Masallarda Amasya

Şehzadeler Şehri Amasya’da valilik ‘Masallarda Amasya’ adlı projeyi hayata geçirdi. Proje kapsamında ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencileri için 8 çeşit masal kitabı hazırlandı. Ayrıca 8 bin kitap ile engelliler için ses ve işaret dili destekli 5 bin sesli kitap DVD’si öğrencilerle buluşturulacak. 

Projenin ilk serisinde ‘Ferhat’ ile ‘Şirin’ adlı çocuk karakterler ile ‘Masalcı Nine’ tarihi şehri dolaşıp çocuklara bilgiler aktarıyor. Seride üç kahramanın yanı sıra Anka kuşu ile muhafızlar da yer alırken sesli kitaplar işaret diliyle de tercüme edilerek engelli öğrencilerin kullanımına sunulacak.

Amasya Valisi Dr. Osman Varol, “Çocuklarımızda doğru bir gelişim sağlayabilmek için onlara mutlaka masallarımızı aktarmalıyız. Bu masallarda da kendi kültürümüzü aktarmalıyız ve bu proje böyle bir açığı kapatıyor” dedi.

Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA), Amasya Güzel Sanatlar Lisesi ile Amasya Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin paydaşları olduğu projeye ortak olarak destek verdiklerine değinen İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. İlker Kösterelioğlu ise, “Dijitalleşen çağda çocuklarımızın gelişim özelliklerine uygun şekilde hazırlanan ve Amasya’mızın tanıtımı, tarihi ve kültürel özelliklerini ön plana çıkarması, dezavantajlı bireylerimiz için destekleyici bir materyal oluşu ve özellikle de bakanlığımızın 2023 hedefleri dahilinde özel eğitime ihtiyaç duyan bireylere yönelik hizmetlerin kalitesini arttıracak dijital içerik üretilmesi bunlara örnektir” şeklinde konuştu.

KAYNAK: HABERTÜRK

Doğu Edebiyatı Parlıyor

Dünya kitap piyasasında uzun yıllar Batı edebiyatından eserler ön plana çıktı ve daha fazla okura ulaştı. Ancak son yıllarda ibrenin yönü değişti. Hem Ortadoğulu hem Asyalı yazarların kitapları sayısız dile çevriliyor, ödüller alıyor. Peki Türkiye’de durum ne? Hatice Saka Arap, Seray Şahinler Demir ise Uzak Doğu’dan yansımaları araştırdı. Yeni Şafak Kitap ekinde yayınlanan bu önemli haberi paylaşıyoruz:

Son yıllarda Modern Arap Edebiyatı eserleri uluslararası kitap pazarında daha fazla boy gösterir oldu. Uluslararası Arapça Kurgu Ödülü gibi ödüllerin verilmesi, Arapça romanların profilini yükseltti ve daha geniş bir okur kitlesine ulaşması açısından önemli bir rol oynadı. Geçtiğimiz günlerde Türkçe’ye de çevrilen Iraklı yazar Ahmed Saadavi’nin “Frankenstein Bağdat’ta” adlı romanı büyük ilgi gördü ve Man Booker Ödülü’nün kısa listesine girmeyi başardı. Biz de Modern Arap Edebiyatı’nın yükselişinin sebeplerini ve ülkemize nasıl aksettiğini araştırdık. Son dört yılda 15’e yakın Arapça kitabı Türkçe’ye kazandıran Prof. Dr. Mehmet Hakkı Suçin, Modern Arap edebiyatı çevirilerinin çoğu zaman doğrudan Arapça’dan değil de bir Batı dilinden dilimize çevrildiğine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Arap yazarlar Batı’da “parlamadan” Türkçe’ye çevrilmemişlerdir. Bu da Türkiye’de, Arap edebiyatına ilişkin aşinalığın yüzeysel olduğu anlamına gelmektedir.” Arap yayıncı Usama Fevvaz ise, “Daha önceki yıllarda Modern Arap Edebiyatı denildiği zaman Taha Huseyin, Necip Mahfuz gibi daha çok toplumsal sorunlar içerikli konularda eserler kaleme alan yazarlar ön plandaydı. Günümüzde ise Arap edebiyatçıların artık dünya edebiyat trendlerine paralel olarak eserler kaleme aldığını görmekteyiz” diyor. Akdem Telif Hakları ve Tercüme Ajansı Kurucusu Dr. Muhammed Ağırakça da Arap edebiyatında bestseller konumundaki kitapların çoğunun Türkçe’ye tercüme edilmediğine dikkat çekiyor. Modern Arap edebiyatının son dönem kitaplarını Türkçe’ye kazandıran Mevsimler Kitap’tan çevirmen Muhittin Karahan ise ülkemizde yeni dönem Arap edebiyatının layık olduğu yerde olmadığını dile getiriyor.

Son yirmi yıldır Arap edebiyatından çevirilere, önemli dosyalara yer vermekte olan Banipal dergisi, İngilizce konuşan dünyada neredeyse tek başına bir ajans faaliyeti yürütmektedir. Yine Banipal’in çabalarıyla 2007’de Birleşik Arap Emirlikleri sermayesi ile Man Booker Ödülü’nün bir araya getirilmesiyle oluşturulan Arabic Booker Ödülü, bir taraftan Arap romancılar arasında rekabet yaratırken diğer taraftan da Arap edebiyatının Anglosakson dünyada tanıtılmasını sağlamaktadır. Öyle ki, bu satırların yazarının da jürileri arasında yer aldığı 2014 yılında birincilik ödülü alan Ahmed Saadavi’nin Frankenstein Bağdat’ta adlı romanının, Penguin Books tarafından yayımlanan İngilizce çevirisi, geçtiğimiz yıl Man Booker Ödülü’nün kısa listesine girmeyi başarmıştır. Roman geçtiğimiz aylarda dilimize de çevrilmiştir. Bu noktada, başta kurgu olmak üzere Arap edebiyatının Anglosakson dünyaya açılımına katkı sağlayan iki yayınevinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Birincisi, 1960 yılında kurulan Kahire’deki American University Press, ikincisi ise, 2008’de Katar sermayesiyle kurulan Bloomsbury Qatar Foundation Publishing, Katar Üniversitesi bünyesine devredildiği 2015’e kadar, çeşitli türlerde 200’e yakın Arapça kitabı İngilizce yayınlamıştır. Öte yandan çoğunlukla İngilizce çevirilere yönelik oluşturulan çeviri ödülleri de Arap edebiyatından yapılan çevirilere ivme kazandırmaktadır. 2006’da kurulan Seyf Gubaş-Banipal Çeviri Ödülü, 1996’da Mısır’da kurulan Necip Mahfuz Çeviri Ödülü, Katar sermayesiyle verilen Şeyh Hamed Çeviri Ödülü bunlardan bazılarıdır. Bütün bu imkânlar, Arap edebiyatının Batı’da tedavülde kalmasını sağlasa da, Batı’da diğer Batı dillerinden yapılan edebi çevirilerle kıyaslandığında Arapçadan yapılan çeviri oranının düşük çıkacağını tahmin ediyorum. Arap edebiyatından, Türkçeye yapılan çevirilere gelecek olursak; bahsettiğimiz imkânlardan neredeyse tamamen yoksun bir zeminle karşı karşıya kalırız. Arapçadan Türkçeye yapılan edebi çeviriler iki elin parmaklarını geçmez.

Yazının devamı için tıklayınız.

“Devamun Aleykum”

Merhaba muhterem okur…

Yeni bir yıla girmeye hazırlanırken geçmişin muhasebesini ve yeni yılın planlamasını ihmal etmemeye çalıştık. Yola çıktığımızdan beri çocuk edebiyatı haber sitemiz Felah Çocuk ve çocuk kültürü dergimiz Çocuk Şehri hakkında nice övgüler, güzel dönüşler ve destekler gördük. Elbette eleştiriler, eksikler ve tavsiyeler de aldık. Tüm bunlarla birlikte yeni yılı daha güzel, daha verimli ve bereketli geçirme arzusuyla ajandamızda yer verdiğimiz bazı hususları siz değerli okurlarla paylaşmaya karar verdik. Siz de eklemek istediğiniz bir konu, eleştiri veya tavsiye varsa lütfen belirtiniz. Gösterdiğiniz ilgi ve destek için müteşekkiriz.

Sevgiler…

# Ülkemizin müstakil olarak tek “çocuk ve gençlik edebiyatı haber sitesi”, çocuk ve gençlik yayıncılığı takipçisi olan sitemiz daha fazla içerik üreterek kaldığı yerden devam edecek İnşallah. Bu arada evet, yeni yılda konsepti biraz daha genişlettik ve gençlik edebiyatına dair de bir alan açtık. Umarım başarılı oluruz.

# Yayınlanan çocuk ve gençlik kitapları sayısında büyük bir artış olduğu doğru ancak nitelikli bir okumanın benzer oranda gelişmediği de başka bir gerçek. Bu doğrultuda okuma kültürünü oluşturan ve zenginleştiren haber ve yazılara daha fazla ağırlık vermemiz gerektiğini gördük. Bu bağlamda okuma listeleri, tavsiyeler, eleştiriler ve haberler gündemimizde daha fazla yer almalı.

# Çeviri Haber köşemizde özel haberlerimiz yer alıyor. Burada genelde yurt dışından yayıncılık ve kitap haberleri paylaşıyoruz. Sitemizi muadillerinden farklı kılan ve çalışmamızı besleyen en önemli köşelerden biri olan tercüme haber köşemize daha fazla haber girmemiz gerektiğine karar verdik. Böylece global dünyanın fuar, okuma kültürü, çeviri dünyası, çocuk edebiyatı ve çocukluk/gençlik gibi alanlardaki gelişmeleri takip edebiliriz. Bu köşemiz ülkemiz yayıncıları için daha fazla ipucu ve ilham verici olmalı.

# 2019’da bulmaca, yarışma ve bilgi testlerinin olduğu küçük ve eğlenceli uygulamalar yapalım diyoruz. Böylece hem dikkati artırmış oluruz hem de biraz hareketlilik katarız. Her ayın başında oyun paylaşıp sonunda da ödülümüzün kazananını açıklarız.

# Çok yakında açıklayacağımız “Okuma Maratonu” gibi sosyal projelerle karşınızda olacağımız bir yıl diliyoruz. Çocuk ve gençleri kitaplarla daha fazla arkadaş kılacak bu tür etkinlikler sadece kitap okumayı değil okuma kültürü ve okuma mekanları ile ilgili de bir bilinçlenme sağlayacaktır.

#Sitemizde öne çıkan mültecilik, azınlık, gerontoloji, tabiat gibi kategorileri daha fazla beslemeye çalışacağız. Bu kategoriler ülkemizde yeterli çalışma alanı bulmayan, bizce çok önemli başlıklar. Bu konularda yeterli veriye ulaştığımızda yayıncılık raporları hazırlayabilmek en büyük hedeflerimizden biri.

#Çocuk Şehri bu yıl da yayınlanmaya devam edecek. Daha az sayfada, bu kez daha pratik ve katılımlı bir içerikle. Gösterdiğiniz ilgi için teşekkürler.

#Ve sevgili okur eklemek istediğin varsa lütfen yorum kısmında ya da felahkitap@gmail.com hesabında paylaşarak bize yardımcı olabilirsin.

Kitap Dünyasında Yeni Bir Tür: Animasyon Kitap

Tam adı Graphics Interchange Format olan GIF sosyal medya kullanıcılarının aşina olduğu bir uygulama. Kısaca hareketli görseller demek olan bu uygulama artık kitaplarda yer alıyor. Amerika’daki Workman Yayıncılık seriyi “A photicular book” olarak duyurdu.

Daha çok Dan Kainen’in hazırladığı içerikle çocuklara doğayı tanıtan kitaplar hareketli görseller (GIF) içeriyor. Aşağıdaki videolardan da anlaşılacağı üzere “animasyon kitap” türü literatüre girecek gibi duruyor.

Bisav’dan “Kitabın Tarihi ve Editörlük Atölyesi”

Kitabın Tarihi ve Editörlük Atölyesi; serüveni taş tabletlerden elektronik tabletlere uzanan kitabın beş bin yıllık geçmişine bir yolculuk olarak planlandı.

Program; kitabın doğuşundan kültürel ve ticari bir ürün olarak şekillenişine; bir meslek olarak yayıncılığın tarihi seyrine; klasik ve modern çağlarda kitabın hazırlık aşamalarını yürüten aktörlerin geçmişte ve günümüzdeki rollerine, eserin okura ulaşmasına dek uzanan çizgide kitabı ve yayın sektörünü tüm yönleri ile tanıtmayı amaçlıyor.

Programın bir diğer amacı da yayıncılığın iş süreçlerini tanıtabilmektir. Bu amaçla program boyunca;

– Geçmişte ve günümüzde yayıncılık mesleğinde eser seçimi, yazar bulma gibi zihinsel süreçlerde yazar-yayıncı-editör arasındaki ilişkileri,

– Kitabın hazırlığındaki iş akışı, yazar-çevirmen-matbaa-dağıtımcı-kitapçı-basın-okur ilişkileri, yayıncılık fuarları gibi süreçlerin yönetiminde sektörün tüm aktörlerinin sorumluluk alanları,

– Dijital devrimle birlikte değişen yayıncılık anlayışı,

– Yayıncılığın geleceği,

– Küresel yayıncılık ve e-kitap,

– Telif hakları ve tüm bu değişimlerle birlikte alanın değişen incelikleri irdelenecek.

Atölye, 13 oturum olarak planlanmıştır; 15 günde bir Cumartesi günleri yapılacaktır. Program kapsamında teorik derslerin yanı sıra, konuyla ilgili makale ve kitap okumaları da yer almaktadır.

İlk oturumunu 15 Aralık 2018 Cumartesi günü saat 15.00’de Zeyrek Salonu’nda gerçekleştirecek olan okuma grubu için son kayıt tarihi 13 Aralık 2018 Çarşamba, saat 18.00’dir.

Başvuru için lütfen TIKLAYINIZ.

İLGİLİ ATÖLYELER

Melike Günyüz: Uluslararası Fuarlar Yayıncılar İçin Önemli Bir Temas Noktasıdır

Erdem Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Melike Günyüz ile katıldığı Pekin Kitap Fuarı ve Yunanistan IBBY Konferansı’nı konuştuk.

***

Melike Hanım üst üste hem Pekin Kitap Fuarı’na hem de İBBY’nin düzenlediği ve bu yıl Yunanistan’da düzenlenen Çocuk Edebiyatı Kongresi’ne katıldınız. Önce Çin’deki fuardan başlayalım. Neler söylemek istersiniz bu fuar hakkında?

Pekin Kitap Fuarı’na dört yıl önce Türkiye’nin onur konuğu olduğu yıl katılmıştım. O zaman da iyiydi ama küçük bir fuardı, dört yıl içinde fuar çok büyümüş ve tam bir uluslararası fuar hüviyetine kavuşmuş. Dünyanın büyük yayıncıları çok büyük stantlar açmışlar. Toplam 7 salon vardı yani bir gün içinde fuarı bitirmek epey zor. Türkiye’nin de dahil edildiği “Silk Road Between Books and Culture” panelinde Çin-Türkiye çocuk kitabı yayıncılığının gelişiminin ortak yönlerini anlatıp, Türkiye’deki çeviri hareketlerinden ve Çinceden Türkçeye çevrilmiş çocuk kitaplarından söz ettim.

Bu sene fuarda özel bir çocuk bölümü kurulmuştu. Shangay Kitap Fuarı’ndan esinlenerek çok güzel bir alan oluşturmuşlar. Dört ülkeden çocuk kitabı yazarı davet edildi burada etkinlik yapmak için. Ben de o davetlilerden biriydim. Bu etkinlikte davet edilen yazarın kitabı Çince okunurken yazarın da drama yapması bekleniyordu. Ben de bir arkadaşımın önerisiyle sunacağım kitabımın videosunu hazırlattım. Video eşliğinde drama yaptım. Ardından kitap hediye ettik, çocuklarla oyunlar oynadık. Etkileyici  bir sunum oldu. Macar, Rus ve Çinli yazarların etkinlikleri bize göre biraz sönük geçti. Bu çalışma bana benzerini Türkiye’de de yapmak konusunda ilham verdi. Yayınevimizin ve benim Çinceye çevrilen eserlerim oldu ama maalesef telif süreleri doldu. Çin’deki çocuklara daha fazla Türk yazarın eserini ulaştırmak için gayret ediyoruz.

Özellikle uluslararası fuarlar, yayıncıların en son yayınladıkları kitapları sergiledikleri yerlerdir. İş bağlantıları ve telif alışverişleri yapılır. Bu açıdan ben en az fuarlar kadar bir ülkenin kitabevlerinin de gezilmesi gerektiğini düşünürüm. Orada BookbuildingPekin ismindeki kitabevini gezdim. Çok büyük bir mekan, eski-yeni binlerce kitap bulunuyor. Ziyaret ettiğim şehirlerle ilgili yazılmış çocuk kitapları toplamaya çalışıyorum. Pekin ve Çinle ilgili kitaplar satın aldım. Koleksiyonuma Çinceden de kitaplar dahil etmiş oldum böylece. Read more

Günışığı’ndan 8. Yayıncılık Konferansı 20 Ekim’de Haliç’de

Türkiye’nin ilk ve tek yayıncılık konferansı 8. kez düzenleniyor. Günışığı Kitaplığı’nın pek çok edebiyatçı, yayıncı, editör, çevirmen, tasarımcı, illüstratör, akademisyen, telif ajansı, kitapçı, dağıtımcı, sivil toplum kuruluşu, kütüphaneci ve medyadan yetkilileri bir araya getirdiği konferansın bu yılki programına linkten ulaşabilirsiniz.

Aynı zamanda 8. Zeynep Cemali Edebiyat ödüllerinin dağıtılacağı konferans ülkemizdeki yayıncılığı uzmanlarla tartışıyor.

“İki Dil Bir Kitap” Serisi Büyüyor

Beyan Yayınları tarafından hazırlanan “İki Dil Bir Kitap” serisi genişletiliyor. İslam dünyasının önemli eserlerinden Osmanlıca metinlere, dünya klasiklerinden günümüz edebiyatına kadar uzanan geniş bir yelpazedeki eserleri Osmanlıca ve Arapça çevirileriyle birlikte yayınlıyor. Beyan Yayınları editörü Osman Koca, İki Dil Bir Kitap projesiyle dil farkındalığının yanı sıra entelektüel bilgiyi arttırmayı hedeflediklerini söyledi. Türkçe – Osmanlıca ve Türkçe – Arapça olarak çalışılan kitapların sayısının 60’ı geçtiğini belirten Koca, “Niyetimiz İslam’ın evrensel prensiplerini, dinin anlaşılmasını, sanat ve estetik sahibi Müslüman profilinin ortaya çıkarılmasını sağlamak. Bu nedenle özellikle genç kuşaklara faydalı olacak eserleri iki dilli biçimde basıyoruz” dedi.

“İlk eserimiz İmam Gazali idi”

Koca seçtikleri eserlerle Osmanlıca ve Arapça’da okuyarak da edebiyat zevki oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. “Tabi ki en başta en önemli niyetimiz İslam medeniyetine, edebiyatına, sanatına yön verebilecek eserler basabilmek” diyen Koca, “Bu nedenle ilk eserimiz İmam Gazali oldu” ifadelerini kullandı. Eserleri belirlerken oldukça titiz davrandıklarını da söyleyen Koca, “Birçok nüsha, birçok metin var ortada. Biz de dört basamaklı bir yol izledik. Önce isimleri belirledik, ardından eser tercihlerinde bulunduk. Sonra da hangi nüshaları esas almamız gerektiğini düşündük ve tabi en son kimlerle çalışacağımızı düşündük. Bu izlediğimiz yol eserlerin oldukça önemli baskılarının elimize geçmesini sağladı” şeklinde konuştu.

“Niyet sadece dil öğretmek değil”

Koca özellikle günümüz gençliğine yön verecek eserlere ağırlık verdiklerinin de altını çizerek şunları söyledi: “Ancak niyetimiz bir dili öğretmek değil, niyetimiz entelektüel bilgiyi sağlamaktı. Bu nedenle önemli bir seçki hazırladık. Arapça 30, Osmanlıca 34 kitabımız var şu an. Sayıları da artacak. Kitaplar arasında Küçük Prens de var, Cahit Zarifoğlu’nun eserleri de. Çalışma prensibimiz çok titizdi. Küçük Prens’i örneğin önce Fransızca aslından Türkçeye ardından da Osmanlıcaya aktardık.”

KAYNAK: YENİ ŞAFAK

Sektör sattıran algoritmayı keşfetti: Kitap değil, kitap simülasyonu

2000’lerin başında çok satan bir kitap söz konusu edildiğinde iyi edebiyat olup olmadığı konuşuluyordu; şimdinin çok satanlarının edebiyat olup olmadığını tartışıyoruz… Ama sonuçta bu kitapların da çokça seveni, okuyanı var… Bunu gözardı edebilir miyiz, “edebiyat değil” diyerek geçebilir miyiz?

Niye böyle oldu? Ve yeni tür yazın ve bu ekonomik şartlarda yayıncılık nereye doğru gidiyor? Akademisyen, yazar, eleştirmen ve sektörün bu alanda deneyim sahibi yayıncılarına sorduk… Baştan ipucunu vereyim, birden fazla katil var; sosyal medya en çok kurşun sıkanı! İşte Tayfun Atay, Semih Gümüş, Ümit Alan, Metin Solmaz, Yelda Cumalıoğlu, Cem Erciyes, Vedat Bayrak, İhsan Yılmaz ve Berbat Edebiyat ekibinin zihin açıcı gözlemleriyle yeni dönem yazarlığı ve yayıncılığı…

‘Yayıncılık sektörü algoritmayı keşfetti’

Yazar Ümit Alan, yeni tip ‘çok satan yazına’ bir isim koyuyor: Kitap benzeri ürün. Alan, “Her okuma, prestijli okuma değildir” tezini de ortaya atarak yayıncılık dünyamızın geleceğine fener tutuyor.

Ben bu kitapları, yayıncılık sektörünün algoritmayı keşfi olarak yorumluyorum. Başka bir deyişle, yapay zekânın editörlük mesleğini ele geçirmesi. Bu kitapları yazan insanlar, genellikle dijital medyanın algoritma düzeninde öne çıkmış insanlar. Milyonlarca iletinin içinde kendilerine alan açmışlar. Peki hangi kalite kriteriyle? Tabii ki algoritmanın kalite kriteriyle. O da nedir, çok beğeni alması, çok paylaşılması yazarına takipçi getirmesi vs.

KAYNAK:JOURNO

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ.

 

1 2 3 6