Gökçe İrten’den Bologna Çocuk Kitapları Fuarı Yazısı

Gökçe İrten Sabit Fikir için yazdı:

***

Bir çocuk kitabı yazarı ve çizeri olarak dünyanın en büyük çocuk kitabı fuarını görmek, yeni kitaplar keşfetmek ve o güzel kitaplarda kaybolmak… Her bir sayfası ev duvarını süsleyebilecek sanat eserlerinden matbaanın tüm nimetlerinin kullanıldığı pop-up kitaplara, görsel çeşitliliği çok yüksek bir fuar Uluslararası Bologna Çocuk Kitapları Fuarı.

Çocuk kitabı ne kadar gelişebilir, nerelere gider, çocuk bu işten ne anlar, bu kadar sanata ihtiyaç var mı gibi soruların tam karşılığı oluyor bu fuar. Çeşitlilik ülkelerin beğenilerine göre değişiklik gösteriyor. İtalya, İspanya, Fransa, Polonya gibi ülkeler gerçekten çocuklar için sanat kitabı üretiyor. Konularından çizimlerine, alıp eve asmalık çizimlerin sahipleri onlar. Çocuğa yeni bakış açısı katabilecek kadar yaratıcı, yetişkinin okurken harika mesajlar alabileceği kadar eğlenceli… Dolayısıyla favorim kesinlikle bu ülkeler. Deneyseller, özgürler, rahatlar ve bizler tarafından çok kıskanılıyorlar. Read more

EasyJet’ten Flybrarıes ile Gökyüzünde Kütüphane Heyecanı

Yunan girişimci Stelios Haji-Ioannou tarafından 1995 yılında İngiltere’de kurulan havayolu şirketi EasyJet bu yaz çocuk yolcularına bir sürpriz hazırladı. Kabin bagajlarında yer alan kitapları çocukların uçak yolculuğunu daha eğlenceli hale getirmek için hazır bulunduran şirketin çocuk ve yetişkinler için tasarladığı pek çok okuma projesi de bulunuyor.

Flybraries projesi kapsamında gökyüzünde 300 kütüphane, 17. 500 çocuğun uçakta okuma deneyimi yaşaması ve 7 farklı dil ile zengin kitap içeriği şirketin geçen yılki başarısı olarak sunuldu. Bu yıl daha fazla kitapla daha fazla çocuğa ulaşmayı hedefliyor.

Ah Şu Müslümanlar

Zanib Mian Londra’da yaşayan bir çocuk edebiyatı yazarı. Geçtiğimiz yıl yazdığı “the Muslims” (Müslümanlar)* isimli kitabı yedi yaş üstü çocuklara müslümanları anlatan kahkakası bol bir kitap olarak 2018’e damgasını vurdu.

8 yaşındaki Ömer Londra’da yaşamaktadır. Okula başladığı zaman çeşitli zorluklarla karşılaşır. Kendisinin müslüman ve bir “Asyalı” olmasından ötürü bazı ayrımcılıklara maruz kalır. Ailesinin İslami ahlak öğretileriyle donattığı Ömer karşılaştığı zorlukları bu öğretilerle yenmeye çalışmaktadır.

Özellikle de Batı’daki İslamofobia ve mültecilik gibi toplumsal krizlerde çocuklara doğru bir müslüman imajının anlatılması gerektiğinden yola çıkan kitapta Ömer bir müslüman fedaisi rolü oynuyor. Tabi bol mizah ve eğlence ile. Ayrıca kitapta dualar, haramlar, kötü ahlak gibi diğer konular da işleniyor. Read more

Bakanlık 0-6 yaşa uygun içerikte 94 kitabı belirledi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca bir süre önce başlatılan çalışma kapsamında ailelere rehber olacak 0-6 yaş grubuna uygun içerikli 94 kitap belirlendi.

AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın talimatıyla, 0-6 yaş arası çocuklara uygun içerikli kitapların belirlenmesi için oluşturulan çalışma grubu bu alanda yürüttüğü çalışmaları tamamladı.

Çocuklara yönelik uygunsuz içerikte kitapların basıldığına yönelik haberlerin kamuoyuna yansıması üzerine hayata geçirilen çalışmanın özellikle 0-6 yaş grubu çocuğu bulunan aileler için satın alacakları kitaplarda yol gösterici olması amaçlandı.

Bu kapsamda yürütülen incelemeler sonucunda, 0-6 yaş grubuna uygun içerikte 94 kitabın bulunduğu bir liste oluşturuldu. Kitaplar 0-2 yaş ve 3-6 yaş olarak kitap adı, yazarı, yayınevi ve baskı tarihi olarak Bakanlığın internet sitesinde yayımlandı.

Yayımlanan 94 kitap arasında yer alan eserlerden bazıları şöyle: Read more

KÜLTÜREL İKTİDAR TARTIŞMALARININ ÇOCUK EDEBİYATI BOYUTU

Seçim sonuçlarının herkese hayırlar getirmesini temenni ederek son zamanlarda sıkça konuşulan kültürel iktidar meselesine dair birkaç hususa değinmek istiyorum.

Kendinden önceki siyasi geleneği yıkarak yeni bir rejim başlatan ve bu ülkede çok uzun yıllar iktidarda kalan Beyaz- elitist Türklerin çağdaşlaşma söylemleri ile kendi halkını yerdiği ve ötelediği doğrudur. Batı’nın taklidi sayılabilecek, kendi tarihine kapalı bu grup kültür-sanat ve bilimde sadece modern Batı’nın yaptıklarını taklit etti. Mütedeyyin, kendi halindeki Anadolu insanını uygarlaştırma seviyesine çıkarmak gibi bir misyonu vardı. Halk- vatandaş tartışmaları yaşandı. Anadolu insanının kültürünü büyük ölçüde besleyen din de bundan nasibi aldı ve halk gerici, yobaz, görgüsüz, kaba ve ilkellikle suçlandı. Tanzimat dönemi romanlarında da sıklıkla örneğine rastlayabileceğimiz Cumhuriyetin toplumsal uygarlaşma süreci bu bakımdan epey gergin geçmiş bir dönemdir. Ki bu gerginlik günümüze kadar sürmektedir.

Bir şekilde kabuğuna çekilmiş, kırılmasını Cumhuriyet modernleşmesinden çok daha önce yaşayan İslami gelenek sanat ve bilime dair üretkenliğini yitirip devrimle gelen inkılaplara karşı koyamadığından yeni dönem artık elitlere kaldı. Bundan sonra Dünya’nın pek çok ülkesinde tecrübe edilen siyasi bloklaşmada Türkiye de sağ ve sol şeklinde iki ayrı kutba savrulacak kendini bu kimliklerle tanımlayacaktı. (Sağcılık ve solculuk tanımları bu yazının maksadını aşacağından ilgilenenler ayrıca bu tanımlara bakabilir.)

Özetle bugün kültürel iktidar denilen hadise ülkemizde neredeyse iki yüzyıllık bir geçmişe sahiptir. Ancak son dönemde tartışmaların yeniden hız kazanmasında 2002’den bu yana Türkiye’de iktidar olan İslamcıların kültür alanında yeterli atılımları yapamamasının büyük etkisi var. Kültür ve sanattaki iktidarın mevcut ihtiyaçları karşılayamaması ve bu alanlarda yeterli üretkenliği gösterememesinin yanı sıra tepeden inme uygulamaları yaygınlaştırması çok eleştiri almasına neden oldu. 2002’den bu yana seçim kazanan bir yönetimin bu konuda artık ciddi bir özeleştiri yaparak yeni süreçte önemli adımlar atması gerekiyor.

Kültür ve iktidar kelimeleri yan yana geldiğinde iki kavram ortaya çıkıyor. Kültürel iktidar ve iktidarın kültürü. Aslında birbirinden çok ayrı gibi dursa da birbirine çok yakın bu iki kavrama bakınca kültürün kendi iktidarının da ezici bir yönünün olduğunu yani iktidarlaşırken merkezleştiğini ve diğerine yeterli alan açmadığını anlarız. İktidarların kendi kültürlerini dayatmaları da hemen hemen aynı şeydir. Bu durumda kültür, sanat ve bilimin herhangi bir gruba, düşünceye ve ideolojiye ait olmadan evrensel zeminde vücut bulması gerekiyor. Bugünden sonraki Türkiye’de görmek istediğimiz tablo budur.

Çocuk Edebiyatında İktidar Kimin? Read more

Koç Üniversitesi Yayınları’ndan yeni bir proje: Imprint

Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY), yeni dizisi “Imprint” ile Türkçe edebiyatın çağdaş klasiklerini Türkiye’de yaşayan yabancı okurlarla buluşturuyor. Koç Üniversitesi Yayınları ve Imprint Press işbirliğiyle yürütülen projeyle, Türkçe edebiyatın saygın isimlerinin sevilen eserleri özenli İngilizce çevirileriyle okurların beğenisine sunuluyor.

Dizinin yayımlanan ilk iki kitabı, İhsan Oktay Anar’ın The Book of Devices’ı ile Ahmet Güntan’ın The Tribe of the Esraris.’i olacak. Türkçe edebiyatın en özgün kalemlerinden biri olan İhsan Oktay Anar, Türkçede Kitab-ül Hiyel adıyla İletişim Yayınları tarafından yayımlanan The Book of Devicesisimli romanında, üç kurmaca Osmanlı mucidinin yer yer komik, yer yer trajik hikayelerini anlatıyor. Read more

Tayfur Esen: “Popüler olanın değil doğru kitabın peşinde olmak gerekir”

Kültür sanat camiası Nar Yayınları tarafından düzenlenen iftar programında bir araya geldi.

Nar Yayınları Sahibi Tayfur Esen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yayıncılık camiasında insani ilişkilerin sadece işle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.

Yazarların büyük bir emekle ortaya koyduğu eserini emanet edecek bir yer aradığını aktaran Esen, “Emanet edilecek kişi, esere en az yazar kadar değer verecek, onu belki yazarın imkanının el vermediği noktalara taşıyarak yaygınlık kazandıracak. Dolayısıyla entelektüel ve ticari sermayesini ortaya koyan yayınevi, yazarla çok ciddi bir işbirliği yapar. Biri diğerinin eksiğini tamamlar. Yazar yayıncısız, yayıncı da yazarsız olmaz.” diye konuştu.

Esen, Nar Yayınları’nın bütün ekibiyle bir aileye dönüştüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Bizler yıl içerisinde sürekli irtibat içerisinde oluyoruz, diyaloglar geliştiriyoruz fakat ramazanda bir helalleşme diyebileceğimiz, hak hukuku tekrar gözden geçirme adına bir araya geliyoruz. Yayıneviyle farklı şekillerde çalışan insanlar birbirleriyle konuşsunlar, biz de eksiklerimizi tamamlayalım istedik. Yazarlarımızın arkasında gerçekten ailelerinin büyük desteği var. O yüzden bugün yazarlarımızı aileleriyle birlikte ağırlamak, biraz da yoğun mesailere katlandıkları için eşlerin gönlünü almak istedik.”

– “Yayıncıların yazarlar arasında ayrım yapması söz konusu değil”

Bu tip etkinliklerin büyük kazanımlar getirdiğine işaret eden Esen, “Yayıncıların yazarlar arasında ayrım yapması söz konusu değil. Bunu da aynı sofrayı paylaşarak ortaya koyuyoruz. Yazar, kitabını yayıncıya verip kenara çekilmemeli. Yazar yayıncıyı bir dostu olarak gördüğünde, kitabın ve yayınevinin durumunu da merak edecek ve yakınlık kuracaktır. Popüler olanın değil doğru kitabın peşinde olmak gerekir. Biz de doğru kitabı yayımlayarak, hesabını rahat verebileceğimiz işleri yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Tayfur Esen, bünyelerindeki birçok kitabı İngilizce’ye de çevirdiklerine dikkati çekerek, dünyaya açılma konusunda yeni projelere hazırlandıklarını aktardı.

Yurtdışına yaklaşık 30 kitabın telifini sattıklarına vurgu yapan Esen, Arap ülkeleri başta olmak üzere Fransa, Endonezya, İran ve Azerbaycan gibi pek çok ülke ile anlaşma sağladıklarını sözlerine ekledi.

İftarın ardından, yazarlar geçen ramazandan bugüne kadar çıkan kitaplarını imzalayarak katılımcılara hediye etti.

KAYNAK: AA

Yerdeniz Büyücüsü’nün 50. yılına özel tasarımı

Ocak ayında aramızdan ayrılan Ursula K. Le Guin’in meşhur eseri “Yerdeniz Büyücüsü” bundan tam elli yıl önce yayımlanmıştı. Yayınlandığı günden bu yana Le Guin kitabın çizimlerini pek beğenmiyordu. İlk kez Charles Vess’in illustrasyonlarını beğenmişti ama projenin tamamlanmasını ne yazık ki göremedi. Charles Vess’in büyük oranda bitirdiği çalışması Ekim ayında piyasaya çıkıyor. Basınla paylaşılan örnek sayfalar illustrasyonların “Yerdeniz Büyücüsü”ne yaraşır şekilde olduğu izlenimini veriyor.  Read more

Tanımadığımız Pek Çok Türk Masal Kahramanı “Kaf Dağı Masalları” ile Ekrana Geliyor

Yüzlerce yıldır sözlü tarihle günümüze ulaşan Türk masalları, ekrana getiriliyor. Programın Yapımcısı ve Yönetmeni Esra Özge Aktürk, “Daha önce çocukların dinlemediği Türk Masallarını, Unesco sanatçısı Meddah Yusuf Duru ile ekrana getirerek tanıtacağız” dedi.

Çok sayıda Türk masalı ve kahramanı olmasına rağmen prodüksiyona yansıtılamadığını belirten Aktürk, “Biz çocukken hayal etmeyi Alis Harikalar Diyarından öğrendik. Türk masal kahramanı olarak sadece Keloğlan ve Kırk Haramileri izliyorduk. Halbuki bizim tanışmadığımız pek çok kahramanımız var” diye konuştu.

TRT Çocuk’ta ekrana gelecek olan Kaf Dağı Masalları programıyla çocukların, Türk masal kahramanlarını öğrenmesi amaçlanıyor. Her gün yayınlanacak yeni bölümünde birbirinden farklı Türk masalları ve kahramanları, UNESCO Dünya Somut Olmayan Mirasları arasında bulunan Meddah Yusuf Duru tarafından anlatılacak. Read more

1 2 3 5