanın En Güzel Çocuk Kütüphaneleri

Bu kütüphanelerde çocuklar için, salıncaklar, kaydıraklar, masallardan fırlamış gibi duran evler ve dev kitaplar bile var. Ülkemizde de son dönem bu gibi yenilikçi ve ilham verici çocuk kütüphanelerinin yapılması için yetkili birimler seferber olmuş durumda.

Panorama House Ev Kütüphanesi – Güney Kore

Ahşap bir kaydırak düşünün, etrafı merdiven basamakları gibi tasarlanmış kitaplarla çevrili… İstediğiniz kitabı seçip hooop kayıyorsunuz! Aslında burası bir ev kütüphanesi, aile kütüphaneyi evin kalbi haline getirmiş. Ne dersiniz, harika değil mi?

Yeşil Kütüphane, Singapur

Dünyanın çocuklar için yapılmış ilk yeşil kütüphanesi. My Tree House (Ağaç Evim) Kütüphanesi, sadece geri dönüşümlü materyallerden yapılmış. Okullardan toplanan 3000 geri dönüştürülmüş plastik şişeden ışık veren bir ağaç oluşturulmuş. Doğaya saygı, diye biz buna deriz! Read more

1 2 3 6